Anton Çehov

Tek bir sonuç gösteriliyor

Anton Çehov

Anton Çehov

Yazarın Eserleri
Daha detaylı bilgi için lütfen iletişim sayfamızdan bize ulaşın.

Anton Çehov Hakkında

Altı çocuklu bir ailenin üçüncü çocuğu olarak 29 Ocak 1860’da Taganrog’da doğdu. 1869 yılında Taganrog Klasik Gimnazyumu’na girdi. Taganrog oldum olası bir tiyatro kentiydi. Çehov 1873 yılında “Harikulade Yelena” temsilini izleme fırsatı bulduğunda tiyatro yaşamına girmiş oldu. Çehov erken yaşlarda tiyatro ve edebiyata ilgi duymaya başlar. Çehov’un bilinen ilk gençlik yapıtı, “Öksüzlük’ adlı piyesidir. Çehov Gimnazyum’u bitirdikten sonra Moskova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne girer. 1879 yılında Taganrog’u tamamen terk eder ve Moskova’ya yerleşir. Tıp Fakültesi öğrencisiyken mizah dergileriyle çalışmaya başlamıştır.

Yazarın ilk çalışması 9 Mart 1880 yılında Peterburg’da çıkan haftalık dergi ‘Strekoza (Kızböceği) dergisinde yayımlanan “Don Nehri Toprak Beyi Stepan Vladimiroviç N.’in Bilim Adamı Komşusu Doktor Fridrich’e Mektubu” adlı çalışmadır. 1880 ve 1881 yıllarında Çehov ‘küçük medyada’ on ikişer çalışma yayımlar. 1882’den itibaren ise yılda yüzden fazla çalışmaya imza attığı olmuştur. 1882 ve 1883 yıllarında yazdığı çok sayıda çalışma arasında “Şişman ve Zayıf”, “Bukalemun”, “Memurun Ölümü,”, “Albion’un Kızı” gibi ünlü öyküleri de vardır.

Yazar 1884 yılında Tıp Fakültesi’ni bitirir. Üniversiteyi bitirdikten sonra bugün birer Moskova varoşu olan Voskresensk ve Zvenigorod’ta doktor olarak çalışmaya başlar. Doktor olarak yaptığı çalışmalar Çehov’un sanatına da büyük katkılar sağlar. Çünkü “6 Numaralı Koğuş”, “Sıkıcı Bir Hikaye”, “İonıç”, “Kara Rahip” gibi yapıtları profesyonel bir hekim yazabilirdi ancak.

Üniversiteyi bitirdiği yıl Antoşa Çehonte’nin (yazarın takma adlarından en çok bilineni) altı öyküden oluşan ilk derlemesi “Melpomene’nin Masalları” yayımlanır. Çehov artık ‘küçük medyadan’ kurtulmuştur ve güçlü bir yayın organı olan ‘Yeni Zamanlar’ gazetesiyle 1890 yılı başına kadar (Peterburg) çalışır ve “Alacakaranlıkta” (1887), “ Somurtkan İnsanlar” (1890), “Piyesler” (1897) ve diğer derlemeleri gazetenin sahibi A.S. Suvorin tarafından basılır.

1888 yılında Çehov “Bozkır” novelini yazar ve bu çalışma yazarın Antoşa Çehonte’den Anton Pavloviç Çehov’a geçtiği yapıttır. Ve bu yapıt yazarın sanatında bir dönüm noktası olur. Bu kitaba kadar yazarın yapıtları mizah içeriklidir. Ama “Bozkır” novelinde

1890’lı yılların ilk yarısında Çehov Rusya’nın en çok okunan yazarlarında birisi olur, yapıtları değişik dergi ve gazetelerde çıkmaya başlar, ayrı ayrı derlemeleri baskı üstüne baskı yapmakta, edebiyat çevrelerinde büyük yankılar uyandırmaktadır. Yazar 1890 Haziran’ında toplumun gözünden uzakta, Rusya’nın en uzak köşelerinden birinde çile tamamlayan, hapishanelerde yatan, kürek mahkumu ve sürgün edilmiş insanların yaşamlarını incelemek için Sahalin Adası’na gider ve bunun üzerine “Sahalin Adası” yapıtını yazar. Çehov Sahalin’de bir araştırmacı, bir hekim ve bir sosyolog gözüyle çalışma yürütür. “Gusyev” (1890), “Köylü Kadınlar” (1891), “Sürgünde” (1894), “Cinayet” (1895) de bu gezinin izlenimleriyle yazılmıştır. Diğer yandan Rus edebiyatının belki de en korkunç yapıtı olabilecek “6 Numaralı Koğuş” da böylece ortaya çıkmıştır.

Doksanlı yılların ortalarında Çehov dramaturji alanında sanattaki ustalığının doruğuna ulaşır. 1895 yılında “Martı” piyesi üzerinde çalışmaya başlar. Bunu “Üç Kız Kardeş”, “Vişne Bahçesi” ve “Vanya Dayı” adlı tiyatro yapıtları izler.

Çehov taşra yaşamını yakından tanımak amacıyla 1992 yılında Moskova yakınlarındaki Melihovo kasabasına yerleşir ve burada Çarlık yönetimi tarafından sansürlenme kararı alınan ‘Köylüler’, ‘Köylü Kadınların Saltanatı’, taşra yaşamının içinden çıkılmaz bir bataklık olduğunu anlatan “Taşralı” (Yaşamım) ve yine başyapıtlarından biri kabul edilen “Asma Katlı Ev” novelleri ve diğer pek çok yapıtı kaleme alır. Olgunluk döneminin ürünü olan bu yapıtlar Çehov’un toplumsal yaşama eleştirel gerçekçi yaklaşımının en önemli ürünleri arasında kabul edilir.

Verem hastalığı olan Çehov’un Melihovo’yu terk edip güneye, Yalta’ya yerleşir. Yalta’da geçirdiği son yıllarda aralarında Melihovo yaşamından kesitlerin ağır bastığı “Çukurda”, “Küçük Köpekli Kadın”, “Piskopos” uzun öyküleri ve “Vişne Bahçesi” piyeslerini yazar.

Çehov, doktorların ısrarları sonucu eşiyle birlikte gittiği Almanya’da, 15 Temmuz 1904 yılında yaşamını yitirmiştir. Çehov’un mezarı, Nazım Hikmet’in mezarının da bulunduğu Novodeviçe Mezarlığı’ndadır. Çehov 44 yıl yaşamış, ancak bu kısa dönemde sayısızca öykü ve novel, piyesler, birkaç vodvil ve ‘Sahalin Adası’ gibi dev bir yapıt da bırakmıştır. Dünyanın dört bir yanında sahne almayı sürdüren dört ünlü tiyatro başyapıtı olan piyesleri yanında, “Küçük Köpekli Kadın”, “Kabuğuna Çekilmiş Adam”, “Taşralı”, “Düğün” başta olmak üzere sayısızca yapıtı sinemaya uyarlanmıştır.