SERMAYENİN COĞRAFYASI: YAYILAN SERMAYENİN DARALAN MEKANLARI

0101

20,00 TL

-35%

13,00 TL

- +

Günümüz dünyasını düşünürken sıklıkla birbirine tezat kavramları kullanıyor; birbirini dışlar gibi görünen olgulara atıfta bulunuyoruz. Dünyamız hem küreselleşiyor hem küçülüyor. Hem zenginlik artıyor hem yoksulluk yaygınlaşıyor. Hem daha lüks otomobiller hem daha ucuz gıda mamulleri üretiliyor ve her ikisi de alıcı buluyor. Bir yandan medya aracılığıyla dünyanın en uç köşesindeki ülkelerin turistik mekânları, yöresel tatları hakkında bilgi sahibi oluyoruz, ufkumuz genişliyor. Bir yandan da bu ülkeleri gidip görmek için hiç zamanımız olmuyor. Artık gerçekleştiremediğimiz daha çok hayalimiz var. Daha çok insanla tanışıyoruz, daha az insanla konuşuyoruz. Teknoloji sayesinde işler kolaylaşıyor; ama işler kolaylaştıkça biz daha çok çalışıyoruz, iş yerinden giderek daha geç saatte çıkıyoruz. Yaşadığımız şehir ise sürekli inşaat halinde. Sürekli yapılıyor, yıkılıyor; sonra yeniden yapılıyor. Ancak her defasında bize nefes alacak daha az yer kalıyor. Dahası, tezatların ve zıt eğilimlerin egemen olduğu bu düzen parçalanmıyor da. İki tarafından tutulup çekiliyormuşa benzeyen bu halat kopmuyor.

 

Sermayenin Coğrafyası: Yayılan Sermayenin Daralan Mekânları işte bu tezat olguların birbiriyle nasıl ilişkili olduğunun ve dahası birbirini nasıl beslediğinin bir anlatısı. Bu anlatının merkezinde ise sermayenin karlılık gereksinimi var. Buna göre sermaye hem yayılıyor hem de yoğunlaşıyor. Hem de bu ikili hareket birbiriyle çelişmek şöyle dursun, birbirini doğuruyorlar. Sermaye ne kadar çok yayılırsa, o kadar çok yoğunlaşıyor ve ne kadar fazla yoğunlaşırsa, o kadar geniş alana yayılma ihtiyacı içine giriyor. Ayşegül Kars Kaynar’ın David Harvey’e atıfla anlattığı bu ikili hareket, günümüz toplumsal ilişkilerini ve toplumsal mekânı düzenleyen en önemli dinamik.   

 

Sermayenin hareketinin ardındaki bu ikili dinamiğinin açığa çıkarılması, yaşadığımız toplumun güncel sorun alanlarına açıklama getirmesi nedeniyle önem taşıyor. Bunların başında esnek üretim, taşeronlaşma, küresel bant tipi üretim ve tüketim toplumunun birbiriyle olan bağı geliyor. Üretimin mekânsallığı bir nevi, ipliği Bursa menşeli olan ancak Endonezya’da dokunan kumaşların nasıl olup da New York’da bin dolarlara satıldığının öyküsü. Bir başka açıdansa kitabı okurken plazaların hijyenik ve lüks ortamında çalışan ve de gecekonduda yaşayan göçmen işçilerin hayatını görmek mümkün. Kitabın başarısı sermayenin hareketinin mekanla ve toplumla kurduğu ilişkinin her aşamasında yarattığı çarpıklıkları, tezatları ve eşitsizliği meydana çıkarması ve yalın bir anlatımla okuyucunun önüne koyması: “Kapitalizmin mekânları, eşitsiz ve bileşik gelişimin mekânlarıdır. Mülkiyet ilişkilerinden türeyen eşitsizlik, kendisini hem devletler içinde hem de devletlerarası sistemde göstermiştir. Sermayenin mekân üzerinde daha fazla yayılması ve yoğunlaşması, eşitsiz ve bileşik gelişimin ölçeğinin de giderek küçülmesi yönündedir.”  

 

Sermayenin mekânla kurduğu ilişki akla evvela kent mekânının metalaşmasını getiriyor. Kâh kentsel dönüşüm kâh üçüncü havaalanı; kâh Galataport ihalesi kâh Haydarpaşa Garı’nın özelleştirilmesi derken halkın kullanımına açık mekânlar birer birer sermaye sahiplerine satılıyor. Kent mekânının metalaşmasının toplumsal gerginliklere mahal verdiğini de görüyoruz. Taksim Meydanı’nın yegâne yeşil alanı olan Gezi Parkı’nın yıkılarak yerine alışveriş merkezi inşa edilmesini durdurmak için 2013 Haziran’ında başlayan ve kısa zaman içinde tüm ülkeye yayılan protesto dalgasını unutmak mümkün değil. Bu ulusal protesto dalgasında siyasi iktidara, neo-liberal politikalara ve kapitalizme karşı gösterilen tepkiler halkın “kent hakkı” ve “çevre hakkı” olduğu taleplerinde somutlaştı. Kent mekânlarının metalaştırılmasına gösterilen tepkiler o kadar büyüktü ki, çoğu yerde alışveriş merkezi inşaatlarının polis koruması altında yürüdüğünü söylemek yanlış olmaz. Kitapta bu toplumsal gerilimlerin izlerini bulmak da mümkün.

 

Sermayenin Coğrafyası toplumsal mekân ve sınıf ilişkilerini sermayenin hareketleri temelinde değerlendirmeye tabii tutan ve bu değerlendirmeyi yaparken de piyasalaşma, ölçek sorunu, çevre-merkez oluşumu gibi literatürün temel kavramlarını tartışmaya açan bir eser. Bu nedenle okunmayı hak ediyor.   

Henüz hiç okur yorumu eklenmemiş. İlk yorum yazan siz olun!

Yorum yaz!

SERMAYENİN COĞRAFYASI: YAYILAN SERMAYENİN DARALAN MEKANLARI

SERMAYENİN COĞRAFYASI: YAYILAN SERMAYENİN DARALAN MEKANLARI