{"product_id":"kaos-gl-205-sayi-toplumsal-cinsiyet-karsitligi-2","title":"KAOS GL 205. Sayı – Toplumsal Cinsiyet Karşıtlığı-2","description":"\u003cp\u003e\u003cb\u003eKaos GL’den\u003c\/b\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e“Toplumsal cinsiyet karşıtlığı – 2” dosyamızla merhaba. Bu temayı tek sayıda ele almak için yola çıksak da, sizlerden gelen katkılar ve tartışmayı derinleştirme ihtiyacı bu sayımızı da aynı dosya konusuyla çıkarmamızı sağladı.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eBiz sayıya hazırlanırken, özellikle Mabel Matiz’in başına gelenler sansür gündemini ve esasen içimize de sinen ahlakçılığı ve muhafazakarlığı da sorgulama ihtiyacı yarattı. Bu sebeple 2026’nın ilk sayısında “Perperişan” dosyamızla karşınızda olacağız.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eToplumsal cinsiyet karşıtlığının ilk sayısında, meseleyi kavramsal ve genel boyutlarıyla ele alan yazılarla meseleye bir giriş yaptık. Bu sayıda ise; farklı alanlardaki yansımalarını, teorik ve pratik sonuçlarını tartışıyoruz. Dosyamız, iki sayıyı birbirine bağlayan çerçeve yazımızla açılıyor. \u003cb\u003eYıldız Tar\u003c\/b\u003e; ideolojiden piyasaya, piyasadan siyasete toplumsal cinsiyet karşıtlığını tartışıyor ve toplumsal cinsiyet karşıtlığının nasıl kendi sermaye ve piyasasını kurduğunu ortaya koyuyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eHemen ardından \u003cb\u003eBerfu Şeker\u003c\/b\u003e, \u003ci\u003e“doğal düzen kimin düzeni”\u003c\/i\u003e diye sorarak ataerkil aile, faşizm ve Türkiye’de toplumsal cinsiyete yönelik saldırıları ele alıyor; Aile Yılı icraatlarını neoliberal faşizm bağlamında tartışıyor. Geçtiğimiz sayıda ilk bölümünü yayımladığımız \u003ci\u003e“İnkâr, tahakküm ve sosyal mühendislik: İslamcılığın toplumsal cinsiyet karşıtlığı” \u003c\/i\u003ebaşlıklı yazının son bölümünde \u003cb\u003eRemzi Altunpolat\u003c\/b\u003e, başlattığı kuramsal tartışmayı güncel örneklerle zenginleştiriyor. \u003cb\u003eNiyaz Uslu\u003c\/b\u003e ise tam da Altunpolat’ın bıraktığı yerden trans hakları için çalışan yerel siyasetçi \u003cb\u003eShahzadi Rai\u003c\/b\u003e söyleşisi ile Pakistan’da yaşananları aktarıyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eBu sayıda bir diğer yazarımız \u003cb\u003eÖzgür Sevgi Göral\u003c\/b\u003e, \u003ci\u003e“bizi birbirimize bağlana görünmez bağlar”\u003c\/i\u003e üzerinden toplumsal cinsiyet karşıtlığıyla mücadele ittifakların önemine dikkat çekiyor, \u003ci\u003e“bir ilişki, çatışma ve bağ kurma biçimi olarak dayanışmadan”\u003c\/i\u003e bahsediyor. Dosyadaki bir diğer söyleşimiz, Rusyalı trans aktivist \u003cb\u003eKate Messorosh\u003c\/b\u003e ile. Messorosh, \u003cb\u003eOğulcan Özgenç\u003c\/b\u003e’e \u003ci\u003e“Rusya’da onur talebinin yerini hayatta kalma hedefinin nasıl aldığını”\u003c\/i\u003e anlatıyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eDosyanın, “çuvaldızı kendimize batıran yazısı” ise \u003cb\u003eZeliha B. Cenkçi\u003c\/b\u003e’den geliyor. \u003ci\u003e“Yeterince queer miyim” \u003c\/i\u003ediye soran Cenkçi; queer alanlarda norm üretimi ve toplumsal cinsiyet kimliklerinin metalaşmasını iptal kültürü, şefkat ve sorumluluk kavramları ışığında tartışmaya açıyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cb\u003eElif Ceylan Özsoy,\u003c\/b\u003e Pakistan ve Rusya örneklerini Birleşik Krallık’taki trans karşıtı dalga ile birleştiriyor; bedenlerin kendi kaderini tayin hakkının nasıl engellendiğini çarpıcı bir şekilde gösteriyor. \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cb\u003eYunus Kara\u003c\/b\u003e, sosyal hizmeti \u003ci\u003e“toplumsal cinsiyet karşıtlığı üzerinden iktidarın aracına dönüşen bir meslek”\u003c\/i\u003e olarak tariflediği yazısında koruma rejimini eleştiriyor. \u003cb\u003eEmir Okul\u003c\/b\u003e, patriyarkal devletin kuruluşuna ve hayatlarımızı kuşatma motivasyonuna kısa bir bakış atıyor. \u003cb\u003eSarphan Uzunoğlu\u003c\/b\u003e ise, \u003ci\u003e“Diyet kola bağımlısı teknoloji lordlarının çağında toplumsal cinsiyet ve medya”\u003c\/i\u003e diyerek meselenin dijital alandaki yansımalarına bakıyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cb\u003eAnlatı Gücü İttifakı\u003c\/b\u003e’nın çalışmalarını aktardığı yazısını, \u003cb\u003eSena Kağnı\u003c\/b\u003e’nın kişisel deneyimleri ile siyasal olanı birleştirdiği \u003ci\u003e“Dolaptan ancak çıkarabildiğim birkaç mülahaza: Kadın özgürleşmesi özelinde toplumsal cinsiyet eşitliğinden korku”\u003c\/i\u003e başlıklı yazısı takip ediyor. \u003cb\u003eSeymen Doğan\u003c\/b\u003e ise, Mabel Matiz ve Manifest’in başına gelenleri toplumsal cinsiyet karşıtlığı ekseninde ele alıyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cb\u003eOzan Ulaş\u003c\/b\u003e’ın arkeoloji disiplinine kuşbakışı bir bakış attığı ve Antik Yunan’daki queer deneyimleri ele aldığı yazısı ve \u003cb\u003eMurat Can Akbaş\u003c\/b\u003e’ın \u003ci\u003e“Toplumsal cinsiyetin inkârı: Kurumsallaşan bir fantezinin anatomisi”\u003c\/i\u003e yazısı ile sayımız sonlanıyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003ePerperişan hallerimizi tartışacağımız bir sonraki sayımızda görüşene kadar, umutlu günler dileriz…\u003c\/p\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248733729013,"sku":"9770130250156-205","price":80.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/kapak_8635697d-7845-4ce6-ad30-5489f6ead96e.jpg?v=1781039333","url":"https:\/\/notabene.com.tr\/en\/products\/kaos-gl-205-sayi-toplumsal-cinsiyet-karsitligi-2","provider":"NotaBene Yayınları","version":"1.0","type":"link"}