BULAŞ - Belma Fırat

"Mühendis mi demiştin?"

Garson, viskileri mesafeli bir nezaketle masanın üstüne bıraktı. Fonda çalan Buddha-Bar ve minimalist dekorasyonuyla, salgın tehlikesi atlatıldığından bu yana İstanbul’un kalburüstü zümresinin tercihi haline gelen bu mekân, elbette buraların müdavimi olan Utku’nun seçimiydi.

Atilla ve Utku. Geçmişin hatırına. Çocukluk hayalleri. Ergenlik sırları. Nedenlerini tüketmiş derin bir sevgi. Anlamsızlık. Öyle işte. Koparsın ama kopamazsın. Çünkü sivilce basmış suratlarınızın günlüğünü tutmuş, popüler oğlanların kaptığı kızların ardından bakakalmışsınızdır. Çünkü, evdekiler yatınca,  çüküne prezervatif takıp, tuvalette gizli gizli otuzbir çektiğini bilen sadece odur.

“İnşaat mühendisi.”

“Yapma yaa…” dedi Atilla. Başını önüne eğdi. “Cenazesine gidemedik.”

“Nasıl gelecektiniz. Bir ben, bir de hoca.”

Tek seferde yuvarladı viskisini. “Van’da çekimdeydi. Orada defnettik.” Garsonu arandı. Boş bardağı işaret etti. “Hiç bulaşmayacaktı. Libya’da inşaatlarda para basmak varken. Bıktıysan elin çöllerinden, memlekette kaymak gibi kentsel dönüşüm. Mühendislik ona göre değilmiş. Tutkularının peşinden koşacak diye. Varını yoğunu. Esas virüs diyorum, yani. Film çekecekmiş. Değdi mi?”

“Ümran teyze?”

“İki yıl oluyor. Yası atlatamadı henüz. Eksiği yok. Durumu iyi. Durumum iyi.”

Utku, garsonun tazelediği viski bardağına dikti gözlerini. Doğruya doğru, altında şoför, süper lüks villa, bankada kabarık hesap, düzgün eş, iki çocuk. Yüksek ciro. Hiç de fena sayılmazdı durumu. Virüs ona bulaşmamış, bilançosunu vurmamıştı. Boşalmış bardağını işaret edip, “Söyleyelim tazelesinler,” dedi Atilla’ya. Atilla, gönülsüzce saatine baktı. “Bu son olsun ama.”

“Gazetede durumlar?”

“Bırakıyorum gazeteyi,” dedi Atilla. “Çok fotoğraf birikti. Projeyi tamamlamak için bana zaman lazım.”

 “Proje derken?” 

"Salgının sınıfsal etkileri. Borsada karşılığı yok."

“Sen daha alay et. Kıçın sıkışınca anlarsın.”

Sessizlik, Utku’nun sabırsızlığını test edercesine sakız gibi uzadı.

“Oğlum bak… Ne geçecek eline. ”

Sözler duvarlarının yankısında karantinada kaldı. Ne zaman başlamıştı bu? Birbirlerine sarf ettikleri sözler yani. Sözler… Ne zamandır bulaşmıyorlardı birbirlerine? Bulaşıp anlaşmıyorlardı?

 İlk Atilla denedi. Çünkü işte… O otuzbir yüzünden. Çünkü… Yani, mecburdu.

“Fotoğrafa nasıl başladım, hiç anlattım mı sana?” diye sordu. “Hani babanın çektiği filmlerden birinde, figürasyonda çocuk oyuncuya gerek olmuştu da çeke çeke seni götürmüştü. Sen de beni.  Kameranın arkasında durup çekimi izlemiştim. Molada baban bana da baktırmıştı objektiften. Bir yandan da resimlerle hikâye anlatmak üstüne tek kelimesini bile anlamadığım, sadece kalbimle duyabildiğim bir şeyler anlatmıştı. O gün, o objektiften, babanın sesinden, bir şey bulaştı bana. Bir şey... Yakalanmıştım. Opera gibiydi. Yoğundu. Yüceydi. Sarpa sarmıştı. İşte ben, ondan sonra, hep bir fotoğraf makinesi edinmek istedim. Pahalıydı, söyleyemedim bizimkilere. Gazetecilik yüksek okulunda fotoğraf kulübü olduğunu duyunca da…”

Utku, enseye tokat günlerinin samimiyetine kavuşmanın erinciyle gülerek sözünü kesti Atilla’nın,  “Tamam oğlum. Dramatikleşme. Bizim peder bana bulaşamayınca. Eh, çünkü birilerinin sorumluluk sahibi olması gerekir hayatta. Sana takmış. Anladık.”  

“Galiba öyle. Hatırlar mısın, senin Pelin’i de ne çok desteklemişti baban, güzel sanatlara girmesi için. Bu arada inanmazsın, birkaç hafta önce Rumeli Caddesi’nde rastladım Pelin’e, sergi hazırlıkları varmış. Davet etti. Serginin temasını da söyledi. Bulaş.”

Utku’ya bir sıkıntı bastı, teneffüs bitti, söz karantinaya hapsoldu yeniden. Hafifçe kravatını gevşetti, “Yıllar oldu Pelin’i görmeyeli, orta yaşı geçtik, yaşlanmıştır,” dedi. “Vallahi çok iyi görünüyordu,” diye heyecanla yanıtladı Atilla. “Sanki yıllar ona yaramış. Sizinki de amma büyük aşktı. Ona ne şiirler yazmıştın. Bak, senin de kalemin kuvvetliydi. Zamanında bir dergiye falan gönderecektin onları.”

Utku mahcup, gülümsedi. “O işler karın doyurmuyor. Gençlikte kızları tavlamak için. Eh işte, çiziktirdik bir şeyler.”

“Sahi, siz Pelin’le niye ayrılmıştınız ki?”

“Birader,” oğlumun yerini birader almıştı şimdi, “üniversitede çok… İşte entel dantel bir şeyler oldu buna. Hadi idare edelim. Edelim ama tipi de çok marjinalleşti. Burnunda hızma, saçlara mavi gölgeler attırmalar falan. İş ortamı kaldırmaz. Yanında doğru düzgün biriyle görüneceksin. Anlatmaya çalıştım. Sergisinin teması da “Bulaş”mış. İyi, güzel, aferin. Şimdi, pardon da ben anlamıyorum, niye böyle ayrıksı şeylere bulaşıp durdu da ben azıcık sağduyu bulaştıramadım buna. Neyse… Boş ver. Geçti gitti. Tazeleyelim mi?”

“Yok, kalkıyorum ben, Selda bekler.”

Utku tekrar boşalan viski kadehini göstererek, garsona işaret etti. Şiir defterleri neredeydi acaba? Geçenlerde badana boya yapılırken, Zeynep büyük bir temizlik işine girişmişti evde. Koliler dolusu ıvır zıvırı, eski dergileri, çocukların kullanılmış okul kitaplarını falan atmıştı. Belki onlar da araya kaynayıp gitmişti kim bilir. Viskisi gelsin diye sabırsızlanmaya başladı. Salonu gözleriyle taradı. Barda oturan sarışın kadında durdu. Vücudu taş ama kısa saçlı, diye düşündü. Yatakta hiç de çekici bulmazdı kısa saçlı kadınları. Fakat yine de kadından yayılan bir şey… Bir de şey… Başka bir şey… Öyle şeylere bulaşma oğlum. Babasının nikâhtan önceki nasihati. Ruhun ölür, demişti. Aman sen de. Kadına yeniden baktı. Öldüren cazibe. Ben zaten ölüyüm. Yaşayan ölü. Zombi. Viskisini getiren garsona yüklü bahşişle birlikte, üstünde kabartmalı harflerle CEO yazan business kartını uzattı. “Bayana benden bir içki götür.” Garson, el çabukluğuyla bahşişini cebine koyup hızlı adımlarla bara doğru uzaklaştı. Utku, son model iphone’unu eline aldı ve “Karıcım” tuşuna bastı:

“Aşkım, Atilla’yla sohbet uzadı, beklemeyin.”

Telefonu kapatırken bardaki sarışın kadın, elindeki viski kadehini Utku’ya doğru kaldırdı. Beklediği işaret gelmişti. Gevşetmiş olduğu kravatını düzeltti, sandalyenin arkasına astığı kaşmir ceketini sırtına geçirdi ve bara doğru seğirtti.

ALIŞIN BURADAYIZ - Belma Fırat

KUYUDA - Belma Fırat

BUGÜN ANNE GİBİ DEĞİLİM - Belma Fırat

New Account Register

Already have an account?
Log in instead Veya Reset password