Kaos GL Türcülük 158. Sayı

10,00 TL

- +

Richard Ryder’ın 1970’lerde ortaya attığı bir kavram olan türcülük (“speciesism”) insan dışı canlıların sömürülmesi ve ayrımcılığa maruz kalmasını meşrulaştıran “insan üstünlüğü” iddiası olarak özetlenebilir.

Türcülük yaşamın ve ölümün her anında sistemi şekillendiren bir ideoloji-söylem bütünü olarak önümüzde duruyor. İnsan dışı canlıların ölü bedenleri bile insanlardan farklı bir dil ile tanımlanıyor. “Hayvan” olmanın kendisi hem söylemsel hem de fiziksel düzeyde bir hakaret aracı olarak kullanılıyor. “İnsandışılaştırma” gücünü türcülükten alarak diğer ayrımcı ideolojilerle işbirliğine girişiyor.

Peki türcülük heteroseksizmle nasıl işbirliği yapıyor? Hayvanların sömürülmesini meşrulaştıran arka plan ne? Hayvan sömürüsü ile nefret ideolojileri olan homofobi, bifobi ve transfobi arasındaki ilişki nasıl kuruluyor? Bilimin ve çeşitli düşünce sistemlerinin iddia ettiği gibi türler arasında aşılmaz ayrımlar var mı? Zorunlu heteroseksüellik ile “zorunlu etoburluk” arasında nasıl bir ilişki var? Cinsel kimliği düzenleyici söylemler ile beslenme kimliğini düzenleyen söylemler arasında bir ilişki kurulabilir mi? Hiçbir türün çocuğu olmayan, yetim ve aynı zamanda kendisinin annesi olan koyun Dolly ataerkil akrabalık sisteminin cinsiyet ikiliklerini aşarken ‘insansonrası’ için bize ne söyler? sorularıyla hazırlamaya başladığımız bu sayıya oldukça önemli katkılar geldi.

N. Ezgi Oral’ın “Benim de İnsan Arkadaşlarım Var” başlıklı yazısıyla başlayan Türcülük dosyamızda Oral, “İnsan nedir? İnsan doğulur mu yoksa insanlık olunan/ bahşedilen bir statü müdür? sorusuyla türcülük ve diğer diğer ayrımcılık pratiklerinin nasıl iç içe geçtiğini aktardı. Hayvan endüstrisinin bedenleri nasıl birer eşya haline getirdiğini “Eşya Bedenler” yazısıyla Gülce Özen Gürkan tartışmaya açtı. “Sevmeyelim de taşa mı dönelim”: “Şu duygusallar” hakkında bir yazı’ da ise Ezgi Burgan türcülük ve heteroseksizm arasındaki işbirliğinden duyguyu, duygusallığı, sevgiyi ikincilleştiren bir “akılcı” perspektifle sıyrılmanın mümkün olamayacağını, bu işbirliğinin yalnızca ikili ve hiyerarşik cinsiyet/ tür kategorilerinin oluşturulup normalleştirilmesiyle değil aynı zamanda akılduygu ikiliğine dayandığını yazdı. Aslı Alpar, Hüner Zuhal ile hayvanları sevmenin türcülük karşıtı mücadeledeki anlamına dair hem oldukça önemli hem de bir kadar sıcak bir sohbet gerçekleştirdi. İpek Yüksek ise hayvan özgürlüğü mücadelesinin teorisi ve veganlığın pratiği üzerine yazdı. Gizem Ünveren ve Kadim Fırat, Karşı Lig’de türcülük karşıtlığının gelişimi ve her geçen sezonla birlikte yaptıkları çalışmaları aktardı.

Umut Erdem,"Veganlık, İnsan Harici Hayvanların Hakkını Savunmak-tır“ başlıklı yazısında hem neden vegan olmamız gerektiğine dair hem de nasıl olacağımıza dair önemli paylaşımlarda bulunurken, Rasmus Rahbek Simonsen'ın Queer Vegan Manifesto’su ve Carol Adams'ın Etin Cinsel Politikası’na dair de önemli eleştirilerde bulunuyor. Hilal Demir, Umut Gü-ner ve Seyhan Arman ise bizlerle ev arkadaşlarının, Rita’nın, Bobi’nin, Fıtı’nın hikayesini anlattı.

Kapak ve Umum’da ise İris Ergül’ün çalışmaları yer aldı. Bu sayıya katkı sunan herkese teşekkürler. Bir sonraki sayımızın dosya konusu ise “Mi-zah”, katkılarınızı 10 Şubat’a kadar editor@kaosgl.org adresine bekliyoruz.

Keyifli okumalar.

Henüz hiç okur yorumu eklenmemiş. İlk yorum yazan siz olun!

Yorum yaz!

Kaos GL Türcülük 158. Sayı

Kaos GL Türcülük 158. Sayı