Fotoğraf: Derviş Meşe

BENİ KANDIRAMAZSINIZ - Fatma Nuran Avcı

Bu evin sahibi nasıl mı oldum? Hayır. Yanlış değil, doğru anladım. Hangi gayrimeşru yollarla demek istediniz. İtirazınızı kabul etmiyorum. Nezaketten uzak, biçimsiz sualinize hiçbir karşılık vermemek lazım da, sualinizden çok bu şüphe dolu, alaycı bakışlarınız rahatsız etti beni. Belli ki hakkımda çıkan asılsız dedikoduları öğrenip gelmişsiniz buraya. İnkarın faydası yok. Kesmeyin sözümü. Sizden önce gelenler de sorular sorardı ama hiçbiri bu kadar ileri gitmemişti. Çok yaşayın. Mendiliniz varmış, iyi ki. Daha boynunuzu eğerek girdiğiniz kapımda başladı her şey değil mi? Gösterişli evimin, geniş pencerelerine baktınız, bir de daracık, alçacık kararmış doğramaya değil mi?

Annem yani halam ufak tefek bir kadınmış. Babam yani eniştem de boydan fukara. Benim talih de böyle dönmüş zaten. Dizlerimden aşağısına bakmış eteğimi kaldırıp… Esmerliği, kısalığı görünce bu kız, demiş, bana benziyor, Zehra. Annemin yüzünü hatırlayamıyorum ama ağbim… Onun sardığı kolları, yüzünü, incir kokusunu… 

Boğazıma yapışır bazen… Uzun sürmez, geçiverir. Teşekkür ederim. İki yudum kafi. Su gibi aziz olun. İyiyim şimdi. Antika mı dediniz bardağım için? Olabilir. Bir eşya ne zaman antika sayılır ki? Bilmiyorum. Pahalı tabii ki. Manevi değeri var, evet. Taşınırken kırılır mı? Ne demek şimdi bu? Kullanışlı, kaloriferli bir evde mi otursam? Sizin aklınızdan geçenleri tahmin etmem zor. Mamafih şu bir hakikat; iyi niyetli değilsiniz beyefendi. Temizliği, bakımı mı? Kapayın hemen ağzınızı, çok yaşayın ilahi… Neden bakıyorsunuz ceviz büfeme? Yoksa siz de… Porselen takımımı fark ettiniz değil mi? Dikkatlisiniz. Aklınızdan bile geçirmeyin. Veremem kusura bakmayın. Yanlış anlamış olabilirim ama bana hak verin lütfen. Tecrübeliyim. Alenen isteyeni de, çalanı da gördüm ben. Kapatalım bu tatsız mevzuyu. Kahve ikram edeyim size. Misafirim sayılırsınız. Maaşınızı ben versem de… Çağırayım. Mutfaktadır ya da bahçede… Neredesin? Gül… Gül… Gül… Yaşlılığıma verin. Öyle ya seneler evvel evlenip gitti. Hayırsız. Beğenmediydim kocası olacak adamı. Olmaz, dediydim. Dinlemedi. At arabası varmış hurdacının. Bakar mısınız akılsızın üç kuruşluk sevdasına? Bohçacılık yaparmış, anası gibi. Bir karın doyurmak değil miymiş? Has ipek yüzlü yorganlarından veriver, vişne çürüğünde gözü varmış. Arsız. Onlar evet. Kaç tane mi var orada? Neden güldünüz? Fazla meraklı olduğunuzu hatırlatmak isterim. Meslek sahibi birisiniz. İtinalı kılığınızla bu kabalığını yakıştıramadım.

Nasıl yani? Konuşuyoruz işte. Sıkıldınız mı? Neden gezeceksiniz evimi? Satılık değil ki evim. Başıma falan yıkılmaz. Gıcırdayacak tabii ki yerler. Sağlamdır, emin olun. 43 zelzelesinde çiviler girdi çıktı, çıktı girdi. Direkler eğildi rükuya varır gibi… Cama koştum. Yarıldı sokak. Düştü kadın. Saçları kaldı yarıkta. Gözlerimi kapattı babam elleriyle. Kucakladı. Bahçeye çadır kurduk. Bitmedi beyefendi. Sonra 67, sonra 99. Zelzele nedir bilir misiniz? Yaşıma saygınız olmasa da olur ancak bu evin yaşadıklarına hürmet etmek zorundasınız.

Bağışlayın. Sesimin tonunu ayarlayamadım. Vaktinizi alıyorum yok yere. O zaman verin kiralarımı gidin. Para vermeye gelmediniz mi? Ne demek istiyorsunuz? Gözlerime iyi bakın. Kandırılacak birine benziyor muyum sizce ben? Dükkanlarım, tarlalarım, iratlarım pek çok. Öldü mü kiracılarım? Neden bahsediyorsunuz? Haberleri falan dinlemem ben. Görüşmem, konuşmam hiç kimseyle. Ne, ne demek o? Salgın mı? Bu ismi, hastalığı hiç duymadım. Bu koltuktan kalkmıyorum ihtiyacımın haricinde. Dört aydır neler neler mi oldu? Çok uzun mu bu süre? Gavur Çinlilerden mi bulaştı? Sarı ırklılar hani. Mukaddes kitapta yecüc mecüc diye geçer. Kıyamet habercisi yani. Tefsir okurdu babam ama fotoroman okumama ses çıkarmazdı. Bakın orada hepsi.

Benim kitaplarım onlar. Ne zararı var size? Saçmalamak mı? Neden laftan anlamayacakmışım, deli miyim ben? Gidiyor musunuz, neden kalktınız ayağa? Yine mi? Silin güzelce burnunuzu. Zannetmiyorum. Toz size dokunuyor, demek ki. Benim hiçbir şeyim yok. O kadar olacak. Onca yaşım bir yerimden belli olmalı, değil mi? Eklem romatizması ekseriyetle rastlanan bir hastalıktır. Benim de ellerimi sevdi. Pamuklu eldivenim, terletmiyor. Sızı mı? Geceleri biraz. Yemek pişirmesini bilmem ki. Merakınız yine galebe çaldı. Mahzenim, kilerim var elbette. Yoğurt kapları mı? Kocam severdi. Muntazam duruyor hepsi, değil mi? Size ne canım bundan?

Nedir bu kağıt parçaları? Mecbur tutamazsınız beni. İmzalamıyorum. Oğlumu çağırın bana. Ulaşılmıyor mu? Hayır hayır oğlum yaşıyor. İşinden gücünden vakit bulup arayamaz, unutmuştur. Gelecektir, muhakkak. Borç ertelendi, sen merak etme dedi, oğlum. Ne zaman mı gitti? Bilmem. Saatler, takvimler tavanarasında. Yok. Yok anlıyor musunuz? Annemin, babamın üzerine yemin ederim bilmiyordum. Neden oyalayayım sizi?

Ne hakla hakaret edersiniz aile büyüklerime? Onlar olmasa şu an nerelerde yaşıyor olacaktım, kimin kızı, kimin karısı olacaktım, biliyor musunuz? İma ettiniz. Yüzünüzde aynı ifade var. Küçümseyen, dudak büken. Bu da biçimsiz sorularınızdan. Size ne bundan? Kimim, kimsem yok, yok. Kocamın akrabaları mı? Bir bayramda geldiler. Çoluk çocuk. Servetimin peşinde hepsi. Geçim derdi, boğaz derdi, ev sahiplerini anlattılar. Kovmadım ama bir daha açmadım kapımı. Münasebeti kestim. Çok yaşayın. Ben bu deyişe güler geçerim. Hapşırır dururdu o da. Kim olacak kocam. Altmış bir yaşındaydı. Anlayacağınız çok yaşamadı.

Ölüm bu. Emir gelir Azrail meleğine. Neden öldüyse öldü? Katili ben miymişim gibi bakışlarınız. Neyi anlamıyorum, söyleyin. Bu hastalık, mikrop mudur nedir, nasıl bir şey? İnanmamı beklemiyorsunuz değil mi? Duymadım, diyorum. Haberim yok, diyorum. Sokağa bakmam ki. Kimseyle selamlaşmam. Güvercinlerden düşmüştü tüyler. Kediler de gelmez olmuştu. Burnum duruyor burada. Yok koku falan almadım. Gaz lambası yakarım geceleri. Karanlığı severim. Oğlumdan size ne beyefendi? Saygıda kusurunu görmedim bugüne kadar. Niye oğluma bulaşsın hastalık? Bulaşmaz ki…

Yalan söylemeyi beceremiyorsunuz? Henüz dolandırıcılık mertebesinde acemisiniz. Kağıtları neden okuyacakmışım? Hastane raporunun sahte olmadığını nereden bileyim? Mezarı yok ne demek? Yüzlerce ceset çöp poşetlerinde mi? Muazzam bir hayal gücünüz var. Evimin tapusu ne arıyor sizde? İpotek ne demek bilirim tabii ki. Borç mu, oğlum yapmamıştır? Bir yanlışlık olmalı. Hayır. Durun. Lütfen gitmeyin. Otuz günde mi boşaltacağım? Aktörlüğe heves etmiş olabilirsiniz. Fakat kabiliyetli değilsiniz. Beni kandıramazsınız beyefendi. İmkanı yok bunun. Zalimane düşüncelerinizi kendinize saklayın ve terk edin evimi. Dikkatli olun kapımdan çıkarken, eğin o akılsız başınızı.   

SON CEVİZLİK - Fatma Nuran Avcı  

New Account Register

Already have an account?
Log in instead Veya Reset password