{"title":"Öykü","description":null,"products":[{"product_id":"topragin-havalanmasi-gerekiyordu","title":"Toprağın Havalanması Gerekiyordu","description":"\u003cdiv\u003eUsta öykücü Refik Halit Karay, unutulmaz “Eskici” öyküsünde, ana dilin insanın hem vatanı hem de yuvası olduğunu çarpıcı bir şekilde gözler önüne serer. Nur Akpınar da öyküleriyle ana dilin ne denli sağaltıcı bir gücü olduğunu, ona sığınmanın insanı dipsiz kuyulardan nasıl da çıkarıverdiğini bize bir kez daha hatırlatıyor.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eKitaptaki öyküler, kendisi de bir göçmen olan yazarın psikolog sıfatıyla göçmen ve mültecilerle temas ettiği dört yıllık macerasının izlerini taşıyor. Yuva ve göç temalarının merkeze yerleştiği bu öykülerde yabancı olmanın, aidiyet duygusundan kopmanın ve her şeye rağmen tutunacak bir dal aramanın burukluğu kendini hissettiriyor. Yer yer düş ile gerçeğin birbirine karıştığı; anlatıcının karakter, karakterin yazar oluverdiği geçişler öyküleri dinamik kılıyor.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e“Bazılarının kökleri yine toprağı bulacak. Çok azının. Yine de yetmeyecek köklerinin toprağı bulması. Güneşe, suya, besine hatta bakıma da ihtiyaçları olacak. Böylesi bir darbeden sonra belki daha fazla sabır ve şefkat arayacaklar. Şansları bütün bunlara rağmen yaver giderse yeniden çiçek açacaklar. Daha güçlü mü, daha zayıf mı olacaklar bilinmez. Fakat bir daha asla unutmayacaklar bu köklerinden koparılışı, iliklerine kadar işleyecek.”\u003c\/div\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248741167349,"sku":"9786052604359","price":224.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site-thg.jpg?v=1781039462"},{"product_id":"sehrin-seytanlari","title":"Şehrin Şeytanları","description":"Şehrin Şeytanları, “güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar” denen İstanbul’un ağlayanlarını biraz gülümsetmek, gülenleriniyse tedirgin etmek adına naçizane bir katkı. Kentin güzelliğine, zenginliğine, zarafetine methiyeler düzen geleneğe karşı “şiddet”li bir protesto.","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248744280309,"sku":"9786052604151","price":224.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site-1_a2e54db7-4ce8-4085-b07a-58facd0f6426.jpg?v=1781039520"},{"product_id":"zenan-kayboldu","title":"Zenan Kayboldu","description":"\u003cdiv\u003e“Zenan Kayboldu” küçük bir kız çocuğunun yitirilme öyküsü. Onu arayanlar ve anlatanlar eşliğinde kolektif bilinçdışını, travmaları, ölümü doğuranları, Zenan’ı kaybeden toplumun çürümüş yönlerini görüyoruz. “Bir Varmış Bir Yokmuş” kürtajdan doğan masalların öyküsü. Bu masallar dünyanın bencil, hoyrat gidişatını, doğmaya ve doğurmaya karşı inadı simgeliyor. “Küçük Hırsız” bir mağazadan gizlice ürün çalarken yakalanan Özge’nin düzene uzanan öfkesinin öyküsü.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eZenan Kayboldu, üç öykülük küçük bir kitap. Kaybolan, hiç doğmayan, doğup da yok sayılan, düzene uyum sağlayamayan ama ataerkil bu düzenle nasıl başa çıkacağını bilmeyen, aklı bulanmış, yüreği daralmış, isyanı içine patlayan kadınların yaşadığı bir ülke.  Bir Gün Sineği’ndeki nükteli dili çoğaltmış Ela Kiçik. Tanıdığınız yaşamları alışık olmadığınız bir üslupla göstermiş. Dile sızmış bir isyan, öfke ve kışkırtma var. Sakınımsız bir dil bu. Sansürsüz, özgür… Erkekliği umursamayan, baş aşağı çevirerek yıkan bir dil.\u003c\/div\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248764694773,"sku":"9786052603567","price":210.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/zk-kllnmlk.png?v=1781039904"},{"product_id":"aciyorum-gozlerimi","title":"Açıyorum Gözlerimi","description":"\u003cdiv\u003eİnsanın kaç ölümü olur? Bir, beş, yirmi... Olası bütün hayatlarının ölümlerini bir ölümde mi yaşar? “Yaşar” mı dedik, pardon. Ölüm yaşanmaz. Ölüm, ancak ölerek bilinir. Yani bilinmez... Yine de tahmin edilemez mi?\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eOlsa olsa bir yazarın işidir, olası hayatların olası ölümlerini kurgulamak. Bir lunapark trenine ters binmek, bir anda omuzlarından sertçe geriye çekilmek, başının arkasına vurulup ağzındaki paslı demir tadının ne olduğunu\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003edüşünerek kaybolmak, otomatik ışığın bir anda sönmesi, bomboş bir defteri usulca kapatmak, ellerdeki mor benlerin kalbe kadar yayılması, yere düşen bir telefon ahizesi, biradan son bir yudum ya da kör edici sarı bir\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003espot ışığının yüzümüzde patlaması... Bunların hepsi ölüm değil mi?\u003cbr\u003e\u003cbr\u003e\n\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eÖlüm nedir ki?\u003cbr\u003e\u003cbr\u003e\n\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eÖzgür Akarsu, “Kapıyorum gözlerimi...” diye biten öyküsünü, “Açıyorum gözlerimi...” cümlesiyle başlayan yeni bir öyküye bağlarken, birbirini hiç durmaksızın kovalayan ölüm ve yaşama göz kırpıyor. Kitabını, ölüm\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003ekadar yaşama dair öykülerle de ustalıkla yoğururken gözlerini yeni bir güne, hayata sonuna kadar açmaktan yana.\u003cbr\u003e\u003cbr\u003e\n\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e“Açıyorum Gözlerimi”, doğmaktan başka nedir ki?\u003c\/div\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248764858613,"sku":"9786052603543","price":245.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/ag-site.png?v=1781039908"},{"product_id":"icimden-insanlar-dusuyor","title":"İçimden İnsanlar Düşüyor","description":"\u003cdiv\u003eGürül gürül bir ses Demet Özdemir’in sesi. Hayat gibi çok renkli, dolaysız ama oyuncu, konforsuz alanlarda, acının olduğu kadar mutluluğun da en yalın haliyle yaşandığının farkında, caddelerden yarı karanlık sokaklara da sapmış, o sokaklarda dolaşmış bir ses. Demet Özdemir, öykünün hayattan beslendiğini, beslenmesi gerektiğini, ışıltılı, gösterişli caddelerin iç sıkıntısından uzak bir melodiyle fısıldıyor kulaklarımıza. Öyküleriyle başka insanlara ve başka hayatlara bir çırpıda karışırken, okur için de bu karışma halini, bakma ya da seyretmenin ötesine geçiriyor. Kimse kimseyi seyretmiyor bu kitapta. Düşen, içimizdeki kuyuya düşüyor, kalan o çığlıkları duysun istiyor yazar.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eÖykü kahramanlarının kimi doğduğu coğrafyanın acımasız koşullarının kurbanı, kimi seçmediği yoksul bir hayatın. Kimi gerçeklerin, kimi hayallerinin… Görmezden gelinseler de yanı başımızda tüm gerçeklikleriyle duruyorlar. Kâğıt toplayıcısı Arif, hüthüt kuşunun kılavuzluğunda elini kana bulayan Emrullah, Kıraçtepe’deki yıkıma direnen Yusuf, hayalleri yaşamını sığdırdığı terzi atölyesinin dışına taşan Zerafet, devlet babadan kaçmaya çalışırken horoz olan Mehmet, soğuk bir gecede, sokağa çıkma yasağının ortasında geçmişini aylak ayak seslerinden takip ettiğimiz adam ve diğerleri… Hayatın içinden çıkıp gelen, zaman zaman düşle yoğrulan, Demet Özdemir’in güçlü kaleminden “İçimden İnsanlar Düşüyor”.\u003c\/div\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248766234869,"sku":"9786052603482","price":210.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site-iid-1.png?v=1781039935"},{"product_id":"delilige-zarif-bir-giris","title":"Deliliğe Zarif Bir Giriş","description":"Her gün biraz daha dayanılmaz bir yer haline gelen dünyamıza, incelikle delirmeden katlanabilmek mümkün mü? Duruşu, tavrı kadar öyküleriyle de kadınlardan, çocuklardan ve yaşamdan yana olan yazar, gerçekliği normalleştirmek yerine incecik deliren kahramanlarının kabullenmeme tavrını öne çıkartıyor.","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248767545589,"sku":"9786052603222","price":210.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site-dzbg-1.jpg?v=1781039964"},{"product_id":"kac-ruyadir-ucamayanlara-h-g-wells-y-zamyatin-k-capek-ve-h-jamesten-oykuler","title":"Kaç Rüyadır Uçamayanlara - H.G. Wells, Y. Zamyatin, K.Capek ve H. James’ten Öyküler","description":"Uzun süre uçmanın kanatlarımızı yorabileceğini düşünerek ara sıra da yeryüzünde gezindik. Böylece belki yerle gök arasındaki ayrılığa son verebilir, gerçekçi bakışla fantastiği tek kitapta buluşturabilirdik.","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248770134261,"sku":"9786052603116","price":269.5,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/1894-kac-ruyadir-ucamayanlara-h-g-wells-y-zamyatin-k-capek-ve-h-jamesten-oykuler.jpg?v=1781040004"},{"product_id":"kuyruklu-yalan","title":"Kuyruklu Yalan","description":"Her insanın bir kuyruğu olduğu rivayet edilir, görünmese de sezilir, sezilmese de sanılırmış. Bu kuyruk kişinin peşi sıra sürüklenip dururmuş. Kimi insan bu var-yok hale dayanamaz, kimseler görmeden kökünden keser kurtulurmuş ondan.","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248773443829,"sku":"9786052602973","price":210.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/1838-kuyruklu-yalan.jpg?v=1781040073"},{"product_id":"kirpigin-dusmesin-yere-mor-oykuler","title":"Kirpiğin Düşmesin Yere - Mor Öyküler","description":"Zorba Kitabevi olarak uzun süredir tasarladığımız bu projeyi hayata geçirmek bizim için büyük gurur. Karıncanın hikâyesi gibi bizimki de, yangını söndürmeye yetmez elbette taşıdığımız su ama tarafımız belli olur en azından. Daha fazla kadının canının yanmasına tahammülümüz kalmadı ve her zaman her yerde söylemeye devam edeceğiz: İstanbul Sözleşmesi Yaşatır!","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248773837045,"sku":"9786052602966","price":217.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/1837-kirpigin-dusmesin-yere-mor-oykuler.jpg?v=1781040077"},{"product_id":"iyi-kotu-ve-arkadaslari","title":"İyi, Kötü ve Arkadaşları","description":"Bilinen dünyanın ardında ne var, insanın ardında ne var, duvarın, aklın ardında, denizin ardında ne var? İnsanı nerede aramalı? Kendinden başka kaçacak yeri, kendinden başka düşmanı, kendinden başka tanığı yokken insanın, nereye kaçmalı?","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248773640437,"sku":"9786052602935","price":210.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/1825-iyi-kotu-ve-arkadaslari.jpg?v=1781040078"},{"product_id":"ormandan-gece-gelen","title":"Ormandan Gece Gelen","description":"“Ben bir ikameydim, kuru sandalyede oturmaktan ağrıyan sırtın arkasına konulan minder, oyuk, çürük dişe yapılan dolgu, soğuk gelen kapının altındaki boşluğa serilen bezdim…” Ailesinin gölgesinden kaçamayan Harun’un ağzındaki kuşlar, hep aynı şarkıyı söyler. Harun annesinin kuyusunda kaybolur. Karacanın gelmesi çocukluğunu, kömürlük anısını yoklar. Karaca her şeyi başkalaştırır, zihinlere, şüphelere, korkulara, yüzleşilemeyenlere değer. Oysa karaca yalnızca yavrularını düşünmektedir.","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248774426869,"sku":"9786052602898","price":238.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site-ogg.jpg?v=1781040096"},{"product_id":"yedinci-gunun-sabahinda","title":"Yedinci Günün Sabahında","description":"Tan vaktinin belirmeye başlayan zayıf ışıkları ve usul usul yağan yağmur tarafından çizgileri çekilmiş, küçük, minyatür denebilecek kadar küçük istasyon binası, uçları göğe değen yemyeşil kavakların arasına gömülmüş de kendi varlığını yitirmiş gibiydi.","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248778916085,"sku":"9786052602386","price":210.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/1644-yedinci-gunun-sabahinda.jpg?v=1781040183"},{"product_id":"kendisiymis-gibi","title":"Kendisiymiş Gibi","description":"Gövdesi dimdik, yaprakları üzerinde ama suyu çekilmiş bir ağaç gibi kentli insan. Kendisiymiş gibi ama kendisi değil. Güçlükle ayakta durmaya çalışan, “olanca gücüyle kendini sıkmasa, bir gecede tüm iğne yapraklarını, kabuklarını yitirebilecek” denli titrek, iğreti, köksüz…","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248781275381,"sku":"9786052602232","price":203.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/1472-kendisiymis-gibi.jpg?v=1781040233"},{"product_id":"suyun-sarkisi","title":"Suyun Şarkısı","description":"Her bölüm, her öykü farklı bir atmosfere açılıyor. Yazar, başka başka yaşamlardan toplamış çünkü öykülerini. Bu nedenle \u003cem\u003eSuyun Şarkısı\u003c\/em\u003e, zengin bir okuma deneyimi yaşatıyor okura. 11. Türkan Saylan Sanat Ödülü’ne layık görülen \u003cem\u003eSuyun Şarkısı, \u003c\/em\u003ekötü bir hastalık gibi her yanımızı örten umutsuzluğa, özlediğimiz ilham duygusuna sarılarak kafa tutuyor.","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248781799669,"sku":"9786052602201","price":217.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/1522-suyun-sarkisi.jpg?v=1781040241"},{"product_id":"bitmesi-gerektigi-gibi","title":"Bitmesi Gerektiği Gibi","description":"\u003cdiv\u003eHerkes ilgilensin. Ortalık pislik içinde, kimsenin umurunda değil! Düzenin kıyısına köşesine itelenmiş pisliği, Kafkaesk bir anlatıyla gözler önüne seriyor Emre Nazım Mert. Kiri, pisliği ısrarla görmezden gelenlerin adalet anlayışı lince dönüşüyor. Sonra kenar mahallelere, şehrin görmek istemediği yaşamlara iniyoruz. Nesiller değişse de yaşantıların değişmediği, kaderin yapışkan olduğu yerlere. Ardından önyargı bombaları patlıyor. Ölümden kaçmak için ülkesini bırakıp gelmiş çocukların üstüne düşüyor anlayışsız\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003ebakışlar. Bir köye gidiyoruz sonra. Masala açılıyor kapılar. Masalın ve köyün sahibinin saltanatı devriliyor. Sanki bir laneti atıyoruz sırtımızdan…\u003cbr\u003e\u003cbr\u003e\n\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eBitmesi Gerektiği Gibi, Emre Nazım Mert’in ilk öykü kitabı. Mert, dil, biçim ve tema olarak birbirinden farklı beş öyküyle çıkıyor karşımıza. Başka başka hayatları, dilleri, kimseleri seslendiriyor. Absürt, gerçekçi ve fantastik öyküleriyle hayata ve insanlara muhtelif yerlerden mercek tutuyor.\u003c\/div\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248781963509,"sku":"9786052602195","price":203.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/1488-bitmesi-gerektigi-gibi.jpg?v=1781040244"},{"product_id":"bir-gun-sinegi","title":"Bir Gün Sineği","description":"Kötü olmak sandığımız kadar zor değil. Yeter ki kararlı olalım. Geri dönüş yollarında çınlayan her “acaba” bu kitaptaki öykülerin ana teması. Birbirine benzeyenlerin farklılıklarını mercek altına almak, bir kayayı dağın tepesine çıkarıp düşüşünü izlemekten farklı mı? Ne de olsa çoğumuz anı olacağını bilmeden yaşıyoruz hayatı, her adımımızı ölçüp biçemiyoruz…","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248783306997,"sku":"9786052602096","price":203.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/1580-bir-gun-sinegi.jpg?v=1781040268"},{"product_id":"insan-barisla-yasar","title":"İnsan Barışla Yaşar","description":"Barış; zamana, mekana, kişiye ve sürece göre tercih edilebilen bir hal, bir talep, bir beklenti, bir duruş, bir durak ya da bir sonuç değil, yolun ve yaşamın kendisidir. Barışın kendisi her koşulda devrimcidir ve devrimin kendisidir.","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248783503605,"sku":"9786052602133","price":224.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/1393-insan-barisla-yasar.jpg?v=1781040272"},{"product_id":"baris-akademisyenlerinden-hudut-disi-oykuler","title":"Barış Akademisyenlerinden Hudut Dışı Öyküler","description":"\u003cdiv\u003eKHK’lı akademisyenlerden yeni bir çalışma.\u003cbr\u003e\u003cbr\u003e\n\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eDünya genelinde sağ-popülist dalganın yükselişi, en son yüz yıl önce tanık olunan bir politik salgını andırıyor. Her yanda birbirine benzeyen politikacılar, aynı hamasetle, kopyacı dilleriyle hayatımıza yön veriyorlar. Her biri, kendi milletini sevdiğini söylüyor, başkalarını hor görüyor ve insan denen varlığın ortak değerlerine sırt çeviriyor. Demokrasi, eşitlik, insan hakları, barış gibi kavramları kötülemekle kalmıyor, bunlarda bir tehlikenin gizlendiğini de ileri sürüyorlar. Bizim ülkemiz de uzunca bir süredir bu zihniyetin deney sahası haline getirilmiş durumda. İktidarın siyasi kötülüğü, insani acımasızlıkla iç içe geçiyor. Barıştan korkmakla kalmıyor, barışı dillendirenlere de zalimce saldırıyor. Bunun karşısında, ülkemizin akademisyenleri ve aydınları unutulmaz bir duruş sergiliyorlar. Kendi düşüncelerinde yani özgürlüklerinde ısrar ediyor, başlarına gelen her zorluğa rağmen, bir gün geri dönecekleri inancıyla uzun ve acılı bir yola koyulmayı göze alıyorlar. Tarihte bunun ilk olmadığını ve maalesef son olmayacağını da biliyoruz, ama barış akademisyenlerinin bu yolu en güzel yürüyenlerden olduklarını görebiliyoruz. Yol, her adımdaki ayrıntıların farkına varılarak yürünen uzun bir ufuktur. Keder, özlem, umut, hepsi oradadır. Hudutlara varılır, sürgünlere düşülür, yeni bir kavimler göçünün yaşandığı çağımızda o kavimlerin akıntı yolları izlenir. Ve tarihi kendilerinin yazdığını iddia edenlere karşı başka bir tarih\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eyazmanın imkânları yaratılır. Bu kitap, hudutların ardında, kendilerine ve yaşadıklarına asaletle bakanların sesini yankılıyor. Edebiyat insanın kader haritasıdır, derler. O haritada söz söyleyen akademisyenler yalnızca\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003ekendi kaderlerini dile getirmekle kalmıyor yurdumuzun kaderine de el atıyor, onun toprağını aktarıyor, hüzünlü görünen rengiyle umudun tohumlarını ekiyorlar. Hem de yetkinlikle ekiyorlar. Kar, yağmur ve güneş yeşertecek onların el sürdüğü toprağı.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\n\u003cbr\u003eBurhan Sönmez\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eDünyanın gurbet olmadığını anlatan gurbet öykülerine benziyor bunlar. Dört kıtaya dağılmışlar demir ökçenin gücüyle. Zorlanmadan okudum. Zor ile rıza dikotomisi arasında soluk almaya çalışan bir okur konumuna da düşürülmüş oldum yer yer. “Felaketler iyidir,” diyor bu öyküler; sessizliği düğümlüyor, kuşkunun korkuyu oymasına yol açıyor; sancı üflüyor, çıkış arayışı çabalarıyla renklendiriyor, sanata dönüştürüyor yaşamı. Bazılarında imge, metafor, humor, dil ve ustalık incelikleri, kendini hemen gösteriyor. İşte, her okurunu farklı bir şekilde yaratan iyi öykülerden biri de bu, diyorsun. Bu öykülerin hemen hepsinde, insanı mallaştıran verili koşullara karşı bir itiraz dili kurma çabası var. Bu çaba bile tek başına, bu öykülerin, dört kıtaya sürülmelerine değiyor. Dileğim, bu öykülerin, sürüldükleri yerlerde de, söz konusu yaratıcı felaketlere maruz kalmalarıdır.\u003cbr\u003e\u003cbr\u003e\n\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eMuzaffer Oruçoğlu\u003cbr\u003e\u003cbr\u003e\n\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eBarış Akademisyenleri, Edward Said’in Entelektüel kitabında değindiği gibi, hayatları boyunca üyesi oldukları topluma imtiyaz ve şöhretle ilintilenmeden yaşarken bir çeşit sürgündüler zaten. Sürekli tedirgin entelektüel vicdanın “bu suça ortak olmayacağız” cümlesiyle asıl suçu topluma ifşa ettiler. Milli ejderin gözünün içine baka baka tarihin aslında şimdi yazılmakta olduğunu göstererek. Gelecekte, hepimizin hakkı olan uygarlığı savunmuş hiç olmazsa bin kişi aramızdan çıktı diyebileceğimiz özel bir hareketti bu. Taybet İnan, Cemile Kasırga, Sevê Demir, Pakize Nayır, Fatma Uyar, Aziz Yural ve onlarca sivilin yeryüzündeki varlığını gözetmiş akademisyenlerin ödediği bedelin gerçekte bütün Türkiye halklarına mal olduğunu hep akılda tutarak Hudut Dışı Öyküler’i okumak gerekiyor. Bu öykülerin sanatsal uğraşın çok ötesinde bir anlama gelip, kitaptaki akademisyen öykücülerin Türkiye’deki düşsel evi yaza yaza döşediklerini unutmadan.\u003cbr\u003e\u003cbr\u003e\n\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eBu kitap onların evidir bir bakıma. Yazarak onarılmaya çalışılan yas, travma, bocalama, ayrılık, hasret, öfke, onur, dayanışma, mülteci yalnızlığı, göçmen tedirginliği, dosta küslük, hayranlık, hayal kırıklığıdır. Her şeye yeniden başlayan şahsiyetlerin yıkılan zamanın enkazını yaza yaza yüreğinden kaldırmasıdır. Okur içinse sarsıcı bir tekliftir bu kitap, hiç koparılmamış, kayıttan silinmemiş, göçmemiş olsak da sürgünlüğün en uçtaki düşünceyi düşünme gücünü, göğüsleyemeyeceğimizi sandığımız hayalleri kurma özgürlüğünü gösterir. Kendi yurdunda sürgün olup kendine sığamayanlara usul usul konuşan bu öyküleri yürekten bir armağan olarak kabul edin. Ben kendi adıma öyle yaptım.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\n\u003cbr\u003eSema Kaygusuz\u003c\/div\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248784290037,"sku":"9786052602003","price":238.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/1574-baris-akademisyenlerinden-hudut-disi-oykuler.jpg?v=1781040288"},{"product_id":"en-cok-seni-bekledim","title":"En Çok Seni Bekledim","description":"En Çok Seni Bekledim, vicdanın sesi. Bekleyişin, umudunun, korkunun, sevincin, acının, unutuşun, hatırlayışın, yetinmenin, hayal kırıklığının, yeniden başlamanın şarkısı. Sibel Öz, insanlık hallerine samimi ve önyargısız yaklaşıyor. Ağacın, duvarın, toprağın, kuşun dili oluyor.","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248808702197,"sku":"9786052601785","price":203.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/1569-en-cok-seni-bekledim.jpg?v=1781041066"},{"product_id":"sicacik-bir-ev","title":"Sıcacık Bir Ev","description":"Sıcacık Bir Ev’in karakterleri ezilenler, maddi manevi kaybedenler, zinciri görünmeyen köleler… Hayal kırıklığına uğrayanlar, yarım kalan aşkı ve özlemiyle başa çıkmaya çalışanlar, hırsına yenilenler de… Özgür Çırak, anlatmak için olağanüstü meseleler aramıyor. İşçi ölümleri, iş hastalıkları, sömürü öykünün sebebi oluyor. Çırak politik meseleleri didaktik olmadan, anlatma tuzağına düşmeden aktarıyor, odağına insanı alıyor. Tüm bunları öyküye verirken olağan sayılanı ilginç ve görünür kılıyor Çırak. Gerçeklikten fantastik olaylar doğuyor. Fantastik gerçekliğe dönüşüp, somut yaşamla boy ölçüşüyor.","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248809357557,"sku":"9786052601914","price":217.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/1484-sicacik-bir-ev.jpg?v=1781041074"},{"product_id":"bir-kalem-kus-olmus","title":"Bir Kalem Kuş Olmuş","description":"\u003cdiv\u003e“İnsan büyüdükçe, söylenmeyen dile dökülmemiş saf bilginin kendine de geçmesini istiyor. Büyümenin bambaşka bir dile dönüşmek olduğunu, o dille az ve değerli olacağını sanıyor. Ya da ben bir damlanın içine geçmiş konuşuyorum. Burada her şey yine her şey gibi görünüyor. Kimse gelemiyor. Damlanın içi değişmiyor. Ağırlığın sesini dinle. Bekir! Bekir!”\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eSerkan Gezmen, Bir Kalem Kuş Olmuş’ta bilincin ötesini, boşluğu, gölgeyi, rüyayı, geceyi aralayan öyküler yazıyor. Öyküleri sanki “Tüllerin arkasında mutsuzluğu sakinleştirmek için rüya hazırlıkları.” İmgelerin gösterişinden uzak durarak onların gücünü yol arkadaşı edinen rüya üstü öyküler, kendinden geçen her şey gibi yaşayamamaktan bitap, uyuyamama ya da uyanamama haliyle sarhoş. Kitabın ilk bölümü olan Nihayetsiz Öyküler’de yazar, hayatın gölgeli ve daha çok karanlık tarafına bakan bir göz. Gözünü kırpmadan bakan ve sonra da imgelerle resim çizen bu göz, kâh okuru gerçeküstü durumlar karşısında bırakır (“Bir taş “vrakk” diyip denize sekiyor. Bir martı “hışır hışır” kanat çırpıp havada asılı duruyor. Bir karabatak boğuluyor, sonra kurtuluyor. Denizden fırlayan balıklar rakı bardağına doğru sadece göz olup ilerliyordu”), kâh insanın içindeki ikiliğe, barışsızlığa vurgu yapar (“Karanlık. Denizi boğacak. İçimizde titreyen korkuya bu adı verebilirdik. Yürüyoruz. Cep telefonlarımızın ışıklarını kullanmak aklımızdan\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003egeçmiyor. Işık. Denizi boğacak. İçimizde titreyen korkuya bu adı verebilirdik…).\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eKitabın ikinci bölümüne ait başlık ise Soğukmuş. Bu bölümde rüya ya da bilinç üstü değil, yaşama eğilen, yaşama bakan öyküler var. Ancak yazar bu kez bakmıyor, gözlemlemiyor da yaşıyor, ama yaşayamamaktan\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eşikayetçi oluyor gibi. Adeta, “Bakınız yaşanmıyor, yaşanamıyor” diyor. Bunu da bir şikayet tonunda değil de, olanı ifade etmek için kullanıyor. Gezmen’de sıcak olan bilinç üstü sanki. Yaşama dokunduğunda ‘Soğukmuş’ derken, biz onu, “ölüymüş,” “kışmış”, “yalnızmış”, “değişmezmiş” gibi anlıyoruz. Ve tekrar nihayetsiz öykülere kaçıyoruz. Öyküleri bitirdiğinizde, ilk kısmı yeniden okumak isterseniz şaşırmayın. “Çoğu zaman gördüğümüz rüyaların dışarılarda bir yerlerde, pencerelerden uzakta, güneşin ve yaprakların aralarında anlaştığı bir boşluktan süzüldüğünü, bu süzülme anında donup kalırsak mutlu uyanacağımızı, yok eğer kendimizi hatırlarsak rüyaları kapılara çekeceğimizi ve bu uzun yolda iyiliğin ne yapıp edip sakatlanacağını ve en sonunda kâbus denen aynanın dökülmüş, süklüm püklüm sırrını yol ile öreceğimizi düşünürdüm.”\u003c\/div\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248809160949,"sku":"9786052601907","price":203.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/1568-bir-kalem-kus-olmus.jpg?v=1781041075"},{"product_id":"kiyamet-ha-kiyamet","title":"Kıyamet Ha Kıyamet","description":"İnsanlık belki de nefes aldığı her günü anlamlı kılmak için, adına kıyamet dediği tek bir gün yarattı. Her şey o günü ötelemek ya da o günü aşmak içindi. Tekinsiz bir gündü kıyamet. Ne zaman geleceğini, gelince ne olacağını bilmediğimiz... Kutsala yazdı insanlık. Eşitlik ondan sonra başlayacaktı, günah sevap tartılacaktı, Sırat Köprüsü'nden geçilecekti. Ya cennet ya cehennem, başka yer yoktu. Belki bir süre Araf'ta bekleyecekti o kadar. Peki, ya kıyamet her günse.","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248812044533,"sku":"9786052601679","price":210.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/1228-kiyamet-ha-kiyamet.jpg?v=1781041125"},{"product_id":"buyuk-umutlar-muzikholu","title":"Büyük Umutlar Müzikholü","description":"\u003cdiv\u003eEvsiz barksız kalmış kara paltolu, kasketli adamların gölge olup gizlendiği çayhaneler; yazgısına boyun eğip her gece ölüleri aydınlatan fenerci; yangın yeri Suriçi’nde camgüzeline sarılarak hayatta kalan Meryem; zulümden kaçıp şemse, aya, yıldızlara sığınan Ezidiler… Beton yığını İstanbul’u saran umarsız güvercin ağrısı ve Şeytan Dağları’nın, Karacehennem Ormanları’nın ortasında hayallerin, özlemlerin renkli disko topu etrafında döndüğü Büyük Umutlar Müzikholü… Hepsi de büyük bir kentte,\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003egökdelenlerin arkasına saklanıp tan kızıllığında ortaya çıkan sıska, kısa boylu bir sancaktarın taşıdığı haberlerle yüklü sarı defterlerin içinde var oldular…\u003cbr\u003e\u003cbr\u003e\n\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eM. Sait Taşkıran’ın ilk öykü kitabı Yıldızlı Gece’de, doğanın hükmüne, zemheriye boyun eğerek yaşama tutunmaya çalışan insanların varoluş evrenine tanık olmuştuk. Büyük Umutlar Müzikholü’nde ise hem geçmişin silinmeyen izlerinden kurtulmaya çalışan hem de yaşamakta olduğumuz toplumsal dönüşümlerin ortasında benlik arayışında olan\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003ebireylere tanık oluyoruz. İlk kitabındaki öykülerde de olduğu gibi M. Sait Taşkıran aslında yaşamdan kesitler sunuyor okura. Durağan olmayan bir yaşama tanık olup bu sonsuz akışın içinde var olan hayatları paranteze alıp kendi anlatım biçimiyle dile getiriyor. Karmaşık olmayan, yaşamın içinde kendiliğinden yer alan yalın imgelerle öykülerini kurguluyor.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eBüyük Umutlar Müzikholü, birbirine benzemeyen karakterleri, farklı yerlerde geçen öyküleri, gerçeği ıskalamayan büyülü atmosferiyle, mekânsız, yersiz yurtsuz, kentli yalnızlığın ötesinde, okura nefes aldıran bir kitap…\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e“Yerinden kalkmayan bir ben olmuştum. Zaten beni unutmuşlardı. Köşedeki masamda onları izliyordum. Tufan, bağlamanın tellerine öyle hızlı vuruyordu ki teller birazdan kopacak gibi titreşiyordu. Rengi hâlâ kıpkırmızı olan ve cayır cayır yanan sobanın çevresindeki halay halkasında Canan, Patroniçe Ayça, Sinem, Nebahat, İkbal ve İzmirli Yeliz erkelerle birlikte dönüp duruyordu. Halayın sonuna kısa boylu genç komi de katılmıştı. Büyük Umutlar Müzikholü uzay boşluğunda renkli bir gezegen, ortada yanan soba da gezegeni ısıtan küçük bir güneş gibi görünmeye başlamıştı gözlerime. Tavandaki disko topu galakside yanıp sönen yıldızlar gibi etrafa parlak ışıklar saçıyordu. Kendimi onların yörüngesine kapılmış bir astronot gibi hissediyordum. Renkli gezegeni, uzayın boşluğundan salınarak izleyen bir astronot olup giderek genişleyen evrenin çekimine kapılıyor, bütün\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003ekontrolümü kaybedip boşlukta savruluyordum…”\u003c\/div\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248812339445,"sku":"9786052601686","price":203.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/1556-buyuk-umutlar-muzikholu.jpg?v=1781041130"},{"product_id":"bana-oyle-tuhaf-bakma","title":"Bana Öyle Tuhaf Bakma","description":"\u003cdiv\u003e“Tuhaf” çoklu, göreceli bir kavram. Yere ve zamana göre değişen, adeta yaşayan bir kelime. İçinde yadırgamayı, önyargıyı, sevgisizliği ve şaşkınlığı taşıyor. Bu yüzden tuhaf sayanın bakışı tuhaf oluyor, tuhaf gözle bakılan tuhaf kaçıyor, belki de tuhaf bakan kişi bir tuhaflık taşıyor...\u003cbr\u003e\u003cbr\u003e\n\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eTuhaflık nerede başlar, nerede biter? Sınırı var mı? Neye, kime göre tanımlanır tuhaflık? Tuhaf demek, “başka” demek midir? Bu kavram gittikçe ötekileşiyor. Oysa tuhaflık, bir nevi ele avuca sığmazlık, farklılık, belki biraz\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003ederinlik ya da istenmeyenden kaçma isteğine dayanan farkındalık…\u003cbr\u003e\u003cbr\u003e\n\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eFulya Bayraktar, öyküleri yoluyla “Bana Öyle Tuhaf Bakma” derken tuhaflığı, birbirimizi dinlemeye, anlamaya bir yol açmanın döşeme taşı olarak kullanıyor. “Tuhafamaneden” de diyor öykülerinde, “ama”ları, “neden”leri\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003ekullanmadan farklılıkları, başkalıkları kabullenmenin bir yolu olması gerektiğini de hissettiriyor. Çünkü olağan hayatların içinde sıradan günler yaşayan insanların ufacık fark edişleri, küçücük isyanları, sessiz serzenişleri bile onları “tuhaf” yapmaya yetiyor. Oysa tuhaf da insan coğrafyasında bir ülke. Öykülerde, tuhaf görünmekten çekinen, çekinmeyip olabilecekleri göze alan, bozkırın sıkıcı yaşamına sığamayan insanlarına dokunuyoruz.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eFulya Bayraktar, gri bir kentin bürokratik, soğuk ve boğuk atmosferinde, istemedikleri bir yaşam süren, çoğu kez de bunun farkında olan insanları anlatıyor. Her biri bize tanıdık gelen kahramanlarına, “Bana Öyle Tuhaf\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eBakma”yın dedirtiyor. O anda biz tuhaf gözlerle bakıyoruz onlara… \u003cbr\u003e\u003cbr\u003eÇünkü yazar bize ricasını tersinden sunuyor.\u003c\/div\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248812798197,"sku":"9786052601617","price":192.5,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/1550-bana-oyle-tuhaf-bakma.jpg?v=1781041138"},{"product_id":"cok-cagi","title":"Çok Çağı","description":"İki farklı dünya. Birisi kül tepelerinin ardında, susuz, denizsiz, şiirsiz, aşksız, insansız Beta. Diğeri yemyeşil, gecesiz, kışsız, şiirli, şarkılı, düşlü, renkli Alfa. İki dünyayı buluşturansa gittikçe sönen Güneş.Beta’yı küle çeviren Elitler nükleer felaketin yaklaştığını anlayınca Alfa gezegenine göç ederek, sayıca kendilerinden çok olan Çirkinleri, Beta’da kaderlerine terk ederler. Yüzyıllar sonra Güneş’in sönmeye yüz tutması iki halkı yeniden buluşturur. Çirkinler Kusursuzlara, Elitler Mutlara dönüşmüştür. Kusursuzlar yapay zekâlarla yaşarken, Mutlar doğayla buluşur ve ilkel komünal yaşama geçer. Evrenin geleceği iki dünyanın sil baştan yazacağı hikâyeye bağlıdır.","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248813715701,"sku":"9786052601501","price":217.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/1544-cok-cagi.jpg?v=1781041157"},{"product_id":"ah-kamila","title":"Ah Kamilâ","description":"\u003cdiv\u003eBetimleme ve atmosfer ustası Mehmet Sürücü’nün muhteşem öykü kitabı Ah\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eKamilâ, okurlarla buluşuyor.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eSürücü, yazı masasından değil sahici bir dünyadan sesleniyor okura. Yalnız o dünya, yazarın kaleminin ucunda, suya değen söğüt dalları gibi incecik eğiliyor, rüzgârda sallanan örümcek ağı gibi dalgalanıyor, uykulu bir köpek gibi esniyor, rüzgârla denize sürüklenen soğan kabuklarının rengine bürünüp sürrealist bir dünyada yol alıyor. Sıradan imgeler büyülü bir dünyada, bir ressamın fırçasından çıkmışçasına bambaşka ve olağanüstü bir niteliğe bürünüyor. O zaman onun gibi görmek istiyor okur ya da onun gözüyle bakmayı deniyor bu kez imgelere. Soğan kabuğu rengine bürünmüş paskalya yumurtaları gibi, en sıradan şeyleri mor renge batıran bir yazar Sürücü; adeta mor ustası. Onun dilinde peygamberdevesi, bu nedenle Kamilâ oluyor belki de.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eMehmet Sürücü acelesiz. Meselesi ömür değil çünkü, bugün ya da kalabalıklar da değil. Islıktan uğultuya, uğultudan inlemeye, inlemeden çığlığa dönen sesleri dinliyor, deniz suyuyla çalkalıyor bulduğu her şeyi, tuzdan nemden geriye kalanlarla türlü renkte, şekilde, büyüklükte, aslını bir tek kendisinin bildiği yapılar kuruyor önümüze.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e“Kumun üzerindeki, tuzdan ve nemden, tahtaları çürümüş, çıplak borda\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003ekıvrımlarıyla, sadece kaburgaları kalmış, tuhaf bir balık iskeletini andıran sandalın kenarına sırtı pas renkli bir ispinoz kondu. Önünden yuvarlanarak geçen soğan kabuğundan ürktü. Rumlardan kalma, eski evlere doğru havalandı. Taş duvarı sıyırarak geçerken, rüzgârından duvarın oyuğundaki örümcek ağı dalgalandı. Kıyıdaki dalgaları, uzaklara bakan aylak martıyı, pantolonlarının paçaları kasıklarına kadar ıslak birkaç çocuğu, sıcak kumlara uzanmış uykulu bir köpeği, balkondaki yaprakları solmuş fesleğeni, rüzgârda uçuşan tül perdeleri, doğum sancılarıyla terden sırılsıklam sarı saçları, acıdan eğrilmiş yüzüne yapışan kadının çığlığını, yere düşüp kırılan bardağın sesini ardında bırakıp uçtu gitti.”\u003c\/div\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248817189109,"sku":"9786052601471","price":192.5,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/890-ah-kamila-scaled.jpg?v=1781041212"},{"product_id":"baska-bir-hayatta","title":"Başka Bir Hayatta","description":"\u003cdiv\u003eBaşka Bir Hayatta, içinden şiir geçen uzun bir öyküden oluşuyor.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eKitapta okur, şiir ve öykünün birbirlerine olabilecekleri en yakın mesafeden seslendiklerini, hatta kimi zaman birbirlerinin yerine geçebildiklerini fark ediyor. Yazar, Aşk’ı anlatırken, zorlama bir biçim denemesi yapmak amacıyla değil, Aşk’ın doğası gereği metnini hem şiire hem öyküye yaslayarak oluşturuyor. Belki de Aşk’ın, içinden şiir geçen bir öykü olduğunu, Aşk’ın öyküsünün şiirsiz anlatılamayacağını fısıldıyor okurun kulağına.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eKitapta yazar ve şair Şilan Avcı, birbirlerinin sözünü hiç kesmeden anlatıyorlar coğrafyanın imkansız kıldığı bir Aşk’ın öyküsünü. Sınırların, kimliklerin, inançların kutsandığı, insanın hiçe indirgendiği bir yerde geçiyor öykü. Başka bir hayatta geçirilen koca bir ömür, yolun sonunda görülen hesap, coğrafyaya karşı kırgın bir öfke…\u003cbr\u003e\u003cbr\u003e\n\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eŞilan Avcı’nın, her ikisini de başarıyla kullandığı şiir ve öykü dili, tek ses olup kitap boyunca okuru sarmalıyor.\u003c\/div\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248819187957,"sku":"9786052036488","price":182.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/1538-baska-bir-hayatta.jpg?v=1781041244"},{"product_id":"bir-cocugun-safligiyla","title":"Bir Çocuğun Saflığıyla","description":"\u003cdiv\u003eNaim Kandemir, “Bir Çocuğun Saflığıyla” adlı kitabında Samsun’dan başlayıp metropole uzanan, oradan da ülkenin toplumsal mücadelesine açılan hayat yolculuğundan kesitler anlatırken, “büyümeye” direnerek çocuk kalabilmek ve bunun için mücadele etmek üzerine kurulu bir anlatıyla çıkıyor okurun karşısına. Kitabı okuduğunuzda, asıl mücadelenin politik \/ toplumsal olandan önce, çocukluk mücadelesi; yani çıkara, iktidara ve sömürüye bulaşmamak, çocukluk dünyasını korumak için verilen mücadele olduğunu anlıyorsunuz. Bu mücadeleyi kaybedip çocukluğunu yitirenlerin, ne kadar “devrimci”, “kahraman” ve “önemli” kişiler sayılsalar da, aslında sahici olmadıklarını, karşı oldukları her şeyi kendi kişisel hayatlarında yaşattıklarını ve sonunda onlara benzeştiklerini…\u003cbr\u003e\u003cbr\u003e\n\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eNaim Kandemir, bizzat hayatın içinden süzülen ve yaşanmışlıklara dair\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eöykülerinde başka bir yaşamdan bahsediyor; emek üzerine kurulu, başta kendisiyle mücadele edip kendisini değiştirmeyi öngören, büyüklenmeyi cahillik, büyümeyi kirlilik, insanlardan bir insan olmayı güzellik sayan, mücadelenin kendisi olmuş bir yaşamdan… \u003cbr\u003e\u003cbr\u003eÇocukluk insanın ana yurdudur. Ve tüm mücadeleler, öncelikle bu\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eanayurdu kazanmak için verilmelidir. Naim Kandemir, bir çocuğun saflığıyla\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eyaşayabilmek için yeniden başlamaya davet ediyor. “Gerçekten hayatı seven, her şeye rağmen hayattan umudunu kesmeyen, hayata\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003esadakatini sürdüren, yaşama sevincini yitirmemiş, iyilik ve umut duygusunu\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eruhunda söndürmemiş insanların ihtiyaç duyacağı öyküler bunlar. Yazar bize temiz, insancıl, soylu, dürüst insanların hayatlarını inşa etmek ve böyle bir topluma gidecek yolun önünü açmak için bir çocuğun saflığıyla, bu kirli dünyada yeniden başlamak gerektiği çağrısını yapıyor. Bu çağrı, bütün öykülerden çıkan sonucun manifestosuna dönüşüyor. Bu öyküler\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003esadece günlük hayatın psikopatolojisinin ortaya konulmasın değil, aynı zamanda bu patolojinin de dahil olduğu günlük yaşamın bütününün devrimci bir aklın süzgecinden geçirilmişliğinin de öyküleri oluyor.”\u003cbr\u003e\u003cbr\u003e\n\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eCengiz Türüdü\u003c\/div\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248825020661,"sku":"9786052036303","price":203.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/1532-bir-cocugun-safligiyla.jpg?v=1781041393"},{"product_id":"bugun-anne-gibi-degilim","title":"Bugün Anne Gibi Değilim","description":"\u003cdiv\u003eKadın yoktur, kadınlar vardır. Kadın bir inşadır, erkekliğin arzularını temsil\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eeden; onu “kutsal anne”, “evinin kadını”, “fahişe” gibi rollere hapsederek fetiş\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003ehaline getiren, çeşitliliğini, zenginliğini ortaya koyacak varoluş imkânlarını elinden alan bir kurgu. Eril tahakküm; cinselliğe dair ürettiği söylemler ve normu belirleyen pratiklerle oluşturduğu cinsellik tertibatı üzerinden kadını bir cinsel özne olarak kurar. Öyle ise farklı kadınlık kurguları da mümkündür. Belma Fırat’ın öykülerinde ele aldığı kadınlar, onları kısıtlayan toplumsal cinsiyet temsillerine karşı koymayı bir direniş biçimi olarak algılayan, politik farkındalıklarını cinsel edimlerinin içine taşıyan, cinselliğin toplumsal\/siyasi tahakküm biçimlerinin bir arenası olduğunun bilincinde ve bu olguyla yüzleşmekten kaçınmak yerine, aykırı cinsellikleri üzerinden iktidarı ifşa etmeyi seçen kadınlardır.\u003c\/div\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248825479413,"sku":"9786052036266","price":210.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/1086-bugun-anne-gibi-degilim.jpg?v=1781041400"},{"product_id":"akil-deligi-anadipsi","title":"Akıl Deliği: Anadipsi","description":"\u003cdiv\u003e“Kabuğundan soyunur. Sertliğinden kurtulur. Yumuşarken iyileşir et, kabarır.”\u003cbr\u003e\u003cbr\u003e\n\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eBir yara insana ne söyler? Bedeni insana ne söyler? Bugüne kadar öğrenegeldiği herşeye, özne kurulumunun beraberinde getirdiği tüm ‘bireysellik’ ve ‘tekrar’ dayatmalarına rağmen bedeniyle söyleşme, ona bakma, onu anlama, onun duyumsamalarını ciddiye alma, bilmediği, hiç öğrenemediği bir dilin izini sürme mücadelesine girişmiş bir varoluşun tuttuğu kayıt Anadipsi. Söylem alanının, plastik benlik sunumlarının, klişeleşmiş yargıların periferinde dolaşma cüretini gösterdiğimizde beden ile benlik arasındaki sözde ilişkiden geriye ne kalıyor? Ya da hem fallus hem de logos merkezci cinsel ekonomilerin çoğunlukla söylem aracılığıyla\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eiçselleştirdiği beden ve haz politikalarını aşındırmak, kendi ötekiliğini el yordamıyla da olsa deneyimlemeye çalışmak ne ölçüde imkân dahilinde? Ben diyegeldiğimiz yabancı ile tanışmak olası mı? Bir aklın deliliğinden\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003esöz ettiğimizde bu iki kelime ile hangi yaşamsal deneyimi aktarmaya çalışıyoruz? Ya da delilik kelimesi, bu kelimeye ‘güya\/sözde” karşılık gelen hangi deneyimin, hangi duyumsamanın ikâmesi? Anadipsi, bedeniyle, bu\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003ebedenin dünyadaki her türlü deneyim ve duyumsama hali ile yazı arasındaki zorlu yüzleşmeyi göze almış bir varoluşun anlatısı. Bugün deneysel metinler ile pek sık karşılaşmıyoruz; ancak aynı zamanda da tam da bu tür\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003emetinlere gereksindiğimiz bir zamandan geçiyoruz. Beden ve benlik ile kurduğumuz ilişkide yara, acı, hafıza, anne-çocuk ilişkisinin az çok gizemli dinamikleri gibi alanlarda geziniyor Anadipsi. Günlük yaşamın türlü\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003etrajedisinin ‘ben’in kendisi ile kurduğu ilişkideki yerini sorguluyor. Şiirsel olmaktan uzak; ancak şiiri olan cesur bir metin.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eNil Sakman\u003c\/div\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248828362997,"sku":"9786052036037","price":192.5,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/akil-deligi-anadipsi-on-kapak.jpg?v=1781041448"},{"product_id":"bense-olumden-korkmayacak-kadar-yalnizdim","title":"Bense Ölümden Korkmayacak Kadar Yalnızdım","description":"\u003cdiv\u003eM. Uçan’ın öyküleri Van’dan, Erciş’ten, bir göl kenarından, bir göl içinden, takla atan güvercinlerden, Azrail’den, askeriyeden, hazinelerden, kardan, buzdan, kurtuluş günlerinden geçip, uzun bir yoldan geliyor okura doğru.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eKüçük şehirlerin “küçük” insanlarını, küçük dertlerini, tutunamamalarını anlatıyor kelimelere tutunarak. Hayal edenleri, küfredenleri, “normal” kabul edilene karşı çıkanları göreceksiniz öykülerinde. Belki de tam tanımlama olarak yerin altında olmayan, yeraltını gösterecek size. M. Uçan üçüncü kitabında “Bense Ölümden Korkmayacak Kadar Yalnızdım” derken, kalabalığın içindeki bireyi, yaşamın temeldeki yalnızlığını hatırlatıyor. Yalnızlık ve çaresizliğin metropollerin tekelinde olduğu algısından uzaklaşmamızı sağlıyor yazdıklarıyla “Normal” saymadığımız her şeyin bıraktığı gibi, öykü kahramanları da hafızanızda rahatsız edici bir tat bırakacak.\u003cbr\u003e\u003cbr\u003e\n\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eAyşe Akaltun\u003c\/div\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248832295157,"sku":"9786059679725","price":203.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/810-bense-olumden-korkmayacak-kadar-yalnizdim.jpg?v=1781041518"},{"product_id":"ben-soylemem-sen-anla","title":"Ben Söylemem Sen Anla!","description":"\u003cdiv\u003e“Şimdilerde hayal meyal, ama sıcacık bir sevinçle hatırlıyorum, çocukluğumda anlatan kadınlar vardı. Annemlerin günlerine, güne paralarıyla katılmadıkları halde, sırf sohbetleri güzel diye davet edilirlerdi. Çantası gibi annemin elinde günden güne gezen ben, minnacık aklımla bu kadınların anlattıklarını, onları anlatırken hikâyeye kattıkları kimi neşeli, kimi üzgün detayları hayranlıkla dinlerdim. Alelade bir şeyden bahsediyor bile olsalar, bunu öyle güzel, öyle anlatıcı bir havada yaparlardı ki, çocukluğumun televizyonsuz, gazetesiz, kitapsız dünyasına bir gökkuşağı neşesi getirirlerdi. Ayşegül Kocabıçak'ın kurduğu anlatının, hikâyeleme yeteneğinin ardında bir yerlerde işte o kadınların saklandığını hissediyorum okurken. Üstelik bunu kalemi günden güne daha da keskinleşip parıldayan çok iyi bir öykücünün akıl ve duygusuyla yaptığını, yarattığı capcanlı ve diri anlatımı, öyküde kendine özgü bir kadın dili kurmaktaki başarısını hayranlıkla izliyorum. Kaleminin neşesinin, hikâyesinin soluğunun hiç tükenmemesi dileğiyle!”\u003cbr\u003eMahir Ünsal Eriş\u003cbr\u003e\u003cbr\u003e\n\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eAyşegül Kocabıçak, ilk öykü kitabı Dilsiz Annelerin Sessiz Çocukları ile fazlalıklarından arınmış ve sadeliğiyle öne çıkan bir öykü dili yaratarak, özellikle kadınlar ve çocukların, gündelik hayatta her an yaşadıkları travmalar karşısında dilsiz ve suskun bırakılmalarına dair metinlere hayat verdi. Toplumsal cinsiyet kodlarının gelenekle beslenerek nasıl yeniden\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eüretildiği, daha da önemlisi nasıl görmezden gelindiği Kocabıçak öykülerinin konusu oldu. Yazar, ilk kitabında dahi oldukça “zor” konuları, meselenin önüne geçmeyen bir dil kullanarak anlatmayı tercih etti. Başarmış olmalı ki, ilk kitap kısa zamanda ikinci baskıya ulaştı. Ben Söylemem Sen Anla, yazarın ikinci kitabı. Ayşegül Kocabıçak bu kitabında da bağırmayan bir dil kullanarak, usulca eleştirmiş “hallerimizi”. Bilinen ama anlatılamayan, görmezden gelinen travmaların aslında onu yaşayan bireyler için ne\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003edenli yaralayıcı ve unutulmaz olduklarına işaret ederken, ilk kitabında olduğu gibi usulca ama rahatsız eden bir anlatım dilini tercih etmiş. Tek bir taşla camı çerçeveyi indirerek değil, camı kırmadan küçük taşlarla sabaha kadar o pencereyi taşlayarak…\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eAyşegül Kocabıçak, kadınların kırılgan, ama bir o kadar neşeli ve direngen hallerini taşımış metinlerine. Penceremize attığı o küçük taşlardan kurtulmak ne mümkün… Yazar adeta “Pencerenizi açın!” diye bağıran bir çocuk! İster istemez açıyorsunuz pencerenizi. Bu sefer de, “Ben Söylemem Sen Anla” diyor, çaresiz anlamaya çalışıyorsunuz, anlamak istiyorsunuz. Sonra “anlamak” eylemi bir şenliğe dönüşüyor. Anladıkça sevilirmiş her şey, anlıyorsunuz…\u003c\/div\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248832688373,"sku":"9786059679688","price":245.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/797-ben-soylemem-sen-anla.jpg?v=1781041526"},{"product_id":"boslukta-buyuyen","title":"Boşlukta Büyüyen","description":"\u003cdiv\u003eBoşlukta Büyüyen…\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\n\u003cbr\u003eBoşlukta Büyüyen, yazarın heybesinde ağır ağır biriken öykülerden oluşuyor. Söylenecek sözün çokluğundan ziyade dertten anlayan bir kitap. Eylem Ata Güleç, öykü severlerin adına edebiyat dergilerinden aşina oldukları bir yazar. Kitapta yer alan öykülerin yüzü, yaşadığı coğrafyaya dönük. Her öykü okuyucunun zihninde çitilendikçe sertleşen yeni\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003ebir leke gibi kalıyor. Öyle ki, kimi zaman Sur’da yıkıntılar arasında kalan bir bacak görüyor, kimi zaman kimselere söylenemeyen ama hep aklın bir köşesinde duran sözler duyuyoruz. Öyküleri, araya hiçbir mesafe koymayan içeriden bir ses anlatıyor. Eril dille bağını koparmış naif bir üslup can veriyor öykülere. Metinler arasındaki dikiş izleri, öyküler okuruyla buluştukça belirginleşiyor. Eylem Ata Güleç, birike çözüle, derlene dağıla ama yaşadığı coğrafyaya benzer mütevazi bir cesurlukla dökmüş öykü dağının eteğine sözcüklerini. Bir ateş yanıyor öykülerinde. Alevlerin kızılı kimi zaman yüzünüzde oynaşıyor, kimi zaman sıcağını hissediyorsunuz alnınızda. Ama yok, ateşi anlatmıyor Eylem Ata Güleç. Ateşi zaten metnin bir köşesinde\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eyakmış, sıcağını, harını duyun diye. Onun anlattığı başka bir şey. Ateşin gölgesinde, kıyısında, ta içinde harlanan, küllenen, soğuyan yaşamları anlatıyor o. Ateşin kıyısında yazıp da ateşi anlatmamak, ama onu hissettirmek, metnin baş köşesine buyur edip de ondan bahsetmemek ustalık işi. Eylem Ata Güleç ilk kitabında bu ustalığı gösteren ender\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eyazarlardan biri olarak çıkıyor okurun karşısına.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\n\u003cbr\u003eBoşlukta Büyüyen, kazındıkça içe gömülen öykülerden oluşuyor. Kor içinde çırpınırken birlikte olmanın, yalnız olmanın, ölümlerin ve yaşıyor olmanın çetelesini, hesabını tutarak. Mahcup değil, cesur bir yaşam çağrısını da ihmal etmeyerek. Çocukların ellerindeki oyuncakların yüzü suyu hürmetine, dağıtıyor mürekkebi. Boşlukta büyüyen, boşlukta kendini var eden hayata inanarak. Hala…\u003c\/div\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248833048821,"sku":"9786059679671","price":203.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/793-boslukta-buyuyen.jpg?v=1781041530"},{"product_id":"boynumda-bir-dize-inci","title":"Boynumda Bir Dize İnci","description":"\u003cdiv\u003eBoynunda bir dizi inci.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eDüştüğü yerde sıyrıldı etekliği.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eÖncesi çığlık, yırttı içimizi.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eYankıya zemin her duvarda sıçrayan beş tırnak izi.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eSaçı kül, yanağı gül!\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eBir çuval kemik, bedeninden dökülecek. Tak diye açılacak çenesi, incileri\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003esokağa saçılacak.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eİtiraf ediyorum okur: Asfalta akan kanının seyrimle netameli ilişkisini\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eanlatmak için inat ediyorum. Lakin zor.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eBoynumda Bir Dize İnci, bakışın öznelliğinin, biricikliğinin görkemli anlatısını bırakıyor kucağımıza. Sözcükler her birimizin ömürlerinde çoğalan ve eksilen yeni anlamlara bürünürken, yazarın dünyasında geçip gidemeyen başka hayatları anlama\/anlatma aracı olarak büyüleyici bir işleve\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003ebürünüyor. Anılarla sarmalanmış kırılma anlarının, hayatla karşılaşılan her seferinde yeniden yaratıldığı öyküler, Reyhan Yıldırım’ın usta kaleminden döküldüğünde, görüntüleriyle bile bildik, tanıdık olmaktan çıkıp özelleşiyor. Özel insanların, özel mekânların, özel anların, tüm bunların özel\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eöykülerinin tanığı olup çıkıyoruz, her şeyin ‘sıradanlaştırıldığı’ günümüzde. O zaman anlıyoruz ki, Reyhan Yıldırım tam zamanında gelmiş dünyamıza.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eOkudukça, susadığınızı hissedeceksiniz…\u003c\/div\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248836948213,"sku":"9786059679039","price":203.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/691-boynumda-bir-dize-inci.jpg?v=1781041591"},{"product_id":"bellegin-bahar-temizligi","title":"Belleğin Bahar Temizliği","description":"\u003cdiv\u003eDünyadan aya bir yol olmuş ümidim, baktıkça gerçeğe bürünen, içimi ısıtan, elimi tutan. Gel diyorsun, yola koyulalım. Artık ağlamasın bebeğin. Gözlerimi kapatıp çocuk filmlerimin sirkinde ip cambazı oluyorum, kollarımı iki yana açıp yürüyorum. Küçük adımlarla, arkama bakmadan.  İçinden şarkılar geçen, ama mutlu sonla bitmeyen öyküler yazıyor Sevtap Ayyıldız. Acıya,\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003ekayba, yitirmeye, yokluğa kol kanat şarkılar… Eşlik ettikleri her anı mühürleyen, öyküyü hatıraya dönüştüren şarkılar, Belleğin Bahar Temizliği’nde ‘geriye kalan’ oluyor. Şarkıların izini sürerek bu dünyadan, bizden geriye kalan öyküleri topluyor yazar. Öykülerden bulut yapıp yağmur yağdırıyor, sonra fasulye sırığı oluyor öyküler, çocukların masalsı göğüne\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003euzanan. Belleğin Bahar Temizliği’nde herkes biraz yokluyor hafızasını. Kırgın, ama henüz küsmemiş tanıdık kahramanlar öyküleriyle çıkageliyor hayatın sokaklarından.\u003c\/div\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248842191093,"sku":"9786059020930","price":192.5,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/657-bellegin-bahar-temizligi.jpg?v=1781041617"},{"product_id":"bay-prada-nasil-olduruldu","title":"Bay Prada Nasıl Öldürüldü?","description":"\u003cdiv\u003eKaç adım kaldı hasada? Kaç acı, kaç yalan? Artık ayrımına varamıyorum. Yaşadıklarımı mı yazıyorum, yoksa yazdıklarımı mı yaşıyorum? Gerçek ve yalan yekpare. Kâğıdın kadınsı hazzını mı, kalemin erkeksi iktidarını\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003emı yaşıyorum bilmiyorum. Yaratmanın sancısına katlanıyorum marazi bir tutkuyla. Direniyorum gerçeğe; ipotekli kimliğime, aşka, dinlere, insanlara… Sadece burada yaşıyorum. Yeni öykülerin kükürtlü rayihasına bırakıyorum kendimi. Biliyorum oradalar. Bekliyorlar beni. Çalılar, dikenler muttasıl. Aşıyorum bir bir kanayarak. Hasat zamanı nihayet… Yılın sonunda yepyeni bir yıl. Ellerimle topluyorum. Dolduruyorum sepetime, zihnimde yetiştirdiğim kötücül mantarları.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eKÖTÜCÜL MANTARLAR'dan...\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eTunç Kurt’un öykülerinde buram buram Ege var, büyük şehirde küçücük kalmış bireyin yalnızlığı var, bir öykü kahramanı olarak yazar var, babanın getirdiği helvayla bayram havası yaşanan çocukluk var, geçmişin gölgesinde yitirilen akıldan kalan kırıntılarla tüketilen yaşlılık var, en kötü durumda bile gülümseten mizah var… Ama yılgınlık yok, kasvet yok, çatık kaşlı bir bilmişçilik yok, karanlık yok. “Bay Prada Nasıl Öldürüldü”, steril hijyenbeyazı ya da gamlı baykuş kabuskarası bir kitap değil; o tam da yazarın istediği gibi vakurgrisi bir X. Ak ve Kara arasındaki bilinmez X’i keşfetmek için yol sizi\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eçağırıyor. İyi yolculuklar…\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eMehmet Fırat Pürselim\u003c\/div\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248844878069,"sku":"9786059020824","price":192.5,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/615-bay-prada-nasil-olduruldu.jpg?v=1781041677"},{"product_id":"acir-mi-mosyo-messier","title":"Acır Mı Mösyö Messier","description":"\u003cdiv\u003eHenüz on yaşındaki bir çocuk için yaşam ve ölüm, aslında aynı çizgide durur. Doğmak gibidir çocuğun algısında ölüm. İnsanlar doğarak gelirler, ölerek giderler. Henüz ölüme dair karanlık, iç korkutan hikâyeler\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eyerleşmemiştir belleğine. Babaanneler, dedeler yaşlandıkları için ve daha fazla alacak nefesleri kalmadığı için ayrılırlar yanınızdan. Acılı günlerimiz onlara minnet duyarak ve bir şekilde vedalaşarak geçer. (…)\u003cbr\u003e\u003cbr\u003e\n\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eYıllarca annesiyle vedalaşamamanın hüznünü duymuştu. Kimsesizlik hissiyle ilk böyle tanışmış ve bu hissi, annesiyle birlikte olduğu zamanları hatırlayarak gidermeye çalışmıştı. Hatırlamaya çalıştığı şeyler, duygular ya\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eda yaşadıkları sıradan olaylar değildi. Olayları daha somutlaştıran figürleri arıyordu. Mesela annesinin ocağı yakarken kibriti çakışı, tuttuğu bulaşık bezinin nasıl olduğu ya da iğne kutusunu ocağın üstünde kaynatırken\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eminik maşalarla şırıngayı ters düz edişini… “\u003cbr\u003e\u003cbr\u003e\n\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eÖzlem Kiper, hayatın gürültülü akışı içinde kıyılarımızda biriken hüznün taşıdığı çeşitli insan hallerini işliyor öykülerinde. Çocukluklarının ellerini hiç bırakmayan kadınların düşe kalka ama sek sek havasında yürüyüşleri\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eeşlik ediyor yazarın metinlerine. İç etekli, mutfaklı, mor halkalı, kırık kısmetli, vuslatlı ve tabi ki vapurlu öyküler. Yazar Acır mı Mösyö Messier diye soruyor kahramanına. Her öyküde acıdığı belli olan bir usta kalemin ilk öykü kitabı.\u003c\/div\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248847073525,"sku":"9786059020671","price":182.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/570-acir-mi-mosyo-messier.jpg?v=1781041718"},{"product_id":"bir-cift-kanat-butun-istedigim","title":"Bir Çift Kanat Bütün İstediğim","description":"\u003cdiv\u003eMimoza ağaçlarının sarıçiçekli dallarını havai fişekler gibi patlatırken bahar; tatlanmaya yeni meyletmiş üzüm salkımlarında sararırken akşam; martı çığlıklarıyla sarsılırken adalar; gecenin vefasız sevgili gibi erkenden gidişini\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eizlerken laciverte kesmiş dağlar; acemi bir balıkçının oltasında çırpınırken Kız Kulesi, sözcüklerin ve fotoğrafların peşine düşerek yola çıkmaya ne dersiniz?\u003cbr\u003e\u003cbr\u003e\n\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eBaktığınız her dağın, yürüdüğünüz her sokağın, gördüğünüz her yapının, insan hikayeleriyle dolup taşan üst üste yığılı sayfalarını usulca açarak; Rus harbinde Kars’a yerleştirilen Molokanlar’la tanışmayı; sincapların ağaçtan ağaca geçerek Anadolu’yu dolaşabildiği günlerin tanığı olan çınarların gölgesinde serinlemeyi; İspanya’da gitar ve kastanyet sesinden\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003edamıtılan şarkılar dinlemeyi; Küba’da, başka bir sistemin kalbinde dolaşarak insanın mutluluğuna dair umudunuzu tazelemeyi ister misiniz?\u003cbr\u003e\u003cbr\u003e\n\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eSevgiliden gelen mektup güzelliğinde doğuyorken ay Kaldera’da; bayraksız ve pasaportsuz bir dünya düşleyerek 32 gün boyunca Kiklad Adaları arasında mekik dokuyup; Atina’dan Meteora’ya; Parga’dan Korfu’ya; Mikanos’dan Santorini’ye;  İos’dan Sisam’a; Yunanistan anakarasında ve adalarında dolaşmak üzere, bu kitap boyu sürecek yolculuğa siz de gelir misiniz?\u003c\/div\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248849170677,"sku":"9786059020503","price":203.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/520-bir-cift-kanat-butun-istedigim.jpg?v=1781041756"},{"product_id":"bir-kiz-varmis","title":"Bir Kız Varmış","description":"Dilin içinde çırpınıp duran kız; kızın içinde çırpınıp duran dil... Anlatmaya buradan başladı masalcı. Bakalım nasıl çırpınıp duracak ikisinin de içinde... \"Bir Kız Varmış'ta kendi dilini masallarla arayan kadınların hikâyelerini okuyacaksınız. Yepyeni bir dilin, dünyayla birlikte yepyeni bir varoluşun yollarını aradığımız şu zamanlarda yepyeni bir anlatı ve dille karşı karşıyayız.","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248878530805,"sku":"9786055513962","price":203.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/329-bir-kiz-varmis.jpg?v=1781041873"},{"product_id":"2013-oyku-yilligi-oyku-yagmuru-2","title":"2013 Öykü Yıllığı - Öykü Yağmuru 2","description":"\u003cdiv\u003eGeçen yıl ''ilkleri'' barındıran 2012 Öykü Yıllığı \/ Öykü Yağmuru’yla canlı öykü ortamında derin izler bırakan bir çalışmaya imza atan Kemal Gündüzalp, bu yıl da 2013 Öykü Yıllığı \/ Öykü Yağmuru–2’yle alışılan yıllık kalıplarını kırıyor, yıllık kavramını değiştirip dönüştürerek farklı bir çalışma ortaya koyuyor.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e2013 Öykü Yıllığı\/ Öykü Yağmuru–2, 2013 yılında yayımlanan tüm öykü kitaplarını, öykü ödüllerini, soruşturma ve değinilerden çıkan sonuçları, geçen yılın “yıllığı” üzerine yazıları ve elbette taranan dergileri kayıt altına alarak, öykü yazan herkesin kendini bulacağı ve öyküye ilişkin her şeyin derlendiği bir kaynak kitap özelliği kazanıyor.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eÖykü Genel Değerlendirmesi, 2013 Dünya Öykü Günü Bildirisi, yazının çeşitli alanlarında etkinlik gösteren yazarlarla yapılan soruşturmalar, öykü-roman ilişkisi üzerine seçilmiş yazılar, eleştirmen ve öykücülerin değerlendirmeleri ile 2013 Öykü Yıllığı \/ Öykü Yağmuru–2, öykü dünyasında yeni açılımlara yol açarak öyküye bakış açısını değiştiriyor.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eYaqob Tilermenî bu yıl da zahmetli ve titiz bir çalışmaya imza atarak 2013’te yayımlanan Kürtçe öykü kitapları ile Kürtçe dergilerdeki öykü ve yazıların kaydını tuttu.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eKemal Gündüzalp’in yoğun emekle ve özenli bir çalışmayla hazırladığı bu yıllık; Asuman Kafaoğlu-Büke, Ayfer Tunç, Ayşe Sarısayın, Ayşegül Çelik, Ayşegül Tözeren, Behçet Çelik, Çiğdem Ülker, Feyza Hepçilingirler, Hayri K. Yetik, Hülya Soyşekerci, Kadir Yüksel, Kerem Işık, Mustafa Balel, Necip Tosun, Sibel Öz, Yaqob Tilermenî, Yalçın Tosun, M. Sadık Aslankara, Mehmet Öztunç, Melisa Sürücü,Mustafa Albayrak, Müge İplikçi, Selim İleri, Semih Gümüş, Zeynep Sönmez gibi eleştirmen, öykücü ve yazarların katkılarıyla gerçekleşen ortak bir başucu kitabıdır.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e2013 Öykü Yıllığı \/ Öykü Yağmuru–2, öykü tarihine önemli bir kayıt düşüyor. Bu yıllıkla bir yılın öykü birikimine ulaşacaksınız.\u003c\/div\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248880300277,"sku":"9786055513917","price":24.5,"currency_code":"TRY","in_stock":false}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/317-2013-oyku-yilligi-oyku-yagmuru-2-tukendi.jpg?v=1781041881"}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/collections\/notabene_ana_kalip_10.jpg?v=1782481110","url":"https:\/\/notabene.com.tr\/collections\/oyku.oembed?page=2","provider":"NotaBene Yayınları","version":"1.0","type":"link"}