{"title":"Yeni Çıkanlar","description":"","products":[{"product_id":"zirhini-hurdaciya-veren-prens","title":"Zırhını Hurdacıya Veren Prens","description":"\u003cp\u003eBu kitabı merak ettiniz ve arkasına baktınız, hemen hayati bilgiyi vereyim bu kitap bir “zırh çıkarma rehberi.”\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eMasal gibi başlayan ve ilerledikçe her okuyanı kendine ayna tuttuğu bir sokağa çıkaran bu hikaye sadece çocuklar için değil, büyümüş ama içindeki bazı yerleri ona biçilen kalıba sıkışmış kalanlara yazılmış bir metin. En çok da cinsiyet fark etmeksizin “güçlü ol”, “belli etme”, “idare et”, “sus” diyenlere… Ve elbette bir de erkeklere.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e“Elalem ne der?” alaşımından yapılmış o görünmez zırh... O zırhı hepimiz bir yerlerden tanıyoruz.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e“Erkek” olmanın yanlış öğretilmiş versiyonunu usulca söken bu hikâyede M. Emre Battal, bağırmadan, suçlamadan ama hiç de yumuşatmadan derdini ortaya koyuyor. Arel Talu’nun çizgileriyle Battal’ın kelimeleri mizahı bir kalkan gibi kullanarak zırhın altındaki çıplak gerçekliği bir düş dünyasında yeniden kuruyor: “Duygularını bastırarak güçlü olunmaz. Sevmeden koruyamazsın ve kimseyi kurtarmak zorunda değilsin.”\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eKimseyi kahraman yapmaya çalışmadan, kimseyi yerden yere vurmadan bir yol gösteren bu rehber; eğer bir şekilde o zırhın ilk kopçasını çözmeye karar verdiysen sana da iyi gelecek. Bil ki yalnız değilsin ve bu kitap sana yoldaşlık edecek. \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eKeyifli okumalar.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cb\u003eAslı Alpar\u003c\/b\u003e\u003c\/p\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48247525277941,"sku":"9786052604649","price":175.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/prens-cover-comp.png?v=1782145772"},{"product_id":"kaos-gl-207-sayi-yeni-bir-yer-kopya","title":"KAOS GL 208. Sayı - 17 Mayıs","description":"\u003cp\u003e“17 Mayıs” dosyamızla merhaba. 17 Mayıs Derneği’nin Yönetim Kurulu Başkanı Defne Güzel’e açılan dava dolayısıyla bu özel sayımızda 17 Mayıs 1990’ı, LGBTİ+’lara nefret ve baskı siyasetinin dünden bugüne seyrine, utançtan onura lubunya mücadelesinin verdiği ilhamları tartıştık. \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eÖnümüzdeki sayıda “Hormon Hakkım” diyeceğiz. Transların hormona erişiminin engellenmesini; biyopolitika, beden özerkliği, sağlık hakkı gibi başlıklarla tartışmaya açmak istiyoruz. Her zaman olduğu gibi katkılarınızı \u003ca href=\"mailto:editor@kaosgl.org\"\u003eeditor@kaosgl.org\u003c\/a\u003e adresine bekliyoruz.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eGelelim elinizde tuttuğunuz sayıya. Dosyamız, üzerimize giydirilmek istenen utanç gömleğini çıkarıp atma çağrısı yapan Çerçeve yazımızla başlıyor. Hemen ardından Levent Pişkin, utançtan onura geçtiğimiz o güzel eylemleri, Onur Yürüyüşlerini hatırlatıyor. \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eSinan Ünal, eşcinselliğin hastalık ve suç ikiliğine nasıl sıkıştırıldığını 1800’ler Almanya’sına giderek tartışıyor. Psikolog Ecem Turgut, eşcinselliğin hastalık olarak damgalanmasının karanlık mirası “onarım terapisi” uygulamalarına uzman gözüyle bakıyor. Belgin Günay, intersekslerin hâlâ nasıl patolojikleştirildiğini aktarırken; Klinik Psikolog Alara Şevval Keskin toplumsal damgalamanın nasıl içselleştirilmiş LGBTİ+fobiye dönüştüğünü anlatıyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eZehra Tuğba Atalar, 17 Mayıs’a başka bir yerden bakmaya davet ediyor ve homonormativiteyi tartışmaya açıyor. Çağrı Odabaşı, 17 Mayıs’ın hafızasını çağırdığı yazısında “hastalık, suç ve onur” kavramlarını açıyor. \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eBu sayıda sizleri dosya içinde mini dosyamız da bekliyor. 17 Mayıs’a emek ekseninden bakan üç yazımız okurla buluşuyor. Queer bir işçi olan F. Yankıer, “Lezbiyen ve Geyler Madencileri Destekliyor” deneyimi üzerinden LGBTİ+ mücadelesinde sosyalist ufkun neden önemli olduğunu hatırlatıyor. KESK Kadın Sekreteri Döne Gevher, LGBTİ+’lara ayrımcılığın neden bir sendikal mesele olduğunu anlatıyor. Türkiye Gazeteciler Sendikası’ndan (TGS) Gülfem Karataş ise toplu iş sözleşmeleri ve LGBTİ+ haklarını tartışıyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eToprak Sena Kağnıcı, “Aynı mahallede kesişmek: Romanlar ve LGBTIQA+lar” başlıklı yazısında mücadeleleri aynı potada eritmeye davet ediyor. Dosya röportajımız ise Enes Hocaoğulları’ndan geldi. Hocaoğulları, “terapi” adı altında cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğini değiştirmeyi hedefleyen işkenceye karşı Avrupa genelinde bir milyondan fazla imza toplayan “Dönüşüm\/Onarım Terapisine Karşı” (Against Conversion Therapy) örgütünden Mattéo Garguilo ile konuştu. Dosyamızın son yazısında Sercan, “dolabımın kapağı aralık kalsın” diyor.\u003c\/p\u003e\n\n\u003cp\u003eGüncel sayfalarda; Ayşenur Sarı’nın Kadın Kadına Öykü Yarışması’nda birincilik kazanan öyküsü, Efsun Cazu’nun “Örümcekler İçin Felsefe” kitap incelemesi, Can Memiş’in Erinç Seymen’in Sürpriz Tanık serisine yeniden baktığı yazısı ve Burak Altınok’un tezi üzerinden medyada nefret söylemi değerlendirmesi yer alıyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eBir sonraki sayımızda görüşene kadar, umutlu günler dileriz…\u003c\/p\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48247525343477,"sku":"8STV5HFPG4","price":80.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/kapak-1.jpg?v=1781018294"},{"product_id":"kentin-politik-tasarimi-mekan-gundelik-hayat-ve-yerel-yonetimler","title":"Kentin Politik Tasarımı\/Mekân, Gündelik Hayat ve Yerel Yönetimler","description":"\u003cp\u003e“Engin Bozkurt, üzerine hem akademik hem popüler mecralarda çokça tartışılan konularda yazıyor. Aslında, iki konu öbeği söz konusu…\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eBirinci bölümün iştigal sahasında, genellikle iki tür yazı okumaya alışığız. Bunlardan birinin kaynağı, sosyolojinin klasiklerinden Simmel’den, tabii ki Pasajlar yazarı Benjamin’den, günümüzün üretim hacmi geniş “kent çalışmaları” disiplinine uzanan akademik literatürdür.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eDiğeri, son otuz kırk yılda tüketim kültüründe ve hayat tarzı magazininde giderek daha fazla yer kaplayan “kent kültürü” yazılarıdır. Engin Bozkurt yazılarındaki meziyet, bu iki tarzın hudutlarına sıkışmadan, her ikisinin de kurcaladığı meraklara hitap eden yazılar olması. Kent hayatına ve mimarî estetiğe dair bir “zevk” var bu yazılarda - fakat tüketimci ideolojiye mesafeli bir “zevk” bu. Flanör, yani kentli aylak gezgin, hem yine tükenmeyen “serseri” bir merakla etrafına bakıyor; hem de o merak, ekonomi-politik endişelerle ve teorik ilgilerle kanatlanıyor… Kitabın ikinci bölümü, dünyanın değişik köşelerindeki kent siyaseti ve yerel yönetim deneylerine eğiliyor. Özellikle de, sosyalist-komünist deneyimlere...\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eBu bölümdeki yazılar arasında kibbutz deneyimi hakkındaki denemenin ayrı bir önemi olduğunu düşünüyorum…”\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eTanıl Bora\u003c\/p\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48247525507317,"sku":"9786052604618","price":350.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site-3.jpg?v=1781018298"},{"product_id":"ocalan-perspektifine-marksist-elestiriler","title":"Öcalan Perspektifine Marksist Eleştiriler","description":"Türkiye’de Kürt sorunu bağlamında kritik bir tarihsel dönemeçten geçiliyor. Bu süreç ile birlikte Öcalan’ın önceki İmralı yaklaşımlarını yeniden formatlayarak ileri sürdüğü ‘tarihsel sosyoloji’ hipotezleri de solda epey yoğun biçimde tartışılıyor. \u003cbr\u003e\u003cbr\u003eBu kitap, Öcalan’ın manifesto ve perspektifine Marksist eksenden eleştirilerle bu tartışmalara sistematik ve etkin bir katılım göstermekle kalmıyor, bu tartışmalarda Marksizm açısından kurucu bir rol oynama iddiasını da taşıyor.","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48247525605621,"sku":"9786052604632","price":245.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site-2.jpg?v=1781018299"},{"product_id":"mahir-cayan-ve-somurge-devrimciligi","title":"Mahir Çayan ve Sömürge Devrimciliği","description":"Mahir Çayan’ın düşüncesi ile eylemi o kadar iç içe geçmiştir ve Kızıldere’de 9 yoldaşıyla birlikte öldürülmesi o denli güçlü ve uzun süreli bir etki yaratmıştır ki kimi zaman onun dünya sömürge devrimciliğinin özgün kuramcılarından biri olduğu göz ardı edilir.\u003cbr\u003e\u003cbr\u003eOysa Çayan’ın devlet zoruyla kimsesizler mezarlığına gömülen naaşının yeri bile bulunmadan suni denge ve silahlı propaganda başta olmak üzere emperyalizmin üçüncü bunalım dönemi, yeni sömürgecilik, sömürge tipi faşizm, çarpık kapitalizm, oligarşi, parti-cephe tarzı örgütlenme, demokratik halk devrimi, birleşik devrimci savaş, politikleşmiş askeri savaş, Türk ve Kürt halklarının birlikte mücadelesi gibi analizleri Türkiye’nin en kitlesel ve en militan devrimci hareketlerinin büyük kısmına rehber oldu. Sonraki yarım asrı geçen yıllar boyunca da düşüncelerinin tümü veya bir kısmı ve elbette eylemi, Türkiye ve Kürdistan’da mücadele veren birçok farklı kesime esin vermeye devam etti.\u003cbr\u003e\u003cbr\u003eBugün de çeşitli tartışmalar ve yayınlar vesilesiyle Mahir Çayan ismi sürekli gündeme gelmeye devam ediyor. Çayancı kuram ve eylem çizgisi birçok farklı yönde gelişmiş olmasına rağmen onun düşüncelerinin Marksist ve genel dünya düşünce tarihi içindeki kökleri yeterince araştırılmamıştır.\u003cbr\u003e\u003cbr\u003eMahir Çayan’ın mezun olduğu Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde (nam-ı diğer “Mülkiye”) gerçekleşen bir doktora tezini temel alan bu kitap, Mahir’in biyografisinden ve bütün yazılarından başlayarak sırasıyla milli demokratik devrim ve demokratik halk devrimi, suni denge, silahlı propaganda, halk, emperyalizm ve yeni sömürgecilik ve sömürge tipi faşizm kavramları ekseninde Çayan kuramının dünya düşünce tarihi içindeki köklerini ve onun bu tarihe yaptığı katkıları ele alıyor.","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48247525802229,"sku":"9786052604625","price":455.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site-1.jpg?v=1781018302"},{"product_id":"birgazetecinin-yol-defterinden-fragmanlar","title":"Bir Gazetecinin Yol Defterinden: Fragmanlar","description":"Bu kitap ağır bedeller ödeyenlerin, acıdan derman damıtanların ve tıp bir Anka Kuşu gibi kendi küllerinden inatla yeniden doğanların hikayesidir\u003cbr\u003e\u003cbr\u003eHatırlamak, yüzleşmek ve her şeye rağmen yeniden başlamak için çıkışmış bir umut yolculuğudur. \u003cbr\u003e\u003cbr\u003eYıkıntılar arasından gerçeği iğne ile kazan hafıza işçiliğine ortak olma davetidir. \u003cbr\u003e\u003cbr\u003eUnutuluşun karanlığına inat yarına bırakılan bir tanıklık kayığıdır.","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48247525867765,"sku":"9786052604601","price":280.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site.jpg?v=1781018303"},{"product_id":"kaos-gl-207-sayi-yeni-bir-yer","title":"KAOS GL 207. Sayı - Yeni Bir Yer","description":"“Yeni Bir Yer” dosyamızla merhaba. Toplumsal cinsiyet karşıtlığından, “Perperişan” hallerimize uzanan serüvenimizin son durağında “yeni bir yer” diyerek unutturulmaya çalışılan hayal gücümüzü göreve çağırarak nasıl bir dünyada yaşamak istediğimizi tartışmak istedik. Böylece son 4 sayımız kendi içinde dört başı mamur bir tartışmanın ürünü oldu. \u003cbr\u003e\u003cbr\u003eÖnümüzdeki sayıda, “17 Mayıs” diyeceğiz. 17 Mayıs Derneği’nin Yönetim Kurulu Başkanı Defne Güzel’e açılan dava dolayısıyla bu özel sayımızda 17 Mayıs 1990’ı, LGBTİ+’lara nefret ve baskı siyasetinin dünden bugüne seyrine, utançtan onura lubunya mücadelesinin verdiği ilhamları tartışmak istiyoruz. Her zaman olduğu gibi katkılarınızı editor@kaosgl.org adresine bekliyoruz. \u003cbr\u003e\u003cbr\u003eGelelim elinizde tuttuğunuz sayıya. Dosyamız, içinden geçtiğimiz fetret devrinin illetlerini tartışan, hayal gücünden yeni bir yere geçişin imkanlarını sorgulayan Çerçeve yazımızla başlıyor. Hemen ardından Karin Karakaşlı, yeni bir yer hayallerinin en çok dibe vurduğumuzda çıktığını hatırlatıyor ve okuru yüzen adalara davet ediyor. Süreyya Karacabey, “başka bir şafağın altında yeniden doğmaya” çağırırken; Emine Köygülü, nefretin karşısında anne olmak diyerek gerçek ailelerin gerçek mekanlarını anlatıyor. \u003cbr\u003e\u003cbr\u003eEzgi Sarıtaş, Pluribus ve The Last Of Us dizileri üzerinden bir ol(a)mayanların izini sürüyor. cloudberry, onurun coğrafyasını tartıştığı yazısında “Hayallerim vardı, hayallerim olmuştu. Hayallerim ölmüştü. Bu onur bana lütuf mu edilmişti?” diye soruyor. Ecmel Deniz ise, yeni bir yeri Kapsama Alanı ve trans laço örgütlenmesi üzerinden yeniden düşünüyor. Dosyamız Öykü Ay’ın mutluluk rejimi dışında yaşamayı tartıştığı yazısıyla devam ediyor. \u003cbr\u003e\u003cbr\u003eArdından Tuğçe Duydu, yeni bir yeri eski bir yerden, Mparntwe’den ilhamla tartışıyor. Kuir Baykuş ve Asosyoloji, ortak yazılarında kırılgan müştereklerin üniversitesinin nasıl olabileceğini hayal ediyor. Oğulcan Özgenç’in Nisan Alıcı ile röportajında yeni bir yer, süregiden “barış süreci” bağlamında ele alınıyor. “Ütopyalar hem güzeldir hem de gerçek!” diyen Özge Özgüner, ihtimallerin peşine düşüyor. Emircan Tiryaki, Poyraz ve Matmazel’e ithaf ettiği yazısında muğlaklığa musallat olmayı tavsiye ediyor. Aynur Yılmaz, kişiselden kamusala uzanan yazısında hep beraber uçmaya davet ediyor.\u003cbr\u003e\u003cbr\u003eDosya içindeki mini kültür sanat dosyamızda Dilara Güven, Ahmet Rüstem Ekici ve Hakan Sorar’ın The Pond adlı video eserini yeni bir yer bağlamında ele alıyor. Erdoğan Anık, fotoğrafları ve ona eşlik eden manzum metniyle, Mehmet Furkan Ede “Sanatta queer bir gelecek tahayyülü: Nilbar Güreş’in Mayzu’su” yazısıyla dergimizde yer alıyor. Dosyanın son yazısında Gonca Nebioğlu ise, Portekiz ve Türkiye’deki LGBTİ+ örgütlenmeleri üzerine araştırmasını yeni bir yer bağlamında ele alıyor.\u003cbr\u003e\u003cbr\u003eGüncel sayfalarda ise Selin Güven’in Kürliçe röportajı okurla buluşmayı bekliyor. Bir sonraki sayımızda görüşene kadar, umutlu günler dileriz…","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48247526064373,"sku":"K5ZSJ4M2S4","price":80.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/207-kapak.jpg?v=1781018308"},{"product_id":"genc-hegel","title":"Genç Hegel","description":"\u003cp\u003e\u003ci\u003eGenç Hegel\u003c\/i\u003e nihayet Türkçede de yayınlandı. Böylelikle 20. yüzyılın bir felsefe klasiği Doğan Barış Kılınç’ın yoğun emeği ve ısrarlı çabası sonucu Türkçeye kazandırılmış oluyor. \u003ci\u003eGenç Hegel\u003c\/i\u003e, Hegelci felsefenin alımlanma tarihi bakımından en önemli eserlerden birisi. Geçen yüzyılın ikinci yarısında özgürlükçü filozof olarak Hegel’e akılla bakmanın yolunu yeniden döşeyen muazzam bir çalışma. Bugüne kadar Hegel’in gençlik dönemine ve \u003ci\u003eTinin Fenomenolojisi\u003c\/i\u003e’ne dair yazılmış en iyi eserlerden. Lukács’ın 1948 yılında, yazıldıktan ancak 10 yıl sonra yayınlanabilen bu klasiği, hem felsefe yapma tarzı bakımından hem de Hegelci felsefenin alımlanma tarihi açısından herkesin bir seçim yapmak zorunda olduğu yol çatında bir yön gösterici.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eLukács, \u003ci\u003eGenç Hegel\u003c\/i\u003e’i felsefede “irrasyonalizmin ‘klasik’ dönemine karşı olumlu karşı resim” olarak tanımlıyor. Bu dönemin eleştirisini Lukács, \u003ci\u003eGenç Hegel\u003c\/i\u003e’den dört yıl sonra 1952 yılında yayınlanan \u003ci\u003eAklın Yıkımı\u003c\/i\u003e adlı eserinde ortaya koymuştur. Öyleyse \u003ci\u003eGenç Hegel\u003c\/i\u003e, Lukács’ın diğer klasiği olan \u003ci\u003eAklın Yıkımı\u003c\/i\u003e’nın pozitif tamamlayıcısı olarak alınmalıdır.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003ci\u003eGenç Hegel\u003c\/i\u003e, Lukács’ın kendi felsefesinin gelişimi açısından da son derece önemli. Eser, elbette Alman felsefi gericiliğinin Hegelci felsefeyi ele geçirme çabasına karşı yazılmıştır; köhnemiş feodal mülkiyetçiliğe karşı Büyük Fransız Devrimi’ni desteklemiş olan Hegel, akıl ve özgürlük filozofu olarak savunulmuştur. Bunu yaparken elbette Hegel’e karşı, yabancılaşma problemi bağlamında olduğu gibi, gerektiğinde ilkesel eleştiriler yöneltmekten de geri kalmamış olsa da Lukács, \u003ci\u003eTarih ve Sınıf\u003c\/i\u003e \u003ci\u003eBilinci\u003c\/i\u003e’nde başlatmış olduğu Hegel’i Marx’ın felsefi kaynağı olarak ortaya koyma girişimini \u003ci\u003eGenç Hegel\u003c\/i\u003e ile çok daha sistematik olarak sürdürmektedir. Fakat Lukács için bu eseri, aynı zamanda onun uzun zamandan beri sürdürdüğü eski irrasyonel felsefi vicdanıyla hesaplaşmasına sağlam bir temel kazandırmak anlamına da gelmektedir. \u003ci\u003eAklın Yıkımı\u003c\/i\u003e’nda ortaya koyduğu irrasyonalizmin ilkesel eleştirisi şimdi artık bu sağlam zemin üzerinde yapılabilirdi.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eLukács’ın bu iki eseri beraber onun çerçevelemeyi çok arzuladığı estetiğe dair çalışmasını mümkün kılmıştır. \u003ci\u003eToplumsal Varlığın Ontolojisi\u003c\/i\u003e, bize ciltler dolusu fragman olarak kalan estetiğe dair devasa çalışmanın temelini oluşturur. Fakat şimdi artık ufukta etik de belirmiştir. Ontoloji etiğe giriş olarak düşünülmüştür. İçeriğinde ve ereğinde etik olmayan estetik, “güzelin felsefesi” olamamaktadır. \u003ci\u003eGenç Hegel\u003c\/i\u003e, insanlığın özgür yeniden kuruluşunu arzulayan herkesin bu mirası edinmek için başlayacağı felsefi yerdir.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eDoğan Göçmen\u003c\/p\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48247526293749,"sku":"9786052604519","price":577.5,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site-gh.jpg?v=1781018312"},{"product_id":"yekpare-kirilganliklar","title":"Yekpare Kırılganlıklar","description":"\u003cp\u003eYazarın ani kaybının ardından yayımlanan bu ilk kitap, bir öğretmenin ardında bıraktığı düşünsel mirası şiirleri ile okura ulaştırıyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eMitolojinin kadim anlatıları, insanlık tarihinin izleri ve doğanın sesiyle örülen şiirler; aşkı, yaşamı ve varoluşu ölümün kıyısında düşünmeye davet ediyor. \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eHer şiir cevap vermekten çok okuru düşündürüyor ve kendi kırılganlığıyla yüzleştiriyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eBu kitap bir sesin kalıcılığına tanıklık ediyor…\u003c\/p\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48247526260981,"sku":"9786052604526","price":231.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site_80558658-f7f3-44a7-a1db-f455a7289e0f.jpg?v=1781018312"},{"product_id":"kaos-gl-206-sayi-perperisan","title":"KAOS GL 206. Sayı - Perperişan","description":"\u003cp\u003e“Perperişan” dosyamızla merhaba. Mabel Matiz’in sansürlenen şarkısından ilhamla hazırladığımız bu sayıda, içimize de sinen ahlakçılık ve muhafazakarlığı sorguluyoruz.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eBiz dosyayı hazırlarken, 11. Yargı Paketi’nin taslağı düştü önümüze. LGBTİ+’ları hapse atmayı ve transların cinsiyet uyum ameliyatı yaşını 25’e çıkarmayı hedefleyen bu tasarı; LGBTİ+ hareketinin yoğun direnişi sonucu şimdilik geri çekildi. \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eTam da bu “şimdilik”ten hareket ederek, bir sonraki sayımızda “Yeni Bir Yer” temasıyla mücadelenin geleceğini, hayallerimizi, arzularımızı, nasıl bir dünyada yaşamak istediğimizi tartışmaya açmak istiyoruz. Yazılarınızı her zaman olduğu gibi \u003ca href=\"mailto:editor@kaosgl.org\"\u003eeditor@kaosgl.org\u003c\/a\u003e adresine bekliyoruz.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eGelelim elinizde tuttuğunuz sayıya. Dosyamız, \u003cb\u003eYıldız Tar\u003c\/b\u003e’ın muhafazakarlaşmayı tartışmaya açtığı çerçeve yazısıyla açılıyor. Tar’ın hemen ardından \u003cb\u003eRemzi Altunpolat\u003c\/b\u003e, genel ahlakın hukuki inşasını, LGBTİ+ düşmanı yasa tasarısı örneği üzerinden tartışmaya açıyor: Kurucu şiddete karşı kurucu özgürlük mümkün mü? \u003cb\u003eYıldız Taghızade\u003c\/b\u003e, toplumsal cinsiyet karşıtlığı sayımızda başlattığı faşizm tartışmasını nefret yasası bağlamında genişletiyor. Taghızade, faşizm bir kez kurumsallaştı mı bundan kimsenin kurtulamayacağını hatırlatıyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cb\u003eAksu Bora\u003c\/b\u003e, dosyamızda ilham aldığımız Mabel’in “Karakol”u üzerinden güvenlikçi politikaları ve içimizi, bizi sorguluyor; “ayna dünya”nın yalnızca karşımızda gördüklerimiz olmadığını vurguluyor. \u003cb\u003eKarin Karakaşlı, \u003c\/b\u003eaynı tartışmaya “edebiyat ve tekmil sanat” üzerinden dahil oluyor, “muhaliflik terbiyesi”nden bahsediyor. \u003cb\u003eCelal Gündoğdu\u003c\/b\u003e ise, “içselleştirilmiş ahlakçılık” üzerinden çuvaldızı kendimize batırıyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eAile Yılı logosundan başladığı yazısında \u003cb\u003eBatıkan Erkoç\u003c\/b\u003e, siyasal iktidarın daha yargı paketi geçmeden adeta uygulamaya koyduğunu ama LGBTİ+’ları “Perperişan” edemediğini söylüyor. \u003cb\u003eMahmut Şeren,\u003c\/b\u003e sansürün yarattığı “erteleme”nin ne anlama geldiğini ortaya koyarken; \u003cb\u003eMehtap Erdem,\u003c\/b\u003e “ama”ların ardındaki karanlığa ışık tutuyor: Mağdurdan mükemmellik beklenir mi?\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cb\u003eÇağrı Odabaşı\u003c\/b\u003e, kırılmanın her zaman da kötü bir şey olmayabileceğini söylüyor ve dağılmanın içindeki direnişe bakmaya davet ediyor. \u003cb\u003eBilge Yerli\u003c\/b\u003e ise kaybettiği arkadaşı Su’nun hatırasına sığınarak, perişan mekanlara bakış atıyor. \u003cb\u003eAli Can\u003c\/b\u003e, ahlaki manipülasyon aracılığıyla heteronormatif kültürel hegemonyanın nasıl yeniden üretildiğini aktarıyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cb\u003eSinan Ünal\u003c\/b\u003e, Aile Yılı’nı heterodoks pratiklerin inşası bağlamında okuyor; habitus ve doksa kavramları ışığında görünürlük mücadelesine değiniyor. \u003cb\u003eÖykü Ay\u003c\/b\u003e, ekofeminist bir perspektifle arzu ve onarımın imkanlarını tartışıyor. Dosyamızın son yazısında \u003cb\u003eFurkan Y.\u003c\/b\u003e ise, The Children’s Hour filmi ışığında ahlaki panik olgusunu tartışırken; “sessizliğin suçuna” dikkat çekiyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eGüncel sayfalarda, \u003cb\u003eOğuz Erışık\u003c\/b\u003e çevirisiyle \u003cb\u003eChaaz Quigley\u003c\/b\u003e, Filistin’in silinen kuir hafızasını geri kazanmanın imkanlarını ortaya seriyor. \u003cb\u003eSuay Yüksel\u003c\/b\u003e’in Umami Yayınları’ndan \u003cb\u003eSeçil Epik\u003c\/b\u003e’le söyleşisi; kuir yayıncılığın sessizleştiği dönemlerde bile nasıl direngen olduğuna dikkat çekiyor. Kapak ve umumda eserlerine yer verdiğimiz \u003cb\u003eCan Akgümüş\u003c\/b\u003e ise, \u003cb\u003eOğulcan Özgenç\u003c\/b\u003e’in söyleşisinde sanat ve iktidar ilişkisini ele alıyor. \u003cb\u003eMuhammet Fatih Doğan\u003c\/b\u003e, Türk eğitim sisteminde heteronormativite bağlamında LGBTQ+ öğretmenlerin deneyimleri ve hayatta kalma stratejilerini aktarıyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eDergimizin kapanışı ise bundan seneler önceki bir başka sansür hikayesi… \u003cb\u003eŞebnem İşigüzel\u003c\/b\u003e, sansürlenen Hanene Ay Doğacak kitabını hatırlatarak; sansür döngüsünü kıran güçlü bir mesajı dergimizle paylaştı.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eBir sonraki sayımızda görüşene kadar, umutlu günler dileriz…\u003c\/p\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248732811509,"sku":"9770130250156-206","price":80.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/kapak.jpg?v=1781039315"},{"product_id":"ozgurlugun-izinde-anilarim","title":"Özgürlüğün İzinde Anılarım","description":"\u003cp\u003eYakup Kepenek ODTÜ’lülerin çok iyi bildiği, okula kimliğini kazandıran önemli bilim adamlarından ve ülkenin önde gelen iktisatçılarından biri. Çok sayıda kitabı onlarca bilimsel makalesi var, binlerce öğrenci artık bir klasik olan ve şu sırada 33. Basımı piyasada \u003ci\u003eTürkiye Ekonomisi\u003c\/i\u003e kitabını biliyor. Yakup Kepenek aynı zamanda 1970’li yıllardan başlayarak CHP’de siyaset yaptı; Kasım 1992’den bu yana, önce Cumhuriyet’te Nisan  2019’dan sonra da Birgün’de  haftalık köşe yazıları yazıyor. \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003ci\u003eÖzgürlüğün İzinde - Anılar\u003c\/i\u003e adlı kitabıyla, ODTÜ’lülerin Yakup Hoca’sı, bu kez diğer kitaplarından ayrışan bir eserle karşımıza çıkarak yaşamının tüm ayrıntılarını okurla buluşturuyor. Bu anı kitabının en dikkat çeken yönlerinden biri, açık sözlü olması. Yakup Hoca, yaşamına da bir bilim adamı nesnelliğiyle yaklaşmış. Yeri geldikçe, özellikle CHP’deki serüveninde, çuvaldızı kendine batırmaktan kaçınmamış.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003ca\u003e\u003c\/a\u003eKaradeniz’in bir köyünde başlayan ve 1968 atmosferinde New York Üniversitesinde ekonomi doktorasına uzanan eğitim yılları, öğretimi, araştırması ve toplumsal sorumluluğu ile  ODTÜ’deki akademik yaşam ve özellikle \u003ci\u003eTürkiye Ekonomisi’\u003c\/i\u003e yazımı; oradaki iç ve dış kamuoyunu etkileyen güçlü bilim çevresinin, özellikle Cahit Arf’ın varlığı; eşi Nuran’ın kardeşi Cihan Alptekin’in Kızıldere’de öldürülmesinin ağır sarsıntıları; 1977’deki 9 aylık boykot döneminde ODTÜ Öğretim Üyeleri Derneği başkanıyken uğranılan silahlı saldırı; 12 Eylül 1980 baskıcı yönetiminde YÖK eliyle üniversiteden uzaklaştırılma; dönemin demokrasi mücadelesinin en parlak sayfası olan “Aydınlar Dilekçesi”nin kaleme alınış öyküsü; yargı kararıyla 1990’da ODTÜ’ye dönüş; ODTÜ Bilim ve Teknoloji Politikaları Merkezi-TEKPOL’ün  kurulması; gazete yazarlığı ve diğer toplumsal çalışmalar kitapta yer alıyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eSiyasetten dışlandığında, Magnum Opus‘um diyecek kadar emek vererek yazdığı ve tüm gelirini Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneğine bağışladığı “Cumhuriyet Çağdaşlaşmasından Günümüze Türkiye’nin Değişimi” (2. Basım, Remzi 2024), elinizdeki yapıtın da kalbi olma özelliğini taşıyor. \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eKepenek’in anılarının en can alıcı kısmı ise kitabın son bölümünü oluşturan CHP’deki politik yaşamı. 1960’ların TİP’inin kapatılmış olması nedeniyle gidilen CHP’de, 1970’li yıllardan bugüne Bülent Ecevit, Erdal İnönü, Murat Karayalçın, Altan Öymen, Deniz Baykal ve Kemal Kılıçdaroğlu genel başkanlıklarında yaşanan sosyal demokrasinin macerası dile getiriliyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003ci\u003eÖzgürlüğün İzinde,\u003c\/i\u003e ülkede bilim insanı olmanın güçlüklerini sergilemenin yanı sıra ülke siyasetine, özellikle de CHP’nin yakın tarihine ışık tutması açısından da önemli bir belge niteliği taşıyor.\u003c\/p\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248733040885,"sku":"9786052604564","price":462.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site-oi.jpg?v=1781039319"},{"product_id":"moda-nin-son-azizi","title":"Moda'nın Son Azizi","description":"\u003cdiv\u003eMert Gürsoy, bu romanında Moda’nın geçmişini, mimarisini, burada yaşamış ve semtte iz bırakmış pek çok kişiyi bugünle yan yana getiriyor. Yazar, Moda’nın her ayrıntısını ince ince işleyerek okuru Moda’nın sokaklarında ve tarihinde bir gezintiye çıkarıyor. Eskiden beri yazarların, müzisyenlerin ve farklı inançlardan, dillerden insanların gözdesi olan semt; romanda tek bir apartmanda buluşan çok sesli bir insan manzarasına dönüşüyor.\u003cbr\u003e\u003cbr\u003e\n\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eBu tarihi bir roman değil. Gerçekle düş gücünün zaman zaman yer değiştirdiği, sokakların canlandığı, binaların dile geldiği ve geçmişin ruhlarının Moda sokaklarını arşınladığı gizemli ve mistik bir rüya…\u003cbr\u003e\u003cbr\u003e\n\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eModa’nın Son Azizi, bir semtin geçmişini ve değişimini anlatırken insanın\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003edeğişmeyen arayışlarını da gözler önüne seriyor: ait olmak, hatırlamak ve kendine bir yer bulmak.\u003cbr\u003e\u003cbr\u003eBir kez daha karşısındaydı taş bina tüm haşmetiyle. Yine tanışamamışlardı. İri, heybetli ve soğuktu. Uzak durdukça ilgiyi arttırıyordu. Ulaşılamadıkça peşinden koşturuyordu. Merak ediyordu hikâyesini gördüğünden beri. Ancak nasıl yeni gelen bir belanın önceki dertleri unutturmak gibi bir faydası varsa hayatta, Alen’in garip tavırlarını çözme dürtüsü, taş binanın geçmişine olan ilgisini perdelemeye başlamıştı.\u003c\/div\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248733073653,"sku":"9786052604571","price":231.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/sitemsa.jpg?v=1781039320"},{"product_id":"haklar-sempozyumu-bildiriler-sunumlar-findikli","title":"Haklar Sempozyumu-Bildiriler, Sunumlar\/Fındıklı","description":"\u003cdiv\u003eMECİ manifestosunun ışığında şekillenen bu eser, hak kavramını yalnızca insan merkezli değil, doğanın ve tüm canlıların yaşam alanlarını kapsayan bütüncül bir bakış açısıyla ele alıyor.\u003cbr\u003e\u003cbr\u003eEkolojik yıkımlardan kentlerin betonlaşmasına, kadın mücadelesinden çocuk haklarına kadar uzanan geniş bir yelpazede, sömürü düzenine karşı onurlu ve eşit bir yaşam talebini yükseltiyor. Kazdağları’ndan Cankurtaran’a, derelerden meydanlara yankılanan bu ses; dünyayı yalnızca kâr aracı olarak gören zihniyete karşı, yaşamı savunmanın en temel hak olduğunu hatırlatan tarihi bir belge niteliği taşıyor.\u003cbr\u003e\u003cbr\u003e\n\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eFındıklı Belediyesi’nin öncülüğünde kurulan “İnsan Hakları Kentleri Türkiye Ağı” ile yerelden evrensele uzanan bir dayanışma köprüsü kurmayı hedefleyen bu çalışma, sadece bir durum tespiti değil, aynı zamanda güçlü bir eylem çağrısıdır. Adalet, eşitlik ve barışın ancak örgütlü bir mücadeleyle kazanılacağını vurgulayan satırlar, umudu yeniden yeşertmek isteyen herkesi ortak bir direniş zeminine davet ediyor.\u003cbr\u003e\u003cbr\u003eKaradeniz’in kıyısından dünyaya yayılan bu inatçı ve kararlı irade, “bir arada yaşam” hayalinin ve geleceğin inşasının yol haritasını çiziyor.\u003c\/div\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248733270261,"sku":"9786052604588","price":245.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site-hs.jpg?v=1781039324"},{"product_id":"behcet-in-kir-notlari","title":"Behçet'in Kır Notları","description":"\u003cdiv\u003eSiyasal tarihimizin az bilinen bir kesitine içerden bakış olan Behçet’in Kır Notları- Hanefi Güler Kitabı, Hanefi Güler’e (Behçet) dair tanıklıklardan ve Hanefi Güler tarafından tutulmuş notlardan oluşuyor. Hanefi Güler’in yaşam öyküsü ile paralel ilerleyen tanıklıklar, 12 Eylül öncesinde Diyarbakır’da, Urfa’da yürütülen devrimci mücadeleye odaklanmaktadır.\u003cbr\u003e\u003cbr\u003e\n\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eBizzat Hanefi Güler tarafından tutulan Notlar ise, 12 Eylül darbesine karşı örgütlenen antifaşist mücadelenin özgün denemelerinden birisi olan Devrimci Yolun kır gerillası deneyimine dairdir. Olanakları, sınırları, moral-motivasyon kaynakları ve insanlarıyla kır gerillası oluşturarak mücadele süreci ve sürecin sona erişine dair ilk ağızdan bir anlatım.\u003cbr\u003e\u003cbr\u003e\n\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e12 Eylül'ün ardından verilen en gelişkin kır mücadelesine dair hamasetten uzak, yer yer duygusal, yer yer eleştirel, öz eleştirel, ama pişmanlık göstermeyen bir anlatım.\u003c\/div\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248733303029,"sku":"9786052604533","price":210.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site-bkn.jpg?v=1781039324"},{"product_id":"perdedeki-mucadele","title":"Perdedeki Mücadele","description":"\u003cp\u003eSokaklarda yankılanan sloganlar, fabrikalarda, üniversite amfilerinde yükselen sesler, meydanlarda çoğalan kalabalıklar, duvarlarda “başka bir dünya” talep eden yağlı boya yazılar…\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eTürkiye’nin 1970’li yılları, ülke tarihinin en çalkantılı, hareketli ve fırtınalı dönemlerinden biriydi. Siyasi kutuplaşmalar, sınıf bilincinin, solun ve işçi hareketlerinin yükselişi, derin toplumsal dönüşümler ve belleklere kazınan kitlesel olaylar, yalnızca gündelik yaşamı ve politik atmosferi değil, sanatın da her alanını etkisi altına almıştı. Bu yoğun siyasal – toplumsal iklimden en çok beslenen sanat dallarından biri de kuşkusuz sinemaydı.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eÖzellikle o dönemde üretilen bazı filmler, doğrudan politik tavırları ve muhtevaları itibariyle “devrimci sinema” örnekleri olarak anıldılar.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003ci\u003ePerdedeki Mücadele\u003c\/i\u003e, bugüne dek büyük ölçüde politik içerikleriyle ele alınan bu filmleri, bu kez sinemanın kendine özgü yaratım imkânlarından nasıl faydalanıldığı, sinemasal tekniklerin nasıl kullanıldığı, stilistik unsurların filmsel anlamın inşasında nasıl rol oynadığı soruları eşliğinde yeniden değerlendiriyor. Türkiye’nin sinema tarihi içerisinde önemli bir yere sahip olan 1970’lerin devrimci sinema örneklerini, \u003ci\u003efilm stiline\u003c\/i\u003e odaklanarak inceliyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eO dönemde çekilen \u003ci\u003eArkadaş (1974), Diyet (1974), Bir Gün Mutlaka (1975), İzin (1975), Güneşli Bataklık (1977), Maden (1978)\u003c\/i\u003e ve \u003ci\u003eDemir Yol\/Fırtına İnsanları (1979)\u003c\/i\u003e filmlerini, yalnızca konuları itibariyle değil, çekim ölçeklerinden kurgu ritmine, kamera hareketlerinden mekân kullanımına, anlatı içerisinde bireysel hikâyelerle kolektif mücadelelerin nasıl yan yana getirildiğine kadar uzanan stilistik özellikleri bağlamında mercek altına alıyor. Böylece çalışma, devrimci içerikleriyle anılan yapıtların perdeye aktarılış biçimini anlamaya çalışıyor, sinemanın kendine özgü ifade olanaklarının bu filmlerde nasıl organize edildiğini görünür kılmayı amaçlıyor. Filmlerin yalnızca “ne” anlattığına değil, “nasıl” anlattığına da bakarak Türkiye’nin sinema tarihi içerisinden bu önemli deneyime yeni bir perspektiften yaklaşmayı öneriyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eÇalışma 1970'lerde üretilen filmlerin stilistik özelliklerinin incelemeleriyle birlikte, aynı zamanda dünyadaki devrimci sinema deneyimlerini ve Türkiye'deki tarihsel gelişimini de kapsamlı biçimde ele alıyor. 1960'lar ve 1970'lerde sinema dergilerinde yürütülen ve bugün belki de büyük ölçüde “unutulmuş” olan devrimci sinema tartışmalarını arşiv belgeleri ışığında bugüne taşıyor, yeniden değerlendiriyor. Türkiye'de devrimci sinema anlayışının nasıl şekillendiğini ve dönemin sinema çevrelerinin kendilerini nasıl konumlandırdığını anlamak açısından bu tartışmalar önemli bir çerçeve sunuyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eKitap ayrıca, Türkiye sinema tarihi çalışmalarına farklı bir metodolojik perspektif getirmeyi, aynı zamanda Türkiye’nin yakın siyasal ve sanatsal tarihine dair yeni bir bakış sunmayı hedefliyor. Film stili unsurlarını yalnızca gözlemlerle değil, aynı zamanda \u003ci\u003esinemetri\u003c\/i\u003e olarak adlandırılan bir yaklaşımla ele alıyor. Çekim uzunlukları, kamera açıları, çekim ölçekleri, mekân dağılımları ve daha pek çok stilistik unsur ölçümlerle, nicel verilerle inceleniyor. Böylece film stili üzerine yapılan yorumlar somut verilerle destekleniyor. Bu yaklaşım hem kitaba hem de Türkiye’de politik sinema üzerine yapılan çalışmalara yeni ve özgün bir boyut kazandırıyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003ci\u003ePerdedeki Mücadele\u003c\/i\u003e, yalnızca akademik dünyaya değil, daha geniş bir okur kitlesine de sesleniyor. Sinema tarihçileri, akademisyenler ve sinema öğrencileri kadar, Türkiye’nin yakın tarihine, toplumsal-siyasal mücadelelerine ve sinema sanatına ilgi duyan herkes için yeni bir okuma öneriyor.\u003c\/p\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248733532405,"sku":"9786052604540","price":385.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site_faf60edd-103f-4f60-8852-248fc8845ec8.jpg?v=1781039328"},{"product_id":"kaos-gl-205-sayi-toplumsal-cinsiyet-karsitligi-2","title":"KAOS GL 205. Sayı – Toplumsal Cinsiyet Karşıtlığı-2","description":"\u003cp\u003e\u003cb\u003eKaos GL’den\u003c\/b\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e“Toplumsal cinsiyet karşıtlığı – 2” dosyamızla merhaba. Bu temayı tek sayıda ele almak için yola çıksak da, sizlerden gelen katkılar ve tartışmayı derinleştirme ihtiyacı bu sayımızı da aynı dosya konusuyla çıkarmamızı sağladı.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eBiz sayıya hazırlanırken, özellikle Mabel Matiz’in başına gelenler sansür gündemini ve esasen içimize de sinen ahlakçılığı ve muhafazakarlığı da sorgulama ihtiyacı yarattı. Bu sebeple 2026’nın ilk sayısında “Perperişan” dosyamızla karşınızda olacağız.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eToplumsal cinsiyet karşıtlığının ilk sayısında, meseleyi kavramsal ve genel boyutlarıyla ele alan yazılarla meseleye bir giriş yaptık. Bu sayıda ise; farklı alanlardaki yansımalarını, teorik ve pratik sonuçlarını tartışıyoruz. Dosyamız, iki sayıyı birbirine bağlayan çerçeve yazımızla açılıyor. \u003cb\u003eYıldız Tar\u003c\/b\u003e; ideolojiden piyasaya, piyasadan siyasete toplumsal cinsiyet karşıtlığını tartışıyor ve toplumsal cinsiyet karşıtlığının nasıl kendi sermaye ve piyasasını kurduğunu ortaya koyuyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eHemen ardından \u003cb\u003eBerfu Şeker\u003c\/b\u003e, \u003ci\u003e“doğal düzen kimin düzeni”\u003c\/i\u003e diye sorarak ataerkil aile, faşizm ve Türkiye’de toplumsal cinsiyete yönelik saldırıları ele alıyor; Aile Yılı icraatlarını neoliberal faşizm bağlamında tartışıyor. Geçtiğimiz sayıda ilk bölümünü yayımladığımız \u003ci\u003e“İnkâr, tahakküm ve sosyal mühendislik: İslamcılığın toplumsal cinsiyet karşıtlığı” \u003c\/i\u003ebaşlıklı yazının son bölümünde \u003cb\u003eRemzi Altunpolat\u003c\/b\u003e, başlattığı kuramsal tartışmayı güncel örneklerle zenginleştiriyor. \u003cb\u003eNiyaz Uslu\u003c\/b\u003e ise tam da Altunpolat’ın bıraktığı yerden trans hakları için çalışan yerel siyasetçi \u003cb\u003eShahzadi Rai\u003c\/b\u003e söyleşisi ile Pakistan’da yaşananları aktarıyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eBu sayıda bir diğer yazarımız \u003cb\u003eÖzgür Sevgi Göral\u003c\/b\u003e, \u003ci\u003e“bizi birbirimize bağlana görünmez bağlar”\u003c\/i\u003e üzerinden toplumsal cinsiyet karşıtlığıyla mücadele ittifakların önemine dikkat çekiyor, \u003ci\u003e“bir ilişki, çatışma ve bağ kurma biçimi olarak dayanışmadan”\u003c\/i\u003e bahsediyor. Dosyadaki bir diğer söyleşimiz, Rusyalı trans aktivist \u003cb\u003eKate Messorosh\u003c\/b\u003e ile. Messorosh, \u003cb\u003eOğulcan Özgenç\u003c\/b\u003e’e \u003ci\u003e“Rusya’da onur talebinin yerini hayatta kalma hedefinin nasıl aldığını”\u003c\/i\u003e anlatıyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eDosyanın, “çuvaldızı kendimize batıran yazısı” ise \u003cb\u003eZeliha B. Cenkçi\u003c\/b\u003e’den geliyor. \u003ci\u003e“Yeterince queer miyim” \u003c\/i\u003ediye soran Cenkçi; queer alanlarda norm üretimi ve toplumsal cinsiyet kimliklerinin metalaşmasını iptal kültürü, şefkat ve sorumluluk kavramları ışığında tartışmaya açıyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cb\u003eElif Ceylan Özsoy,\u003c\/b\u003e Pakistan ve Rusya örneklerini Birleşik Krallık’taki trans karşıtı dalga ile birleştiriyor; bedenlerin kendi kaderini tayin hakkının nasıl engellendiğini çarpıcı bir şekilde gösteriyor. \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cb\u003eYunus Kara\u003c\/b\u003e, sosyal hizmeti \u003ci\u003e“toplumsal cinsiyet karşıtlığı üzerinden iktidarın aracına dönüşen bir meslek”\u003c\/i\u003e olarak tariflediği yazısında koruma rejimini eleştiriyor. \u003cb\u003eEmir Okul\u003c\/b\u003e, patriyarkal devletin kuruluşuna ve hayatlarımızı kuşatma motivasyonuna kısa bir bakış atıyor. \u003cb\u003eSarphan Uzunoğlu\u003c\/b\u003e ise, \u003ci\u003e“Diyet kola bağımlısı teknoloji lordlarının çağında toplumsal cinsiyet ve medya”\u003c\/i\u003e diyerek meselenin dijital alandaki yansımalarına bakıyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cb\u003eAnlatı Gücü İttifakı\u003c\/b\u003e’nın çalışmalarını aktardığı yazısını, \u003cb\u003eSena Kağnı\u003c\/b\u003e’nın kişisel deneyimleri ile siyasal olanı birleştirdiği \u003ci\u003e“Dolaptan ancak çıkarabildiğim birkaç mülahaza: Kadın özgürleşmesi özelinde toplumsal cinsiyet eşitliğinden korku”\u003c\/i\u003e başlıklı yazısı takip ediyor. \u003cb\u003eSeymen Doğan\u003c\/b\u003e ise, Mabel Matiz ve Manifest’in başına gelenleri toplumsal cinsiyet karşıtlığı ekseninde ele alıyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cb\u003eOzan Ulaş\u003c\/b\u003e’ın arkeoloji disiplinine kuşbakışı bir bakış attığı ve Antik Yunan’daki queer deneyimleri ele aldığı yazısı ve \u003cb\u003eMurat Can Akbaş\u003c\/b\u003e’ın \u003ci\u003e“Toplumsal cinsiyetin inkârı: Kurumsallaşan bir fantezinin anatomisi”\u003c\/i\u003e yazısı ile sayımız sonlanıyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003ePerperişan hallerimizi tartışacağımız bir sonraki sayımızda görüşene kadar, umutlu günler dileriz…\u003c\/p\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248733729013,"sku":"9770130250156-205","price":80.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/kapak_8635697d-7845-4ce6-ad30-5489f6ead96e.jpg?v=1781039333"},{"product_id":"kuresel-sendikalar-kilavuzu-uluslararasi-sendikal-hareket-ve-kuresel-sendikalar","title":"Küresel Sendikalar Kılavuzu Uluslararası Sendikal Hareket ve Küresel Sendikalar","description":"\u003cp\u003e“Üretimin, ticaretin ve hizmetlerin küreselleştiği dünyada çok uluslu şirketler, sermaye yanlısı hükümetler ve küresel baskı araçları karşısında uluslararası sendikalara her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.”\u003c\/p\u003e\n\n\u003cp\u003eKüresel Sendikalar Kılavuzu, uluslararası sendikal hareketin tarihini inceliyor ve küresel sendikalar hakkında güncel bilgiler veriyor. Sendika eğitimlerinde kullanılmak üzere hazırlanan kitap, konuyla ilgilenen araştırmacılar ve öğrenciler için de temel kaynak niteliği taşıyor. İlk bölümde, 1. Enternasyonal’den Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu’na (ITUC),  uluslararası meslek sekreterliklerinden küresel çerçeve sözleşmelere uzanan tarihsel süreç özetleniyor.\u003c\/p\u003e\n\n\u003cp\u003eİkinci bölümde mevcut tüm küresel sendika federasyonları, tarihsel gelişimleri ve güncel faaliyetleri bağlamında inceleniyor. Küresel Sanayi İşçileri Sendikası (IndustriALL) Kamu Hizmetleri Enternasyonali (PSI) UNI Küresel Sendika (UNI) Uluslararası Gıda Tarım Turizm İşçileri Federasyonu (IUF) Uluslararası Taşımacılık İşçileri Federasyonu (ITF) Eğitim Enternasyonali (EI) İnşaat ve Ağaç İşçileri Enternasyonali (BWI) Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ) Uluslararası Sanat ve Eğlence İttifakı (IAEA) ve Uluslararası Ev İşçileri Federasyonu (IDWF) gibi küresel sendika federasyonlarının tarihçeleri, iletişim bilgileri, üyelik yapıları ve Türkiye’ye yönelik kampanyaları hakkında detaylı bilgiler yer alıyor.\u003c\/p\u003e\n\n\u003cp\u003eÜçüncü ve son bölümde ise Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve diğer uluslararası kuruluşlar hakkında genel değerlendirmelere yer veriliyor.\u003c\/p\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248776917237,"sku":"9786052602546","price":252.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site-ksk.jpg?v=1781040144"}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/collections\/notabene-collection-banner-comp2_e8b53963-176f-42be-bca4-eaaeb6502e9e.svg?v=1782401884","url":"https:\/\/notabene.com.tr\/collections\/yeni-cikanlar.oembed","provider":"NotaBene Yayınları","version":"1.0","type":"link"}