{"title":"Araştırma - İnceleme","description":null,"products":[{"product_id":"kentin-politik-tasarimi-mekan-gundelik-hayat-ve-yerel-yonetimler","title":"Kentin Politik Tasarımı\/Mekân, Gündelik Hayat ve Yerel Yönetimler","description":"\u003cp\u003e“Engin Bozkurt, üzerine hem akademik hem popüler mecralarda çokça tartışılan konularda yazıyor. Aslında, iki konu öbeği söz konusu…\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eBirinci bölümün iştigal sahasında, genellikle iki tür yazı okumaya alışığız. Bunlardan birinin kaynağı, sosyolojinin klasiklerinden Simmel’den, tabii ki Pasajlar yazarı Benjamin’den, günümüzün üretim hacmi geniş “kent çalışmaları” disiplinine uzanan akademik literatürdür.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eDiğeri, son otuz kırk yılda tüketim kültüründe ve hayat tarzı magazininde giderek daha fazla yer kaplayan “kent kültürü” yazılarıdır. Engin Bozkurt yazılarındaki meziyet, bu iki tarzın hudutlarına sıkışmadan, her ikisinin de kurcaladığı meraklara hitap eden yazılar olması. Kent hayatına ve mimarî estetiğe dair bir “zevk” var bu yazılarda - fakat tüketimci ideolojiye mesafeli bir “zevk” bu. Flanör, yani kentli aylak gezgin, hem yine tükenmeyen “serseri” bir merakla etrafına bakıyor; hem de o merak, ekonomi-politik endişelerle ve teorik ilgilerle kanatlanıyor… Kitabın ikinci bölümü, dünyanın değişik köşelerindeki kent siyaseti ve yerel yönetim deneylerine eğiliyor. Özellikle de, sosyalist-komünist deneyimlere...\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eBu bölümdeki yazılar arasında kibbutz deneyimi hakkındaki denemenin ayrı bir önemi olduğunu düşünüyorum…”\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eTanıl Bora\u003c\/p\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48247525507317,"sku":"9786052604618","price":350.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site-3.jpg?v=1781018298"},{"product_id":"ocalan-perspektifine-marksist-elestiriler","title":"Öcalan Perspektifine Marksist Eleştiriler","description":"Türkiye’de Kürt sorunu bağlamında kritik bir tarihsel dönemeçten geçiliyor. Bu süreç ile birlikte Öcalan’ın önceki İmralı yaklaşımlarını yeniden formatlayarak ileri sürdüğü ‘tarihsel sosyoloji’ hipotezleri de solda epey yoğun biçimde tartışılıyor. \u003cbr\u003e\u003cbr\u003eBu kitap, Öcalan’ın manifesto ve perspektifine Marksist eksenden eleştirilerle bu tartışmalara sistematik ve etkin bir katılım göstermekle kalmıyor, bu tartışmalarda Marksizm açısından kurucu bir rol oynama iddiasını da taşıyor.","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48247525605621,"sku":"9786052604632","price":245.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site-2.jpg?v=1781018299"},{"product_id":"mahir-cayan-ve-somurge-devrimciligi","title":"Mahir Çayan ve Sömürge Devrimciliği","description":"Mahir Çayan’ın düşüncesi ile eylemi o kadar iç içe geçmiştir ve Kızıldere’de 9 yoldaşıyla birlikte öldürülmesi o denli güçlü ve uzun süreli bir etki yaratmıştır ki kimi zaman onun dünya sömürge devrimciliğinin özgün kuramcılarından biri olduğu göz ardı edilir.\u003cbr\u003e\u003cbr\u003eOysa Çayan’ın devlet zoruyla kimsesizler mezarlığına gömülen naaşının yeri bile bulunmadan suni denge ve silahlı propaganda başta olmak üzere emperyalizmin üçüncü bunalım dönemi, yeni sömürgecilik, sömürge tipi faşizm, çarpık kapitalizm, oligarşi, parti-cephe tarzı örgütlenme, demokratik halk devrimi, birleşik devrimci savaş, politikleşmiş askeri savaş, Türk ve Kürt halklarının birlikte mücadelesi gibi analizleri Türkiye’nin en kitlesel ve en militan devrimci hareketlerinin büyük kısmına rehber oldu. Sonraki yarım asrı geçen yıllar boyunca da düşüncelerinin tümü veya bir kısmı ve elbette eylemi, Türkiye ve Kürdistan’da mücadele veren birçok farklı kesime esin vermeye devam etti.\u003cbr\u003e\u003cbr\u003eBugün de çeşitli tartışmalar ve yayınlar vesilesiyle Mahir Çayan ismi sürekli gündeme gelmeye devam ediyor. Çayancı kuram ve eylem çizgisi birçok farklı yönde gelişmiş olmasına rağmen onun düşüncelerinin Marksist ve genel dünya düşünce tarihi içindeki kökleri yeterince araştırılmamıştır.\u003cbr\u003e\u003cbr\u003eMahir Çayan’ın mezun olduğu Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde (nam-ı diğer “Mülkiye”) gerçekleşen bir doktora tezini temel alan bu kitap, Mahir’in biyografisinden ve bütün yazılarından başlayarak sırasıyla milli demokratik devrim ve demokratik halk devrimi, suni denge, silahlı propaganda, halk, emperyalizm ve yeni sömürgecilik ve sömürge tipi faşizm kavramları ekseninde Çayan kuramının dünya düşünce tarihi içindeki köklerini ve onun bu tarihe yaptığı katkıları ele alıyor.","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48247525802229,"sku":"9786052604625","price":455.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site-1.jpg?v=1781018302"},{"product_id":"birgazetecinin-yol-defterinden-fragmanlar","title":"Bir Gazetecinin Yol Defterinden: Fragmanlar","description":"Bu kitap ağır bedeller ödeyenlerin, acıdan derman damıtanların ve tıp bir Anka Kuşu gibi kendi küllerinden inatla yeniden doğanların hikayesidir\u003cbr\u003e\u003cbr\u003eHatırlamak, yüzleşmek ve her şeye rağmen yeniden başlamak için çıkışmış bir umut yolculuğudur. \u003cbr\u003e\u003cbr\u003eYıkıntılar arasından gerçeği iğne ile kazan hafıza işçiliğine ortak olma davetidir. \u003cbr\u003e\u003cbr\u003eUnutuluşun karanlığına inat yarına bırakılan bir tanıklık kayığıdır.","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48247525867765,"sku":"9786052604601","price":280.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site.jpg?v=1781018303"},{"product_id":"haklar-sempozyumu-bildiriler-sunumlar-findikli","title":"Haklar Sempozyumu-Bildiriler, Sunumlar\/Fındıklı","description":"\u003cdiv\u003eMECİ manifestosunun ışığında şekillenen bu eser, hak kavramını yalnızca insan merkezli değil, doğanın ve tüm canlıların yaşam alanlarını kapsayan bütüncül bir bakış açısıyla ele alıyor.\u003cbr\u003e\u003cbr\u003eEkolojik yıkımlardan kentlerin betonlaşmasına, kadın mücadelesinden çocuk haklarına kadar uzanan geniş bir yelpazede, sömürü düzenine karşı onurlu ve eşit bir yaşam talebini yükseltiyor. Kazdağları’ndan Cankurtaran’a, derelerden meydanlara yankılanan bu ses; dünyayı yalnızca kâr aracı olarak gören zihniyete karşı, yaşamı savunmanın en temel hak olduğunu hatırlatan tarihi bir belge niteliği taşıyor.\u003cbr\u003e\u003cbr\u003e\n\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eFındıklı Belediyesi’nin öncülüğünde kurulan “İnsan Hakları Kentleri Türkiye Ağı” ile yerelden evrensele uzanan bir dayanışma köprüsü kurmayı hedefleyen bu çalışma, sadece bir durum tespiti değil, aynı zamanda güçlü bir eylem çağrısıdır. Adalet, eşitlik ve barışın ancak örgütlü bir mücadeleyle kazanılacağını vurgulayan satırlar, umudu yeniden yeşertmek isteyen herkesi ortak bir direniş zeminine davet ediyor.\u003cbr\u003e\u003cbr\u003eKaradeniz’in kıyısından dünyaya yayılan bu inatçı ve kararlı irade, “bir arada yaşam” hayalinin ve geleceğin inşasının yol haritasını çiziyor.\u003c\/div\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248733270261,"sku":"9786052604588","price":245.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site-hs.jpg?v=1781039324"},{"product_id":"behcet-in-kir-notlari","title":"Behçet'in Kır Notları","description":"\u003cdiv\u003eSiyasal tarihimizin az bilinen bir kesitine içerden bakış olan Behçet’in Kır Notları- Hanefi Güler Kitabı, Hanefi Güler’e (Behçet) dair tanıklıklardan ve Hanefi Güler tarafından tutulmuş notlardan oluşuyor. Hanefi Güler’in yaşam öyküsü ile paralel ilerleyen tanıklıklar, 12 Eylül öncesinde Diyarbakır’da, Urfa’da yürütülen devrimci mücadeleye odaklanmaktadır.\u003cbr\u003e\u003cbr\u003e\n\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eBizzat Hanefi Güler tarafından tutulan Notlar ise, 12 Eylül darbesine karşı örgütlenen antifaşist mücadelenin özgün denemelerinden birisi olan Devrimci Yolun kır gerillası deneyimine dairdir. Olanakları, sınırları, moral-motivasyon kaynakları ve insanlarıyla kır gerillası oluşturarak mücadele süreci ve sürecin sona erişine dair ilk ağızdan bir anlatım.\u003cbr\u003e\u003cbr\u003e\n\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e12 Eylül'ün ardından verilen en gelişkin kır mücadelesine dair hamasetten uzak, yer yer duygusal, yer yer eleştirel, öz eleştirel, ama pişmanlık göstermeyen bir anlatım.\u003c\/div\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248733303029,"sku":"9786052604533","price":210.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site-bkn.jpg?v=1781039324"},{"product_id":"perdedeki-mucadele","title":"Perdedeki Mücadele","description":"\u003cp\u003eSokaklarda yankılanan sloganlar, fabrikalarda, üniversite amfilerinde yükselen sesler, meydanlarda çoğalan kalabalıklar, duvarlarda “başka bir dünya” talep eden yağlı boya yazılar…\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eTürkiye’nin 1970’li yılları, ülke tarihinin en çalkantılı, hareketli ve fırtınalı dönemlerinden biriydi. Siyasi kutuplaşmalar, sınıf bilincinin, solun ve işçi hareketlerinin yükselişi, derin toplumsal dönüşümler ve belleklere kazınan kitlesel olaylar, yalnızca gündelik yaşamı ve politik atmosferi değil, sanatın da her alanını etkisi altına almıştı. Bu yoğun siyasal – toplumsal iklimden en çok beslenen sanat dallarından biri de kuşkusuz sinemaydı.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eÖzellikle o dönemde üretilen bazı filmler, doğrudan politik tavırları ve muhtevaları itibariyle “devrimci sinema” örnekleri olarak anıldılar.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003ci\u003ePerdedeki Mücadele\u003c\/i\u003e, bugüne dek büyük ölçüde politik içerikleriyle ele alınan bu filmleri, bu kez sinemanın kendine özgü yaratım imkânlarından nasıl faydalanıldığı, sinemasal tekniklerin nasıl kullanıldığı, stilistik unsurların filmsel anlamın inşasında nasıl rol oynadığı soruları eşliğinde yeniden değerlendiriyor. Türkiye’nin sinema tarihi içerisinde önemli bir yere sahip olan 1970’lerin devrimci sinema örneklerini, \u003ci\u003efilm stiline\u003c\/i\u003e odaklanarak inceliyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eO dönemde çekilen \u003ci\u003eArkadaş (1974), Diyet (1974), Bir Gün Mutlaka (1975), İzin (1975), Güneşli Bataklık (1977), Maden (1978)\u003c\/i\u003e ve \u003ci\u003eDemir Yol\/Fırtına İnsanları (1979)\u003c\/i\u003e filmlerini, yalnızca konuları itibariyle değil, çekim ölçeklerinden kurgu ritmine, kamera hareketlerinden mekân kullanımına, anlatı içerisinde bireysel hikâyelerle kolektif mücadelelerin nasıl yan yana getirildiğine kadar uzanan stilistik özellikleri bağlamında mercek altına alıyor. Böylece çalışma, devrimci içerikleriyle anılan yapıtların perdeye aktarılış biçimini anlamaya çalışıyor, sinemanın kendine özgü ifade olanaklarının bu filmlerde nasıl organize edildiğini görünür kılmayı amaçlıyor. Filmlerin yalnızca “ne” anlattığına değil, “nasıl” anlattığına da bakarak Türkiye’nin sinema tarihi içerisinden bu önemli deneyime yeni bir perspektiften yaklaşmayı öneriyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eÇalışma 1970'lerde üretilen filmlerin stilistik özelliklerinin incelemeleriyle birlikte, aynı zamanda dünyadaki devrimci sinema deneyimlerini ve Türkiye'deki tarihsel gelişimini de kapsamlı biçimde ele alıyor. 1960'lar ve 1970'lerde sinema dergilerinde yürütülen ve bugün belki de büyük ölçüde “unutulmuş” olan devrimci sinema tartışmalarını arşiv belgeleri ışığında bugüne taşıyor, yeniden değerlendiriyor. Türkiye'de devrimci sinema anlayışının nasıl şekillendiğini ve dönemin sinema çevrelerinin kendilerini nasıl konumlandırdığını anlamak açısından bu tartışmalar önemli bir çerçeve sunuyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eKitap ayrıca, Türkiye sinema tarihi çalışmalarına farklı bir metodolojik perspektif getirmeyi, aynı zamanda Türkiye’nin yakın siyasal ve sanatsal tarihine dair yeni bir bakış sunmayı hedefliyor. Film stili unsurlarını yalnızca gözlemlerle değil, aynı zamanda \u003ci\u003esinemetri\u003c\/i\u003e olarak adlandırılan bir yaklaşımla ele alıyor. Çekim uzunlukları, kamera açıları, çekim ölçekleri, mekân dağılımları ve daha pek çok stilistik unsur ölçümlerle, nicel verilerle inceleniyor. Böylece film stili üzerine yapılan yorumlar somut verilerle destekleniyor. Bu yaklaşım hem kitaba hem de Türkiye’de politik sinema üzerine yapılan çalışmalara yeni ve özgün bir boyut kazandırıyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003ci\u003ePerdedeki Mücadele\u003c\/i\u003e, yalnızca akademik dünyaya değil, daha geniş bir okur kitlesine de sesleniyor. Sinema tarihçileri, akademisyenler ve sinema öğrencileri kadar, Türkiye’nin yakın tarihine, toplumsal-siyasal mücadelelerine ve sinema sanatına ilgi duyan herkes için yeni bir okuma öneriyor.\u003c\/p\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248733532405,"sku":"9786052604540","price":385.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site_faf60edd-103f-4f60-8852-248fc8845ec8.jpg?v=1781039328"},{"product_id":"alevi-terim-ve-deyimleri-sozlugu","title":"Alevi Terim ve Deyimleri Sözlüğü","description":"\u003cp\u003eDil yaşamın ta kendisidir, kültürün, inancın taşıyıcısıdır. Kavramlar ve terimler, evreni ve dünyayı, yaşamı anlamamızın anahtarlarıdır. Alper Çağlayan hocamız yeryüzü insanlığına büyük kapılar açan Alevilikle ilgili temel kavramları, terimleri, merak edilen ve hemen herkesin sorduğu değerleri oluşturan sözcükleri özlü, sade bir üslupla bir başvuru kaynağı boyutunda halkımıza sunmaktadır. Bu ülkemiz için bir kazanımdır. Emeklerine yüreğine sağlık, var olasın hocam... \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eAyhan AYDIN\u003c\/p\u003e\n\n\u003cp\u003eDoksanlı yıllardan itibaren Alevîlik ve dolayısıylaAleviler Türkiye gündeminde önemli ölçüde gündem oluşturmuştur. Konu ile ilgili çok sayıda kitap, makale, tez ve röportajlar kaleme alınmıştır. Türk toplumu yoğun bir şekilde Alevilikle ilgili konular üzerine düşünmeye ve konuşmaya başlamıştır. Fakat konunun inceliklerini ortaya koyan temel çalışmalar olmadığından dolayı bazı konular ya yanlış anlaşılmış, ya da yanlış ifade edilmiştir. Alevilikle ilgili deyim ve sözcükler \"Yol” içindeki asıl mânâsının dışında değerlendirilmelere tabi tutulmuştur.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eBu çalışmanın, \"Yol\" içinde uzun yıllar hizmet veren ve \"Yol\"un gereklerini bir hayat tarzı olarak yaşamına aktarmış bulunan Alper Çağlayan'ın kaleminden çıkmış olması büyük önem taşımaktadır. Sözlük incelendiğinde iki husus görülecektir. Birisi, Alevilikle ilgili olarak kaleme alınan eserlerde sık sık geçen fakat yeni nesillerce anlaşılamayan kelimelerin açıklanması; diğeri ise yine Alevilikte sıklıkla kullanılan deyimlerin \"Yol\" içinde ifade ettiği mânâların açıklanmasıdır.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eBu açılardan bakıldığında Alper Çağlayan'ın bu sözlük çalışması bir başvuru kitabı olarak değerlendirilmelidir. Eserin, kendi sahasında önemli bir boşluğu doldurduğu görülmektedir.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e Yesari GÖKÇE (Dede)\u003c\/p\u003e\n\n\u003cp\u003eAsırlardır Horasan'dan Balkanlar'a pîrleri, mürşîdleri, ocakları, dergâhları, tâlibleri, adabı ve erkânı ile varlığını devam ettiren Alevî Bektaşi Yol'u ideal insan ve ideal toplum modelinin oluşturulmasını temin edecek değerler dizgesine sahiptir. Sevgi, hoşgörü, doğruluk, dürüstlük, şefkat, merhamet gibi kıymet biçilemeyen, Hakk ve halk katında muteber bu değerlerin yaşatılması, onların anlaşılması, açıklanması ve genç nesillere öğretilmesi ile mümkündür. Bir geleneğin açıklanması ve öğretilmesi ise kavramlara, deyimlere, kısacası aslına uygun bir terminolojiye ihtiyaç duymaktadır. Değerli araştırmacı Alper Çağlayan'ın yılların emeği Alevî Deyim ve Terimleri Sözlüğü'nün bu ihtiyaca cevap verebilecek nitelikte bir eser olduğu düşüncesiyle kendisini tebrik ederim.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eProf.Dr. Osman EĞRİ\u003c\/p\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248733761781,"sku":"9786052604496","price":252.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site-alv.jpg?v=1781039332"},{"product_id":"bios","title":"Bios","description":"\u003cp\u003eÇağımızın önemli düşünürlerinden Esposito'nun çağın klasikleri arasında anılan eseri Bios bugünün en önemli başlıklarını ele alan bir eser. \u003c\/p\u003e\n\n\u003cp\u003eBirilerin yaşaması için başkalarının ölmesi mi gerekir? Yaşamımızın ancak başkasının yok olmasıyla güzelleşebileceği inancı kaynağını nerede bulur? İnsanlığın selameti için hangi yaşamlar kurtarılmalı, hangi yaşamlar yok edilmelidir? Yaşanmaya değer yaşamlar ile değerden yoksun yaşamlar arasındaki çizgi kim tarafından nasıl çizilir? Bu çizgi nasıl haklı çıkarılır? Bütün bu sorular epeydir biyopolitikanın gündemini meşgul ediyor. Bunları yanıtlamaksa politikanın, hukukun ve yaşamın hiç olmadığı kadar iç içe geçtiği, hatta üst üste bindiği günümüzde daha da yakıcı hale geliyor. Kitlesel göçler, sağlık stratejileri, salgınlar, doğum, kürtaj ve öjeni politikaları, güvenlik fetişizmi, faşizm, ırkçılık, yabancı düşmanlığı, sınırsız süresiz olağanüstü hâl politikaları, savaşlar ve hatta barışlar hep bu eksende anlamını buluyor. Yaşamın zıddı artık ölüm değil, başka bir yaşam, başkasının, başkalarının yaşamı. Böyle olduğunda bir yaşam politikası, bir anda bir ölüm fabrikasına dönüşebiliyor. \u003c\/p\u003e\n\n\u003cp\u003eYaşam dolaysızca politikaya tercüme olurken politikanın giderek biyolojik bir mizaca büründüğü yerde İtalyan düşünür Roberto Esposito, Michel Foucault ve Agamben’den sonra biyopolitikanın belki de en kuvvetli felsefi hattını örüyor. Felsefi diyoruz çünkü Esposito felsefe tarihinde derinlemesine bir yolculuğa çıkıyor. Platon, Aristoteles, Hobbes, Spinoza, Locke ve Nietzsche bu yolculuğun en önemli uğrak yerleri. Heidegger, Arendt, Merleau-Ponty, Simondon, Canguilhem ve Deleuze gibi isimlerse Esposito’nun çağımızın çıkmaz sokaklarını ve kaçış noktalarını tespit ederken diyaloğa girdiği düşünürler. İtalyan düşünürün bu isimlerle kurduğu temaslar salt teorik bir içerikten oluşuyor sanılmasın. Zira onun derdi, modernliğin beşiğindeki liberal bireycilikten beslenip sırf yaşamı muhafaza etmek, onu olası bütün düşmanlara karşı savunmak uğruna totalitarizme varan ve Nazizm’de hem zirve noktasını hem de kıyametini bulan bir ölüm politikasına karşı; yaşamı gelişip serpilmeye, zenginleşmeye, yaratmaya ve çoğaltmaya teşvik eden bir biyopolitika düşüncesi oluşturmak. Bireyseli değil kolektifi; mülkiyeti, el koymayı değil, armağan etmeyi, kamulaştırmayı savunan; başkasını düşman değil, ortak gören bir düşünce bu. Bu düşünceye kulak veriyoruz çünkü Esposito bir yaşam filozofu. Felsefeyi yaşamın, yaşamımızın tam ortasına yerleştiriyor. En karanlık zamanlarında bile politikadan vazgeçmiyor. Yaşamı politikanın bir işlevi, bir enstrümanı olmaktan çıkarıp politikayı yaşamın ta kendisi kılmak istiyor. Belki de bu yüzden politikanın artık bir ölüm kalım meselesi olduğu bu coğrafyada Esposito’nun karamsarlıktan değil, umuttan ve dirençten beslenen yaşam felsefesi ahvalimizi kalbinden yakalıyor.\u003c\/p\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248734187765,"sku":"9786052604472","price":399.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/adsiz-tasarim.jpg?v=1781039341"},{"product_id":"veli-lok","title":"Veli Lök","description":"\u003cp\u003eVeli Lök insanlığa adanmış bir ömür olarak yaşamını anlamlandırabilen istisnai insanlardandır. Onun için yaşamda temel yol gösterici bilimdir. O  mesleki deontolojiye bağlı iyi bir hekim, akademik özgürlüğe ve tıp eğitimine önem veren iyi bir akademisyendir. Hekimlik onun için bir yaşam biçimi, tıp ise aynı zamanda bir sanattır. Veli Lök Türkiye’de artroskopinin tanınmasına ve yaygınlaştırılmasına öncülük etmiştir. Üniversiteden uzaklaştırıldığında çok sevdiği akademiden ve öğrencilerinden koparılmış, açtığı muayenehaneyi bir bilim mabedine dönüştürmüştür.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eÜnlü patolog Rudolf Virchow, “\u003ci\u003eTıp sosyal bir bilimdir ve politika geniş ölçekte uygulanan tıptan başka bir şey değildir.\u003c\/i\u003e” der. Veli Lök de sağlığın siyasetiyle yakından ilgilenmiştir. 1968 Ege Üniversitesi Asistanlar Sendikası kurucularından; 1977-79 İzmir Tabip Odası (İTO) Başkanı; 1979’daysa TİP senatör adayıdır. Aynı zamanda Aydınlar Dilekçesi imzacısı, Barış Davası sanıklarındandır.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eO insanı merkeze alır, insanı yüceltir. İnsan hakları açısından uluslararası bilime katkı sunar, ülkemizde uygulanması için çaba gösterir. İşkencenin belgelenmesinde kanıta dayalı, alternatif tıbbi raporlara öncülük eder. Verdiği tıbbi raporlar nedeniyle sık sık devletle karşı karşıya gelir, yargılanır. İşkencecileri bilimsel mücadelesi ile zor durumda bırakır. \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eTüm yaşanan olumsuzluklara karşı sakindir, dingindir, sabırlıdır, rasyonel akılla hareket eder.  İnsan hakları alanında verdiği alternatif raporlarla, ortopedi alanında mesleki çalışmalarla iyi bir insan, iyi bir sosyalistin nasıl olması gerektiği konusunda rol modeldir. Elinizdeki kitap tüm yönleriyle Veli Lök’ü ele alan, onu ve değerlerini tüm kuşaklara  tanıtan bir eserdir. Kolektif  hafızamıza katkı sunması dileğiyle...\u003c\/p\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248734253301,"sku":"9786052604489","price":350.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/adsiz-tasarim-2.jpg?v=1781039341"},{"product_id":"guvenligin-ilgasi","title":"Güvenliğin İlgası - Bir Manifesto","description":"\u003cdiv\u003eBurjuva toplumunun en yüce kavramı olarak güvenlik, mevcut tüm iktidar yapılarının temelini oluşturur. Güvenlik, yalnız olduğumuz ve kıt kaynaklar üzerinde rekabete mecbur kaldığımızı, özel mülkiyetin doğal bir hak olduğunu, küçük özel yaşam adamızı başkalarının tehdidine karşı korumamız ve bunu yapmak için otoriteye boyun eğmemiz gerektiğini söyleyen canavarca düşüncedir. Güvenlik, insan olsun olmasın, bu gezegeni paylaştığımız her canlıyla dayanışma içinde olmak yerine, Leviathan'a saygı duymamızı ve boyun eğmemizi talep eder. Güvenlik bize, birbirimizin özgürlüğünü gerçekleştirmek yerine, onun önünde engel olduğumuzu söyler.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eAnti-Güvenlik Kolektifi, 2010 yılında kurulmuştur ve polis gücünün radikal bir eleştirisine kendini adayan, sermaye altında güvenliğin hem maddi hem de ideolojik hegemonyasına meydan okuyan bir grup akademisyen ve aktivistten oluşur. Mark Neocleous'un çalışmalarından esinlenen proje, güvenliğin analitik ve politik olarak parçalanması için kavramsal araçlar sağlamaya adanmıştır. Mark Neocleous, Londra Brunel Üniversitesi'nde Eleştirel Ekonomi Politik Profesörüdür. Savaş Erki, Polis Erki (2014); A Critical Theory of Police Power (2021); The Politics of Immunity (2022); ve Pacification (2025) gibi çok sayıda kitabın yazarıdır.\u003c\/div\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248734712053,"sku":"9786052604465","price":252.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site-gi.jpg?v=1781039351"},{"product_id":"arafta-kalanlar","title":"Araf'ta Kalanlar","description":"\u003cdiv\u003eÖzelliklede günümüzde, insanların kafasının en çok karıştığı konulardan birisidir inanmak. Karıştığı kadar, son derece de istismar edilen bir konu. Güncel mevcut siyasi yaşamın dahi neredeyse belirleyicisi haline gelmiş olan\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eyanlış inanç geleneklerini ve anlayışlarını sorgulamadan durabilmek mümkün mü? Ve yine bu sorgulamayla birlikte inanmanın ne olduğunu, inançlı olduklarını iddia edenlerin ne derece doğruyu söyleyip söylemediklerini ve hatta kendilerinin ne kadar inançlı olup olmadıklarını da?\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eBugüne kadar inançları ve insanları hep egemen sınıflar ve ilahiyatçılar yönlendirmeye çalıştı, ama sonuç her türlü inanç edebiyatlarına rağmen günahların hayatın her alanında daha çok artmasından başka bir işe yaramadı. İnançların kutsal iddialarıyla mevcut olumsuz panorama arasındaki derin uçurum, bize inançların gerçek köklerinden ne kadar uzaklaştırıldığını, ilahiyatçıların hiçte doğruyu söylemediklerini ve inançları yanlış yönlendirdiklerini kanıtlamaktadır. Farklı olması da beklenemezdi zaten, zira inançlar tarihte olduğu gibi bugünde mevcut siyasal yapılanmaların egemenlik kurumu ve aleti haline getirilmiş ve ilk ortaya çıkışlarındaki doğru ve asli köklerinden bilinçli olarak sürekli uzaklaştırılmışlardır.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eO zaman günlük yaşamın asli belirleyicisi haline gelmiş olan mevcut inanç gelenekleriyle, kendisini temsil ettiklerini iddia ettikleri inançlarının asli kökleri ve kaynaklarına kadar inerek orada bir hesaplaşma içerisine girmek\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eve inançları birde bu kökler üzerinden objektif bir incelemeye tabi tutmak mutlak bir zorunluluk taşımaktadır. \"Araf'ta Kalanlar\" kitabı inananlar için son derece gerekli ve lazım olan işte böylesi bir sorgulamayı yapıyor ve inançları bir bütün olarak ameliyat masasına yatırarak, inananları gerçek bir inanç ve inanışa götürecek olan yolların kapılarını aralıyor.\u003c\/div\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248734908661,"sku":"9789755032320","price":577.5,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/kllnmlk-ak.png?v=1781039354"},{"product_id":"namlunun-ucundaki-sendika-aster-is","title":"NAMLUNUN UCUNDAKİ SENDİKA Aster-İş","description":"\u003cdiv\u003eNamlunun Ucundaki Sendika gerçekten de namlunun ucunda yer alan, askeri iş yerlerinde çalışan işçilerin örgütlenme çabalarını ve karşılarına çıkartılan engelleri anlatan bir kitap. Örgütlenmesi en zor\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003esektörlerden birinde faaliyet yürüten Aster-İş Sendikasının 1975-80 döneminde, ordunun en merkezi yerinde, Ankara’daki son derece başarılı örgütlenme macerası işçi sınıfı tarihi açısından da özgün bir\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eboyutttur. Yazar bu örgütlenme çalışmasının en önündeki kişidir ve konuyla ilgili kitaplarda yer almayan özgünlükleri yansıtırken alana ilişkin bilinmeyen, farkında olunmayan, hataya düşülen konulara da\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eaçıklık getirmektedir.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e“Tarihsel başarı hikayeleriyle paradoksal bir ilişki içinde karşımıza çıkan, altında kaldığımız kümülatif enkaz açısından ve günümüz penceresinden bakıldığında meselenin o kadar da basit olmadığı\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003egörülecektir. Doğru yaklaşım, zamanın “şeyleri” değiştirerek sürüklediği bu noktada, bu çok boyutlu değişime gereksindiği önemi vererek, meseleleri yeni ve mümkünse farklı bir bakış açısıyla mevcut kakofoni\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003earasından titizlikle ayırıp rasyonel, özgün bir perspektifle ortaya koymaktır. Bu ise enkaza bakıp vaveyla koparmakla değil, olmuş olanla olması gerekeni aynı düzlem üzerinde yayıp, geleceği kurgulamakla\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eyapılabilir ancak. Bunun dışında herhangi bir çabanın, ne kadar iyi niyetle başlamışsa başlasın, nasıl devam ederse etsin self-tatminin ötesine geçmesi beklenmemelidir.”\u003c\/div\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248734974197,"sku":"9786052604434","price":252.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site-nus.jpg?v=1781039355"},{"product_id":"dili-yabana-surmek-g-deleuze-f-guattari-nin-izinde-latife-tekin-de-minor-edebiyat","title":"DİLİ YABANA SÜRMEK - G. Deleuze \u0026 F. Guattari’nin İzinde Latife Tekin’de Minör Edebiyat","description":"\u003cdiv\u003eBu kitap Gilles Deleuze ve Félix Guattari’nin görüşleriyle minör edebiyatın nasıl bir devrimci potansiyeli ve sınırsızlığı taşıdığını anlatmakla beraber yalnızca edebiyatseverlere değil, dil ve iktidar arasındaki ilişkiye merak duyanlara da hitap eder.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e“Her yazarın dille bir meselesi olması gerektiğine inanıyorum” ya da “Yazabilmek için insanın evinden kopması gerekir” ifadeleriyle Latife Tekin, Deleuze’ün “ana diline yabancı gibi yazmak” sözlerine adeta karşılık vermiştir. “Edebiyatın sınıfsal niteliği” ifadesi ve geleneksel dil\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003ekurallarını, kolektif bir azınlık olan yoksulların dilsizlikleriyle bozma çabası; farklı temaları ve çoklukları bir araya getirerek dilsizlerin sesini duyurmaya yöneltmiştir. Bu süreçte, kullanılan dile karşı bir savaş açarak, temsili edebiyat biçimlerini tahrip etmiş böylece minör edebiyatın ortaya çıkmasına olanak sağlamıştır.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eLatife Tekin; Ulus Baker, Proust ve Deleuze’ün üzerinde durduğu anadiline yabancı gibi yazma düşüncesini, “Gerçi yazabilmek için insanın evinin dilinden kopması gerekir. Dili dışarıdan seyredemeyen kişilerin yazabileceklerine pek inanmıyorum” söylemiyle yansıtmıştır.\u003c\/div\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248735203573,"sku":"9786052604441","price":252.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site-dsy.jpg?v=1781039360"},{"product_id":"ulusotesi-tarimsal-hareketlerin-siyasi-dinamikleri","title":"Ulusötesi Tarımsal Hareketlerin Siyasi Dinamikleri","description":"\u003cp\u003eUMUDU VE MÜCADELEYİ KÜRESELLEŞTİRMEK\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e90’ların ortasından beri küresel kapitalist sistemin içerisinde mevcut imkanları zorlayarak bir araya gelen, ulusötesi şirketlerin belirlediği tarımsal politikalara karşı mücadele amaçlarını, söylemlerini ve örgütlenmelerini küreselleştiren toplumsal hareketler var.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eTarımsal alanda bunların en etkin ve en bilineni olan La Via Campesina, kırsal sınıfların, yerli toplulukların, göçerlerin, kadınların, gençlerin tarım, avcılık, toplayıcılık faaliyetleri yaparak yaşadıkları yerlerde kalmaya, geçinmeye, umut etmeye, mücadele etmeye ve yaptığı her şeyi yerel düzeyden ulusötesi düzeye kadar taşıyabilme kapasitesi geliştirmesi açısından örnek bir hareket. Brezilya’da topraksız kır işçilerinin düzenlediği bir etkinlikte La Via Campesina sloganları atıldığını görebileceğiniz gibi, farklı ülkelerden emekçilerin katıldığı uluslararası bir toplantıda da La Via Campesina’nın fikirlerinin, söylemlerinin, aktivistlerinin etkin bir şekilde yer aldığını görebilirsiniz.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eElinizdeki kitap, başta La Via Campesina olmak üzere dünyayı sarsacak türde küresel çapta örgütlenerek ulusötesi tarım-gıda sistemine karşı mücadele eden hareketleri eleştirel bir şekilde değerlendiriyor. Tarımsal sınıfların kendi içindeki farklılaşmaların yanı sıra, farklı ülkelerdeki rekabet halindeki örgütlenmeleri, bu örgütlenmelerin karşılaştığı zorlukları ve bunlarla başa çıkmak için yürüttükleri mücadeleleri ele alan bu kitap, dolayısıyla kırsal dönüşüme, tarımsal sınıflara, yerel, bölgesel, ulusal ve küresel ölçekli örgütlenmelere yönelik fikir yürüten herkesin ilgisini çekecek, yeni bakış açıları sunan bir özellik taşıyor. Ayrıca, Türkiye’de çiftçilerin hak arayışlarının ve eylemliliklerinin arttığı bir döneme denk gelmesi kitabın içeriğini daha da anlamlı kılıyor. Ulusötesi hareketleri çok yakından takip eden ve bu hareketlere çeşitli düzeylerde katkı sunan iki aktivist-araştırmacının hazırladığı bu kitabın Türkiye'de tarımda yaşanan neoliberal dönüşüme karşı mücadele umudu taşıyan herkese katkı sunmasını diliyoruz\u003c\/p\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248735564021,"sku":"9786052604410","price":262.5,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site-uo.jpg?v=1781039368"},{"product_id":"denizlerin-idamina-bir-baska-bakis","title":"Denizlerin İdamına Bir Başka Bakış","description":"\u003cp\u003eDenizlerin idamına evet oyu veren CHP milletvekilleri kimlerdi?\u003c\/p\u003e\n \n\u003cp\u003eCHP’liler evet oyu vermese idamlar durdurulabilir miydi?\u003c\/p\u003e\n \n\u003cp\u003eCHP, daha önce idam kararını durdurmak için Anayasa Mahkemesine başvurup idamları durdurduğu halde, ikinci oylamadan sonra neden Anayasa Mahkemesine başvurmadı?\u003c\/p\u003e\n \n\u003cp\u003eMecliste ve Senato’da oylama sırasında neler yaşandı?  Milletvekilleri ve senatörler arasında idamları onaylama konusunda farklılık var mıydı? İdamları durdurmak için hangi vekiller ve senatörler çaba harcadı? Demirel, İnönü, Ecevit, Erbakan, Türkeş, Aybar, Feyzioğlu, Bölükbaşı nasıl tavır aldılar?\u003c\/p\u003e\n \n\u003cp\u003eKadın milletvekilleri, Kürt milletvekilleri, Alevi milletvekilleri oylamada farklı oylar kullandı mı?\u003c\/p\u003e\n \n\u003cp\u003eParti kararına rağmen Denizlerin idamına oy vermeyen tek Adalet Partili kimdi?\u003c\/p\u003e\n \n\u003cp\u003eBirkaç senatör daha imza verse idamlar durdurulabilir miydi?\u003c\/p\u003e\n \n\u003cp\u003eMecliste, Senatoda, Askeri Yargıtay’da idam kararına muhalefet şerhlerini kimler yazdı?\u003c\/p\u003e\n \n\u003cp\u003eDenizlerin idamlarının durdurulması için başlatılan imza kampanyasını kimler örgütledi, kimler kampanyaya imza verdi?\u003c\/p\u003e\n \n\u003cp\u003eİmza kampanyasına katılanlardan kimler öldürüldü?\u003c\/p\u003e\n \n\u003cp\u003eİdamların durdurulması için yapılan eylemler (İsrail Elçisi Elrom’un rehin alınması, Nurhak, Kızıldere, Boğaziçi uçağının kaçırılması, Jandarma Genel Komutanı Kemaletttin Eken’in rehin alınması girişimi) nasıl sonuçlandı?\u003c\/p\u003e\n \n\u003cp\u003eSovyetler Birliği idamların durdurulması için çaba harcadı mı?\u003c\/p\u003e\n \n\u003cp\u003eİngiliz gizli belgelerine Kızıldere Katliamı nasıl yansıdı? MİT görevlisi Mehmet Eymür Kızıldere’yi nasıl anlattı?\u003c\/p\u003e\n \n\u003cp\u003eHalit Çelenk dışında Denizlerin avukatları kimlerdi?\u003c\/p\u003e\n \n\u003cp\u003eİsmet İnönü idamları durdurabilir miydi?\u003c\/p\u003e\n \n\u003cp\u003eBaşbakan Nihat Erim, ‘balyoz harekatını’ neden başlattı? Erim’e suikasti kimler yaptı?\u003c\/p\u003e\n \n\u003cp\u003eHukuka uygun yargılansalar Denizler nasıl ceza alırlardı?\u003c\/p\u003e\n \n\u003cp\u003eŞarkışla’da nasıl yakalandılar? Şarkışla Ağıtı nasıl ortaya çıktı?\u003c\/p\u003e\n \n\u003cp\u003eVe daha idam sürecinin bilinmeyen pek çok yönünü bu kitapta bulacaksınız.\u003c\/p\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248735760629,"sku":"9786052604427","price":322.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site-di.jpg?v=1781039372"},{"product_id":"degisen-sinema-degisen-seyirci","title":"Değişen Sinema Değişen Seyirci","description":"\u003cp\u003eFilm festivallerini anlatan kitap ‘‘Değişen Sinema Değişen Seyirci, Film Festivalleri ve Alternatif Arayışları’ raflarda.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eİşçi Filmleri Festivali’nin 10. yılında Funda Başaran’ın editörlüğünde İşçi Filmleri ve Öteki ‘Sinemalar’ kitabı yayımlanmıştı. Festivalin 20. yılında ise Önder Özdemir editörlüğünde ‘Değişen Sinema Değişen Seyirci, Film Festivalleri ve Alternatif Arayışlar’ kitabı çıktı.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e2000’lerden itibaren sinema teknolojilerindeki yeniliklerle beraber sinema salonları ve film izleme alışkanlıkları değişti. Bu kitapta sinemadaki ve seyircideki değişimin izleri sürülmekte. Bu kitaba katkı veren yazarlar Türkiye’deki ve dünyadaki film festivallerini farklı yönleriyle ele aldılar. “Küreselleşme ve Festivalizm” kavramları ile neoliberal hegemonik kültür endüstrisine “alternatif” bir festivalin olasılığını değerlendirdiler. Türkiye’de film festivallerinin değişen yapısı, festivallerde görünmeyen emek; festivallerdeki sansür mekanizmaları üzerinde durdular. Hem festivallere uygulanan hem de festivallerin uyguladığı sansürü farklı örnekleri ile gösterdiler. Sinemaların krizini ve bu krize çözüm olarak alternatif arayışlarını, başka coğrafyalardaki festivalleri; dünyadaki festivallerin yapısını; Türkiye’deki seyircinin değişen profilini; festivalleri düzenleyenlerin ve yönetmenlerin görüşlerini okuyacaksınız.  \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e2006 yılında ilk kez düzenlendiği günden itibaren yarışmasız, ücretsiz ve sponsorsuz olma ilkesiyle başlayan İşçi filmleri festivali tamamen gönüllülerin emeğiyle hayata geçirilmektedir. Festivali düzenleyenler sinemanın yalnızca bir sanat değil, aynı zamanda bir dayanışma ve mücadele aracı olduğunu vurgulamaktadırlar. Bu yönüyle, bu gibi bağımsız festivaller, birbirinin kopyası olan ve büyük sermaye gruplarının desteğiyle yürütülen festivallerden ayrışırlar. Devletten destek ve büyük şirketlerden sponsorluk alan, dolayısıyla seçkilere zaman zaman oto sansür uygulayan festivallerin aksine bağımsız ve özgür bir platform olmayı amaçlamaktadırlar. Bu yolda İşçi Filmleri Festivali yalnız değil. Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali (BIFED), Documentarist İstanbul Belgesel Günleri, Hangi İnsan Hakları? Film Festivali ve Pembe Hayat KuirFest gibi festivaller de görünmeli, gösterilmeli, tanıtılmalı ve daha çok insana ulaşmalı. Bu kitap aynı zamanda bu amaçla hazırlandı. Okuyacağınız yazılar Türkiye’deki ve dünyadaki film festivallerini farklı yönleriyle ele alıyor ve bağımsız festivallere, bağımsız sinemalara ve alternatif arayışlara vurgu yapıyor. \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eBu kitabın az bilinen, görünmeyen, gösterilmeyen ve film endüstrisinin temsilcisi olmayan film festivallerinin daha fazla tanınmasına katkı sağlayacağını ve önemli bir boşluğu dolduracağını umuyoruz.\u003c\/p\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248735924469,"sku":"9786052604403","price":500.5,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site-ds.jpg?v=1781039376"},{"product_id":"veri-gaspi","title":"Veri Gaspı","description":"\u003cp\u003eBu kitap, günümüzün teknoloji devlerinin veri çıkarıcı uygulamalarının sömürgeciliğin devamı olduğuna dair ikna edici bir argüman ve kolektif direniş için önemli bir rehber sunuyor. \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eMeta, Amazon ve Alphabet gibi büyük teknoloji şirketleri, e-postalarımızı kontrol ettiğimizde, adımlarımızı saydığımızda, çevrimiçi alışveriş yaptığımızda ve işe gidip gelirken bilgi toplayarak günlük hayatlarımıza eşi benzeri görülmemiş bir erişime sahip. Büyük teknolojinin gözetimi ve insanlar üzerindeki etkileri oldukça kapsamlı ve ciddi sonuçlar doğuruyor. \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eUlises A. Mejias ve Nick Couldry'nin bu ufuk açıcı kitapta gösterdiği gibi, bu muazzam veri birikimi hızla büyüyen bir endüstrinin tesadüfi sonucu değildir. Tıpkı ulusların haksız yere zenginlik ve hakimiyet için toprak ve maden çalması gibi teknoloji şirketleri de hayatlarımız için önemli olan kişisel verileri çalıyor. Mejias ve Couldry, bu soygunun tüm kapsamını ancak sömürgecilik çerçevesinde kavrayabileceğimizi savunuyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eGeçmişteki toprak gaspları gibi günümüzün veri gaspı da verilerimizi kendi çıkarlarımıza karşı şirket kârı elde etmek için hammaddeye dönüştürüyor. Tarihsel sömürgecilik gibi günümüzün teknoloji şirketleri de yeni bir sosyal ve ekonomik düzen inşa eden, iş güvencesizliğine yol açan ve çevreyi bozan sömürgeci bir iş yapma biçimi tasarlıyorlar. Bu yöntemler küresel eşitsizliği derinleştiriyor, şirket zenginliğini Küresel Kuzey'de yoğunlaştırıyor ve ayrımcı algoritmalar ortaya çıkarıyor. Peki başka bir seçeneğimiz var mı?\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003ca\u003e\u003c\/a\u003e\u003ci\u003eVeri Gaspı\u003c\/i\u003e böyle bir seçeneğimiz olduğunu savunuyor: Sömürgeciliğin bu yeni biçimine karşı koymak için önceki direniş biçimlerinden öğrenmemiz ve tamamen yeni direniş biçimleri hayal etmek için birlikte çalışmamız gerekiyor. Mejias ve Couldry, sömürücü teknoloji uygulamalarına başarıyla karşı koyan seçmenlerin, işçilerin, aktivistlerin ve ötekileştirilmiş toplulukların hikayelerini paylaşıyor. Dünyamızı dönüştüren dijital medyanın keskin bir tartışması olan bu kitap, internet çağında mahremiyet, kendi kaderini tayin ve adalet konusunda endişeleri olan herkes için okunması gereken temel bir eser.\u003c\/p\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248738840821,"sku":"9786052604373","price":402.5,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site-vg.jpg?v=1781039420"},{"product_id":"artik-hepimiz-prekaryayiz","title":"Artık Hepimiz Prekaryayız","description":"Bu kitap «uçurumun kenarında olanlar için yazıldı. Bir başka deyişle hayatın pek çok alanında güvencesiz ve yalnız olduğunu düşünenler için. Ya güvencesizliğiniz ve yalnızlığınız size özgü değilse? Ya şu an hissettiklerinizi tanımadığınız milyonlarca hatta milyarlarca başka insan da yaşıyorsa? Bu kitap gündelik hayatta herkesin ortak deneyimlerinden ve hislerinden yola çıkarak yeni bir toplumsal sınıfla “Prekarya” ile karşı karşıya olduğumuzu söylüyor. Prekarya iş bulmakta zorlanan, iş yerinde yöneticileri karşısında güçsüz olan ve yöneticilerinin sözünden çıkamayan, hedef performans sistemi altında stresle boğuşan, aylık geliri harcamalarına yetmeyen, krediyle yaşamak zorunda kalan, vergilere tepki duyan, tatil yapamayan, siyasetçilere güvenmeyen, stres ve öfkeyle yaşamak zorunda bırakılan, aldığı eğitimle yaptığı iş arasında dağlar kadar fark olan ve en nihayetinde kendi hayatı üzerinde kontrole sahip olamayanların oluşturduğu bir sınıf. Yazara göre siyasal prekarya, kendisine dayatılan politikaları reddeden, yeni ve adil bir dünyayı talep eden küresel bir aktör olmaya aday. Kitap son dönemde yaşanan Sarı Yelekliler gibi sosyal patlamaların yeni bir dünyanın habercisi olduğunu vurguluyor ve sizi bir yolculuğa davet ediyor. Kim bilir belki bu yolculukta anlatılan sizin hikayenizdir. Bu yolculuğa var mısınız?","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248739496181,"sku":"9786052602263","price":371.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/ahp-site.jpg?v=1781039431"},{"product_id":"emegin-prokrustes-yatagi-sinif-mucadelesi-ve-emek-denetimi","title":"Emeğin Prokrustes Yatağı Sınıf Mücadelesi ve Emek Denetimi","description":"\u003cp\u003eKapitalist ve kapitalizm öncesi üretim tarzlarına içkin üretim ilişkilerinin sorunsuz bir şekilde yürütülmesini sağlayan en önemli araçlardan birisi emek denetimi uygulamalarıdır. Emek denetimi, kapitalist sınıf tarafından işçi sınıfı mücadelelerine karşı kullanılan bir yönetim stratejisidir. Emek denetim aygıtlarının gelişim ve değişim süreçlerine yön veren temel etken de işçi sınıfı mücadelesidir. Bu bağlamda, çeşitli emek denetim araçlarından bahsetmek mümkündür. Emek denetimine ve bir bütün olarak işletme yönetimine dair fikirlere ve uygulamalara yön veren işletme yönetim teorileri bunlardan birisidir. F. W. Taylor’ın 1800’lü yılların sonuna doğru esaslarını oluşturduğu Bilimsel Yönetim Yaklaşımı’nın (Taylorizm) ilk örneğini teşkil ettiği ve sonrasında birtakım bilimsel araştırmaların sonucunda ortaya konulan ilkelere göre oluşturulan diğer yönetim teorileri işletme yöneticilerine bu konuda yol göstermektedir. Öte yandan, işçi mücadelesi ve emek denetimi arasındaki ilişki tarihsel bir düzlem üzerinden takip edilebilir. Örneğin; Bilimsel Yönetim Yaklaşımı 19. yüzyılın sonuna doğru büyüyüp güçlenen Amerikan işçi sınıfı mücadelelerinin; İnsan İlişkileri Yaklaşımı, işçi sınıfı tarafından Bilimsel Yönetim uygulamalarına yöneltilen tepkinin ve Birinci Dünya Savaşı ile 1929 Ekonomik Bunalımı’nın sonucu olarak ABD ve Avrupa’da ortaya çıkan huzursuzluğun; Toplam Kalite Yönetimi Yaklaşımı ise (Neo-Taylorist Japon Yönetim Yaklaşımı) fordist üretim ve yönetim rejiminin yarattığı yıkımdan dolayı 1960’lı yılların sonuna doğru tüm dünyayı baştan başa saran grevlerin, kitlesel eylemlerin ortaya çıkardığı yaklaşımlardır.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eBenzer bir düzlem, Batı ülkelerinde olduğu gibi belirgin nitelikler sergilemese de, Türkiye örneği üzerinden de tanımlanabilir. Bu anlamda, özellikle 90’lar sonrasında yaygınlaşan Toplam Kalite Yönetimi uygulamalarının, 70’li yılların sonlarına doğru güç kazanan; 12 Eylül 1980 darbesiyle engellenen ve 80’li yılların sonuna doğru tekrar canlanan işçi sınıfı mücadelelerine karşı sermaye sınıfı tarafından getirilmiş bir cevap olduğu düşünülebilir. Bu çalışmada amaçlanan, emek denetimi ve işçi mücadelesi arasında kurulan ilişkiye dair kuramsal bir çerçeve çizmek ve bu çerçevenin Türkiye koşullarında ne şekilde oluştuğunu ortaya koymaktır. Mücadele-denetim ilişkisinin kolektif işçi sınıfı hareketlerinin yanı sıra, daha mikro bir boyutta ve makro boyuta ek olarak, işletmeler düzeyinde ne şekilde gerçekleştiğini ve geliştiğini göstermek amacıyla da bir saha çalışması yapılmış ve bu saha çalışmasının bulguları metne eklenmiştir.\u003c\/p\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248739528949,"sku":"9786052601525","price":301.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/adsiz-tasarim-2_4e0f478a-f37f-4af9-bdbd-bd3d765df537.jpg?v=1781039432"},{"product_id":"sinifin-yeni-gorunumleri-ve-bilisim-sektoru-maddi-gayri-maddi-emek","title":"Sınıfın Yeni Görünümleri ve Bilişim Sektörü - Maddi-Gayri-Maddi Emek","description":"\u003cdiv\u003eİşçi sınıfı; neoliberal onyıllar boyunca, işini, statüsünü, iş güvencesini olduğu kadar sosyal teorideki yerini de kaybetti. Kaybettirenler bu duruma nesnellik atfederek, mutlaklık zırhı giydirmeyi ihmal etmediler. Buna göre, üretimin teknolojik tabanı köklü değişime uğramış, bilgi ve teknoloji iç içe geçmiş, üretim ise ulus aşırı bir karakter kazanarak, işçilerin örgütlenme ve mücadele kapasitelerini boşa çıkartan bir işleyişi yerleştirilmişti. Henüz 1980’li yıllardan söz ediyorum. Neoliberal sermaye programının çok yönlü bir şekilde seçeneksiz ilan edildiği, bu yola giren ekonomilerin “mucize” ön ekiyle adlandırıldığı yıllardan… Sosyal teorinin tozlu raflarına atılan, şimdilik işçi sınıfının kendisi değil, örgüt ve mücadele konusundaki tarihsel birikimiydi. 1990’ların sonlarına doğru bu da oldu; öznellik, mutlak görelilik ve olumsallıkla yeniden harmanlanan sosyal teori standında, çeşitlenen, farklılaşan eyleyiciler listesinde yok, yoktu; tek istisnası işçi sınıfıydı…\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eÖzetle sosyal teorinin çağdaş tarihi, işçi sınıfının, dolayısıyla da sınıflar mücadelesinin toplumsal ilişkilerin açıklanmasındaki kritik yerinin (ki o yer devrimci eleştirelliktir) yadsınması tarihidir. Bu dışlama, 40 yıldır küresel çapta fasılasız şekilde devam eden sermaye taarruzunun sosyal teorideki etkisi ise, bu taarruza direnen ve sosyal teori düzleminde -deyim yerindeyse- adeta “gerilla savaşı” vererek, ana akım hatlarda gedikler açan entelektüel çabalar da hep oldu. Elinizdeki kitabın kritik önemi bu hususla ilgilidir. Bu kitap, işçi sınıfını, dolayısıyla sınıflar mücadelesi kavrayışını sosyal analize yeniden dahil etmeye dönük son 30 yılın en önemli katkılarını, tarihsel arka planlarına da göndermede bulunarak değerlendiren son derece geniş bir hacime sahiptir. Öyle ki son derece güncel Sanayi 4.0 tartışması bile kendisine yer bulmuştur.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eGeleneksel ve çağdaş toplumsal sınıf literatürünün; maddi\/gayri-maddi, üretken\/üretken olmayan emek ve sınıf oluşumu temaları ile sistemli bir şekilde değerlendirilmesi, bu kitabın en dikkat çeken özelliklerinden biridir. Öte yandan kitap, bir doktora tez çalışmasının ürünüdür; geniş çaplı literatür değerlendirmesiyle ortaya konan kavramsal çerçeve, Bilişim ve İletişim Teknolojileri alanındaki saha çalışması ile bir analiz çerçevesi hüviyeti de kazanmıştır. Yazar kendi çabasını işçi sınıfını sosyal teoriye yeniden dahil etme girişimlerinin bir parçası olarak tanımlar. Bu çabanın kavram ve olgu bağlantısı kurulmak suretiyle gerçekleştirilmiş olması, son derece önemlidir. Üstelik bu bağlantı, gayri-maddi emek gibi, işçi sınıfını yerinden eden post ön ekli teorilerin en güçlü oldukları bir alanda kurulmuştur. Kitap post teorileri aşil topuğundan yakalamıştır. Onların parçalanma dedikleri yerde farklılaşma yaşandığını, dolayısıyla da, “işçi sınıfı çözüldü” denilen yerde, sınıfı içi farklılaşmalara duyarlı birleşik bir işçi sınıfı hareketi olasılığının bulunduğunu, ortaya koymuştur.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eHacimli ve titiz çalışması ile Türkiye’de toplumsal sınıf çalışmalarına güçlü bir referans kaynağı kazandırdığı için Dr. Güven Savul’u kutlarım.\u003c\/div\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248740020469,"sku":"9786052036228","price":441.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/adsiz-tasarim_68dda4cc-2bdc-4848-9e91-20b2a634625e.jpg?v=1781039436"},{"product_id":"sermayeyi-beslemek-bireysel-emeklilik-sistemi-ve-emekliligin-finansallasmasi","title":"Sermayeyi BES'lemek - Bireysel Emeklilik Sistemi ve Emekliliğin Finansallaşması","description":"Bu kitabın amacı 2017 itibariyle tüm 45 yaş altı özel ve kamu sektörü çalışanları için katılımın zorunlu hale getirildiği Bireysel Emeklilik Sistemi’nin detaylı bir incelemesini sunmaktır. Kitap BES’in tarihsel gelişimi, emeklilik fonlarının işleyiş mantığı, risk ve getiri düzeyleri, kesinti oranları, faizli\/faizsiz seçeneklerinin anlamı, sistemden emekli olma ve devlet katkısına hak kazanma koşullarının yanı sıra BES’ten neden ve nasıl cayılabileceğini anlaşılır bir dille okuyucunun hizmetine sunmaktadır. Kitap bu yönüyle ve her bölümde giriş ile sonuç kısımlarında yaptığı geniş özetlerle konunun teknik detaylarına boğulmak istemeyen okuyucuları gözetmektedir.","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248740086005,"sku":"9786059679992","price":224.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/bes-site.jpg?v=1781039437"},{"product_id":"sinifin-suretleri-emek-surecleri-ve-karsi-hareketler","title":"Sınıfın Suretleri - Emek Süreçleri ve Karşı Hareketler","description":"2000’li yıllarda Türkiye’de sosyal bilimler alanının, emek\/sınıf çalışmaları olarak isimlendirilebilecek bir mecranın oluşumuna tanıklık ettiğini söylemek mümkün gözükmektedir. Bu mecranın; ilk ve orta kuşak araştırmacıların eserlerinin yanında genç kuşak araştırmacılar tarafından da oluşturulduğunu belirleyebiliriz. Okumakta olduğunuz derleme kitap da orta ve genç kuşak emek ve sınıf araştırmacılarınca hazırlanmış çalışmalardan oluşuyor. Bu çalışmaları bir tür haritalandırma denemesi olarak da yorumlamak mümkün. Özellikle kapitalizmin 2008 krizi ve dünya çapındaki toplumsal hareketlerin de etkisiyle sınıf temalı çalışma ve tartışmalar akademide yeniden görünür olmaya başlamıştır. Bu gelişim süreci, postmodern yaklaşımların ivme kaybetmesiyle de ilişkilendirilebilir. Bu önermeyi, bir parça daraltarak belirginleştirmek gerekirse, özellikle son 10 yıllık zaman dilimi içerisinde, Türkiye’de emeğe ve sınıfa odaklanan eser sayısının, farklı akademik disiplinler ve bilim dallarından beslenerek arttığını söyleyebiliriz. Yine de bu olgunun sosyal bilimlerin sosyal politika, sosyoloji, iletişim gibi başat disiplinlerinde ana akımlaşmış bir eğilim halinde olmadığını da belirtmek gerekiyor. Elinizdeki kitapta emek ve sınıf çalışmalarına ilişkin haritalandırma denemesinde, “sınıfın suretleri”ni, Türkiye toplumuna ait bir sınıf kompozisyonu içerisine yerleştirmeye çalıştık. Gezici mevsimlik tarım işçileri dışarıda bırakılacak olursa, kitap kentsel işçi sınıfının farklı dilimlerinin kuramsal ve olgusal bilgisini içeriyor. Bu olgusal dünya içerisinde, Türkiye’de işçi sınıfının kadim ve yeni üyeleri var. Bu üyeleri bir toplumsal sınıf kompozisyonu içerisine katarak değerlendirmek gerekirse, Korkut Boratav (2004) ve Serdal Bahçe, Ahmet Haşim Köse ve F. Günaydın (2011) tarafından türetilmiş şemaların, kitapta kuramsal ve olgusal dünyası incelenen emek gruplarını, toplumsal sınıf düzleminde yeniden tanımlayıp bu düzleme yerleştirebilmek bakımından uygun kavramsal araçlar sunduğunu söyleyebiliriz. Buna göre, ilgili toplumsal sınıflar ve emek gruplarını, Boratav’ın toplumsal sınıf ve alt gruplara ait şemasına göre, meslek ve emek sürecindeki pozisyonları bakımından, tarım işçisi (gezici mevsimlik tarım işçileri), yüksek nitelikli ücretli (cerrah, bankacı, avukat, mühendis, mimar, reklamcı, İKY müdürü), beyaz yakalı ücretli (büro çalışanı, öğretmen, mağaza müdürü, mağaza müdür yardımcısı, uzman satış danışmanı, satış danışmanı), niteliksiz hizmet işçisi (ev işçisi, güvenlik ve temizlik işçileri, çağrı merkezi çalışanı, kasiyer), mavi yakalı işçi (madenci) şeklinde sınıflandırabileceğimiz bir kompozisyon ortaya çıkmaktadır. Bahçe vd.’nin toplumsal sınıf türetimlerine baktığımızda ise sayılan emek gruplarının, kentli profesyoneller, kentli nitelikli emekçiler, kentli emekçiler ve tarım emekçileri şeklindeki sınıf oluşumlarına ait bir kompozisyona dahil edilebilecekleri görülmektedir….","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248740315381,"sku":"9786059679954","price":245.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/ss-site.jpg?v=1781039441"},{"product_id":"dunden-bugune-uluslararasi-sendikal-hareket","title":"Dünden Bugüne Uluslararası Sendikal Hareket","description":"\u003cdiv\u003e“İlişkiler, tartışmalar ve çelişkiler ışığında uluslararası sendikal harekette son örgütlülük modelleri ve ortaya konulan yeni örgütlülük eğiliminde, eskinin izleri…”\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eKüresel kapitalizmin etkisini arttırmasıyla, işçi sınıfının uluslararası örgütlülüğünün her zamankinden çok daha önemli hale geldiği görülür. Sermayenin küreselleşmesi, sendikal hareketin uluslararası anlamda oluşturacağı bütünleşmeyi bir gereklilik haline getirir. Rekabet gücünden beslenen sermaye karşısında, emek hareketinin dayanışmadan güç alıyor olması bu durumu daha anlaşılır kılmaktadır. Böyle bir dönemde uluslararası sendikal hareketin yeni bir oluşum çabası içine girmesi ve ortaya çıkan sorunların çözümüne yönelik sendikal strateji arayışları son derece anlamlıdır. Bu tartışmalarla eş zamanlı kurulan Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC), uluslararası sendikal hareket içindeki birliktelik tartışmalarında önemli bir dönüm noktasını temsil etmektedir.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eUluslararası emek hareketinin bütünleşme çabası yeni değildir. Uluslararası sendikal hareketin tarihi incelendiğinde, geçmişten bu yana sürekli olarak birleşme tartışmaları içinde olunduğu, gösterilen çabalara rağmen kimi zaman ideolojik farklılıkların kimi zaman ise yapısal ayrışmaların bu birlikteliğe engel oluşturduğu görülecektir. Dolayısıyla mevcut durumu anlayabilmek için işçi sınıfı mücadelesinin tarihsel süreç içindeki serüvenini doğru okumak gerekir. Emeğin örgütlülük eğilimi, örgütlülük eğiliminin tarihsel süreçteki değişimi, son dönemdeki örgütlenme arayışları ve uygulanan sendikal stratejiler bu okuma sürecinin başat unsurlarıdır.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\nKitapta, uluslararası emek hareketinin günümüzdeki yeni örgütlülük çabası ele alınmaktadır. Bu niyet doğrultusunda, uluslararası sendikal hareket içinde gerçekleşen tartışmalar ve sorunlara yönelik geliştirilen çözüm yolları geçmişten açılan bir pencere çerçevesinde görünür kılınmaya ve anlamlandırılmaya çalışılmaktadır. Uluslararası sendikal harekete ilişkin ortaya konulan çalışmaların azlığı ve kitabın temelini oluşturan Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC)’nun tüm boyutlarıyla ele alındığı bir çalışmanın daha önce Türkiye’de yapılmamış olması, kitabı daha anlamlı hale getirmektedir. Uluslararası sendikal hareketin tarihsel süreç içinde geçirdiği dönüşüm, dünyada meydana gelen önemli olayların sendikal harekete etkileri, günümüzde ortaya konulan yeni sendikal stratejiler ve yeni politikalarda uluslararası sendikal yapıların etkinliği, tarih boyunca faaliyet gösteren uluslararası sendikal yapıların ruhu ve bütün bunların ötesinde mevcut uluslararası sendikal yapılarda ortaya konulmaya çalışılan dönüşüm ve yenilenme çabalarının ne kadar başarıya ulaştığı bu kitapla, tartışılmaya çalışılmaktadır.\"","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248740544757,"sku":"9786059679060","price":301.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site-ush.jpg?v=1781039448"},{"product_id":"tekel-direnisinin-isiginda-gelenekselden-yeniye-isci-sinifi-hareketi","title":"Tekel Direnişinin Işığında Gelenekselden Yeniye İşçi Sınıfı Hareketi","description":"\u003cdiv\u003eBaşladıktan kısa bir süre sonra Tekel işçilerine özgü olmaktan çıkan ve genel kamusal destek bulan direniş, hem toplumun hem de toplumsal muhalefetin çektiği nefes darlığını aşmak için kurtarıcı oldu.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eTekel direnişi üzerine daha derin düşünmek gerekiyordu. Bu; olanın hem anlaşılması hem de göstergelerinin açığa kavuşturulması bakımından yol gösterici olacaktı.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e….\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eDirenişi değerlendirirken, Tekel işçilerinin elindeki fener ışığının düştüğü yeri görmeye çabaladık. Tekel Direnişinin Işığında Gelenekselden Yeniye İşçi Sınıfı Hareketi kitabının ikinci baskısını, değerli görüşleriyle kitabın koyduğu çıtayı yükselten herkese teşekkür ederek sunuyoruz.\u003c\/div\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248740479221,"sku":"9786055513016","price":269.5,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/adsiz-tasarim_92225bb3-55a0-48de-a7cd-44595e6c82b3.jpg?v=1781039446"},{"product_id":"cetin-uygur-kitabi","title":"ÇETİN UYGUR KİTABI","description":"\u003cdiv\u003eİşçi sınıfının parladığı anlar vardır, çağına ve sonraki zamanlara damgasını vuran… Komün gibi, Ekim Devrimi gibi, Gal Madenci Direnişi gibi… Anadolu topraklarında da bu parlayışlar eksik olmaz: Yakın tarihteki 1970 15-16 Haziran eylemleri, 1980 Yeni Çeltek öz yönetim deneyimi, 1991 Büyük Madenci Yürüyüşü, 2010 Tekel Direnişi… Bunlar belki hemen sonuç vermez ama kendi yolunda çok önemli birer birikimi temsil eder. Mazlumların yüreğine su serpen bir inancı besler, bir sonraki kervanın yolcularına rehberlik eder.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eBu başkaldırıların mutfağında, kitlelerin içinde kaybolmuş kimi esin kaynakları vardır. Bir adım önde giden isimsiz kahramanlar, çoban ateşi yakıcıları… İşte Çetin Uygur, tam da bu tasvirin ete kemiğe bürünmüş halidir. Çetin Uygur’un paltosunu şöyle bir silkeleseniz son 60 yılın bütün dönüm noktalarının kaldırım taşları; yürüyüşler, işgaller, grevler, cezaevleri, işkenceler, başkaldırılar dökülür. Hepsinin tek bir amacı vardır: Üretenlerin yöneten olacağı bir dünya hayalinin fitilini ateşlemek. Onun açısından bu bir slogan veya ütopya değildir.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eÇetin Uygur, Türkiye’deki ilk işçi örgütçüleri kuşağının özelliklerini taşımasıyla, 1970’li yılların politikleşmiş işçi hareketine kattıklarıyla, 1989-91 dönemindeki yükselişte oynadığı rolle, 1991 sonrasında yeni bir işçi hareketinin oluşumuna yönelik önayak olduğu tartışmalarla, örgütlenme ve mücadele stratejisi arayışlarıyla işçi hareketinde benzersiz biridir. Bu yönleriyle işçi hareketinde 20 ve 21. yüzyıl arasında bir köprü rolü oynar, işçi hareketinin geçmişini temsil ettiği kadar bugününü ve geleceğini de temsil eder.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eÇetin Uygur kitabı, onun bu uzun serüvenini ele alıyor; hayatının sadece dönüm noktalarını değil, yakından tanıyanların dahi pek bilmediği ayrıntıları içeren bir biyografik çalışma özelliği taşıyor. Mücadeleci kişiliğinin yanı sıra okur, onun renkli yanlarını da öğrenme fırsatını elde ediyor. Bununla beraber kitap, bir işçi hareketi tarihi kitabına, kısmen de bir siyasal tarih kitabına ilişkin boyutlar kazanıyor. Bu yönüyle 1975’lerden 2000’li yıllara işçi hareketinin soldan bir eleştirel değerlendirmesi olarak da okunabilir.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eKitap, sendika-siyasal örgüt ilişkisi açısından önemli veriler ve bakış açıları sunuyor. 70’lerin işçi hareketine alışılmadık bir bakışla yaklaşarak bu alandaki külliyata katkı sağlamayı hedefliyor. Bu noktada Yeraltı Maden-İş ve Yeni Çeltek örgütlenmesi mercek altına alınıyor, örnek vaka incelemesi olarak da değerlendirilebilecek ayrıntı ve analizlerle mevcut çalışmaların epey ötesine geçiliyor. 1975-80 döneminin işçi hareketi ve ana aktörleri ise farklı bir pencereden ele alınıyor. 1980’li yıllara dair az bilinen pek çok ayrıntı okura sunuluyor. Emniyet ve cezaevlerindeki Çetin Uygur portresinden 1989 bahar eylemlerine, 1991’deki Zonguldak Büyük Yürüyüşüne ilişkin bilinmeyenler gibi… Okur 1990’ların emek alanındaki tartışmalarının bugünlerle bağını da izleme fırsatı elde ediyor.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eSon bölümde yer alan makaleler ise özgün yaklaşımlarıyla tartışmalara derinlik katacak içeriklere sahip. Çetin Uygur’un icraat ve düşüncelerinin geleceğe ilişkin neler katabileceklerini ele alıyor.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eBu yönleriyle kitap, Çetin Uygur’u tanıyanlara olduğu kadar tanımayanlara da hitap ediyor. Siyasal eğilimi fark etmeksizin duyarlı tüm işçiler, sendikal mücadeledeki açmazları hissedenler, sosyalistler, bu kitapla umut tazeleyecek; konuyla ilgilenen akademisyen ve araştırmacılar, zihinlerindeki sorulara ilişkin epey veri bulacaklar.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eKısacası, 11 kişilik bir ekibin 2.5 yılda ortaya çıkardığı ve 16 yazarın yer aldığı bu kitap, Türkiye işçi sınıfı ve devrimci mücadele tarihi açısından önemli bir kaynak niteliğinde. Titiz bir çalışmayı yansıttığı gibi, kapsamlı hacmini unutturacak akıcılıkta bir dile sahip olması da dikkat çekici.\u003c\/div\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248740741365,"sku":"9786052604366","price":700.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site-cu.webp?v=1781039453"},{"product_id":"azandelerde-cadilik-kehanetler-ve-buyu","title":"Azandelerde Cadılık, Kehanetler ve Büyü","description":"\u003cdiv\u003e\u003ci\u003eAzandelerde Cadılık, Kehanetler ve Büyü antropolojik alan araştırmasının en kıymetli örneklerinden biridir. Evans-Pritchard, sosyal antropoloji disiplini içerisinde kuruluşundan günümüze sürdürülen büyü-bilim-din tartışmasına elde ettiği alan verileri ve altını çizdiği kuramsal noktalarla destek sağlamış; büyü ve cadılık gibi okült inanış ve pratiklerin Batılı hâkim bilimsel ve dinsel bilme biçimlerine meydan okuyan doyurucu bir alternatif bilme biçimi oluşturma kabiliyetlerini sorgulamıştır. Okült inanış ve pratiklerin “yanlış” bulunarak ötelenmesi ve ötekileştirilmesi, modernleşme sürecine neredeyse tamamen sinmiştir. Antropoloji, 19. yüzyılın evrimci mülahazaları bir yana bırakılırsa, 20. yüzyılda başlayan alan araştırmasına dayanan modern dönemi ile birlikte, bu türden inanış ve pratiklerin bastırılmasıyla, bu sürecin günümüz dünyasındaki yansımalarını da içerecek ve sorgulayacak biçimde uğraşmıştır. Eser öylesine önemli hale gelmiştir ki cadılık veya büyücülükle ilgili inançları artık ona atıfta bulunmadan tartışmak mümkün değildir. Eser antropoloji dışındaki birçok alana da ilham kaynağı olmuştur.\u003c\/i\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003ci\u003eE. E. Evans-Pritchard’ın kabul görmüş baş yapıtının bu versiyonu, onu, öğrenciler ve genel okuyucu için daha erişilebilir bir hale getirmeyi amaçlamaktadır. Eva Gillies kapsamlı Giriş bölümünde kitabın günümüzdeki geçerliliğini incelemekte ve okuyucunun kitabı tarihsel bağlamına oturtabilmesini sağlamak için Azandelerin etnografinin yazıldığı dönemdeki sosyal ve siyasi örgütlenmesini anlatmaktadır. Ayrıca Takdim yazısı ile Evans Pritchard, toplumsal yaşama yıllarca süren uzun süreli katılım ve topluluk mensupları ile aracısız-doğrudan etkileşime dayalı etnografik araştırma ve yazım geleneğine getirdiği söylemsel ve kuramsal yenilikler içerisinde konumlandırılmakta ve cadılık-büyü tartışmasına ilişkin tezlerin antropoloji içerisindeki güncel değeri ortaya konulmaktadır.\u003c\/i\u003e\u003c\/div\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248741200117,"sku":"9786052604342","price":525.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site-az.jpg?v=1781039462"},{"product_id":"nushu-kadin-yazisi","title":"Nüshu Kadın Yazısı","description":"\u003cdiv\u003eNüshu, tam çevirisiyle kadın yazısı, Çin’in güneyindeki Hunan eyaletinin coğrafi, tarihsel ve kültürel olarak özel sayılabilecek bir bölgesinde, sadece orada yaşayan köylü kadınların bilip kullandığı bir yazı dilidir. Çincenin bir versiyonudur. Kitapta tekraren okuyabileceğiniz pek çok farklı özelliği ve işlevi ile Nüshu, farklı disiplinlerde mutlaka anılması gereken dünyada başka örneği olmayan bir dil sistemidir.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eHiçbir kadının ana dili olmayan, akraba ve arkadaş çevresinde kadınların birbirine öğrettiği bir aktarım yöntemine sahip Nüshu’nun ne zaman fark edildiği, literatüre nasıl geçtiği ile ilgili Fei Wen Liu, Gendered Words, Sentiments and Expressions in Changing Rural China kitabında şöyle yazar: “Nüshu’nun keşfi tamamen beklenmedik bir olaydı. 1982 yılında genç Çinli akademisyen Gong Zhebing, Jianghua ilçesindeki etnik gruplar üzerine araştırma yaparken bir Komünist Parti yetkilisi, Jianghua’nın yanındaki Jiangyong’da yaşamış, artık hayatta olmayan anneannesinin ve teyzesinin bildiği bir kadın yazısından bahsetti. Meraklanan Gong hemen Jiangyong’a gitti, ama araştırması sonuç vermedi. Jiangyong’un genç nesilleri öğrenmemişler, daha yaşlı olanlar ise nasıl kullanılacağını unutmuşlardı; çünkü Kültür Devrimi’nden (1966-1976) bu yana Nüshu “cadı yazısı” olarak damgalanmıştı. Nihayetinde Jiangyong Kültür Bürosundan emekli Zhou Shuoyi’nin (1926-2006) yardımıyla Gong, biyografik bir ağıt içeren Nüshu yazılı mavi bir bez parçası ele geçirdi. Yazıyı, Baishui köyünden He Xijing adında bir köylü kadın vermişti ama yazarı değildi; yazıyı yakınlardaki Getan köyünden Hu Cizhu (1905–1976) yazmıştı…”\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eGong Zhebin, Cizhu’nun kızının verdiği bilgilerle Nüshu bilen Gao Yinxian’a (1902–1990), onun sayesinde de Yi Nianhua’ya (1907–1991) ulaşır. Böylece Nüshu literatüre girer, bu kitabın yazarı Zhao Liming de aynı yıllarda Jiangyong’a giderek Nüshu bilen bu birkaç kadınla çalışmaya başlar.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eKadınların özellikle gizlemeye çalışmadıkları Nüshu’nun neden bu kadar zaman saklı kalabildiğini Fei Wen Liu, geleneksel tarih yazımına egemen olan erkek egemen bakış, ahlakî yönelimli kişiliklerin öne çıkarılması ve şarkı performanslarının marjinalleştirilmesi olarak saydığı üç temel kültürel nedene bağlar. Nüshu kullanıcıları sadece, ulaşamadıkları eğitim haklarını kendi elleriyle kendilerine verecek bir bilinç geliştirerek, nesiller boyu bu yazı dilini aktarmayı başarabilmiş ve kendi küçük çevrelerinde, köylerinde bile olsa kendilerine ayrıcalıklı bir alan açabilmiş kadınlar olarak zihnimize kazınır. Niyetleri ağıt yakmak, hatta bir çeşit şikâyet formuyla acılarını söylemek olsa da aslında kederlerini paylaşarak, yazarak, şarkılarını söyleyerek iyi hissedebilmenin, neşeyi üretebilmenin muhteşem bir yolunu bulduklarını düşünmek mümkündür.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eAslı Solakoğlu\u003c\/div\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248741429493,"sku":"9786052604311","price":469.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site-n.jpg?v=1781039467"},{"product_id":"hatice-mithat-can","title":"HATİCE \u0026 MİTHAT CAN","description":"\u003cdiv\u003eBu kitap 6 Şubat 2023 Depremi’nde Antakya’da hayatını kaybeden iki mücadele insanının yaşamlarını ve mücadelelerini anlatıyor. Hatice ve Mithat Can’ın hayatlarının izinden 1950’lilerin Antakya’sına, Samandağ’a, Tarsus’a bakarken, yaşanan toplumsal dönüşüme onların gözünden şahitlik ederken, okur yörenin tarihine ve kültürüne dair pek çok şey öğreniyor.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e68 Kuşağının devrimci atılımını, özlemlerinin kanla, terörle bastırılmasını, dönemin Ankara’sını bu kuşağın iki insanın anlatımlarından dinliyoruz. 12 Mart sonrasında toplumsal muhalefet yükselirken, mücadelenin Adana ve Hatay’da emekçiliğini yapan Can’ların mütevazı ve fedakâr çabasına şahit oluyoruz. 1980 Askeri Faşist darbesinin yıldıramadığı ama hayatlarından çok şey çaldığı iki insanın, bütün zorluklara rağmen mücadele etmekteki ısrarının değerini bir kez daha anlıyoruz. 1980 sonrasının ilk mücadelelerinde, 90’lı yıllarda, 2000’li yıllarda ve yaşamlarının son dönemine kadar hemen her mücadele alanına emek vermiş iki ismin bıraktığı mirası görüyoruz.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eKitabın ikinci bölümünde ise dostlarının onları anlatan yazıları yer alıyor. Sezai Sarıoğlu, Hamide Rencüs, Haydar Ergülen, Akın Birdal, Gülsüm Elvan, Gül Erdost, Abdullah Aydın, Çiğdem Mater, İsmail Saymaz, Ender İmrek, İrfan Değirmenci, Selin Nakıpoğlu, Ali Çerkezoğlu, Emsal Atakan, Oya Ersoy, Mehmet Karasu ve oğulları Eren Can, tanıdıkları Hatice ve Mithat Can’ı anlatıyor.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eİki bitişik beyazdı onlar… Ömürlerinin bir aşamasında beyaza taşınmışlardı… Bakanlar önce beyaz olarak görürdü onları, sonra favori rengimiz kırmızı… Hatice Abla azıcık mora çalan kırmızı… Hâl böyle olunca benim için HaticeMithat birleşik yazılırdı, devlet ayrı…   Sezai Sarıoğlu\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eDünyaya bakışta, yaşamı güzelleştirme çabasında kalp kalbe verenler, dünyayı değiştirmek için çıktıkları siyasal mücadelede de omuz omuza vermenin bağlılığını sürdürürler. El ele, omuz omuza, kalp kalbe ve Can Can’a bir sevdayı büyütürler. Bu Hatice ve Mithat Can’ın haksızlıklara, zulme, katliamlara, aşağılanmalara, işkenceye, tacize, ırkçılığa, gericiliğe karşı ve yalnızca insan haklarıyla sınırlı değil yeryüzünü paylaştığımız tüm canlıların varlığına saygıya kadar uzanan büyük bir adanmışlığın sevdasıdır.  Haydar Ergülen\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eHer ikiniz de insan hakları aşığı, çevrenize dostluk ışığı saçan iki “bilge “ insansınız. Türkiye’de insan hakları tarihi sizi böyle yazacak, böyle anacak.     Gül Erdost\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eHatice abla yaşasaydı… Yaklaşık 22 bin yurttaşın hayatını kaybettiği ve 14 bin binanın yıkıldığı Hatay, bu kadar sahipsiz kalmaz ve yüzüstü bırakılmazdı. Enkaz altında can verenlerin, kaybolanların, kefensiz gömülenlerin, mezarı belli olmayanların hesabını soranlar olurdu. Bir kamu görevlisine bile dava açılamadıysa… Bir de adalet enkaz altında kaldıysa Hatice ablanın yokluğundan ötürü.    İsmail Saymaz\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eElimden gelse ne depremden ne de ölümlerinden söz etmeden yazıyı bitirmekti amacım. Ama nedense sürekli şöyle bir cümle takılıp durdu aklıma: “Hazırlıklıydılar, ülkedeki anti demokratik iktidarlara, darbecilere, hukuksuzluklara, gözaltılara, hatta hapisliğe hazırlıklıydılar. En hazırlıksız oldukları yerden geldi ölüm. Belli ki depreme hazırlıksızdılar! On binlerce canımız gibi.   Ali Çerkezoğlu\u003c\/div\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248741462261,"sku":"9786052604328","price":329.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site-hmc.jpg?v=1781039466"},{"product_id":"golkoyun-devrimci-yolu","title":"GÖLKÖY’ÜN DEVRİMCİ YOLU","description":"\u003cdiv\u003eGölköy’ün Devrimci Yolu, siyasal tarihimizin önemli kavşaklarından 1970’li yıllarda, Ordu’nun Gölköy ilçesinde yaşanan devrimci mücadeleye odaklanıyor.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eÇalışma, öncelikle Gölköy’ü tarihsel, coğrafi ve beşeri ilişkiler içinde bir bağlama oturtarak Gölköy’deki siyasallaşmanın koşullarını ve bileşenlerini ortaya koyuyor. İlçe siyasallaşmasının kırılma noktaları olarak Osmanlı-Cumhuriyet mirası, 1960’lı yıllardaki sola açılma ve bunun ilçe üzerindeki etkiler,  1970’li yıllarda devrimci hareketlerin ve özel olarak Devrimci Yol’un ilçedeki varlığının açığa çıkması ile 12 Eylül darbesi üzerinde yoğunlaşarak ilerliyor.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eGölköy’ün Devrimci Yol’unda, halk hareketi niteliği kazanan sürecin dinamikleri, halkın devrimcilere bakışı, devrimcilerin halk ile kurduğu ilişkiler ve kolay yollara sapmadan halk ile hemhal olarak ilerlemenin olanakları da izlenmeye çalışılırken iç savaş politikaların ilçe üzerindeki sonuçları da açığa çıkarılmaya çalışılıyor.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eÖzellikle Reşat Akkaya’nın Ordu Valisi olmasından sonra, bütünüyle Ordu ilinin ve Gölköy ilçesinin özel operasyon alanı haline getirilmesi, faşist saldırıların organize oluşu ve kitle pasifikasyon yöntemlerinin hakim kılınması karşısında geliştirilmeye çalışılan tutum,  Aybastı ve Çamaş’ın da dahil edilmesiyle anlatılıyor.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e \u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eSon olarak da darbe sonrasında açığa çıkan tereddütsüz direnme eğilimi ve çabası örnekleriyle ortaya konulurken, bütün bu sürecin halk üzerinde bıraktığı siyasal etki aktarılıyor.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eGölköy’ün Devrimci Yolu, olanı, olmayanı, hevesleri, yanılgıları ve yenilgileriyle bir hatırlama çabası ve görece dar bir alan üzerinden bir ülke tasviri…\u003c\/div\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248741757173,"sku":"9786052604335","price":266.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site-gdy.jpg?v=1781039471"},{"product_id":"turkiyede-sag-ve-solun-olusumu-ve-1975-80-sivil-ic-savasi","title":"TÜRKİYE’DE SAĞ ve SOLUN OLUŞUMU VE 1975-80 “SİVİL” İÇ SAVAŞI","description":"\u003cdiv\u003eTürkiye’de sağ ve sol belirgin olarak 1950’ler sonrasında oluştu. Bu oluşum süreci aynı zamanda “Soğuk Savaş”ın en etkili sürdüğü yıllara denk geldi. 1980’e kadar sonraki 30 yıl boyunca da ülke siyaseti soğuk savaşın izlerini çok derinden hissetti.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eBu kitap Osmanlı’daki modernleşme ataklarından başlayarak ve esas olarak 1950’ler sonrası sağın ve solun oluşum süreçlerini incelikle ele alıyor. Aktörlerin ideolojik politik gelişim evrelerini, ayrışmaları, yeniden biçimlenişleri analiz ediyor. Bu ilk oluşumların zirve noktası 1975-80 dönemidir. Bu dönem bugüne kadarki gelişmeleri çok derinden etkilemesine rağmen daima gölgede bırakılan bir dönem oldu.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e1975-1980 arası, toplumun her kesimini, coğrafyanın her köşesini kapsayan yaygın çatışma ortamı ile Türkiye için özel bir dönemdir. Bu çatışmalar son derece etkili sonuçlar da yaratmış, sağ cenahın muharip aktörünü dünyanın en güçlü, en kitlesel faşist hareketlerinden biri haline getirirken, sol cenahta da son derece kitlesel bir radikal silahlı sol hareket ortaya çıkarmıştır. Bu çatışma ortamının sonu ise, Türkiye’nin siyasi hayatını kökten değiştiren, etkisi bugün bile derin şekilde hissedilen bir askeri darbe ile geldi.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eAskeri darbenin etkileri öyle etkili oldu ki bütün dikkatler oraya odaklandı, onu ortaya çıkaran ortamın kendisi ikinci plana düştü. Bugün bile bu olayların ne olduğu, neyin ürünü olarak ortaya çıktığı, nasıl bir gelişim seyri izlediği vb. konusunda bir iki istisna dışında bir anlatım bulunmuyor. Olayların değerlendirmesi konusunda da fikirler birbirinden radikal şekilde ayrışıyor. Kimileri bu olayları anarşi ve terör olarak görmeye meyilli iken, kimilerine göre bunlar sağ-sol çatışmasıydı. Kimilerine göre ise o dönemde Türkiye’de bir iç savaş yaşandı.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eBu kitap bu yıllarda Türkiye‘de bir iç savaş yaşandığı tezini gerekçelendirmeye, aktörleri, nedenleri ve dinamikleri ile sürecin genel bir resmini çizmeye çalışıyor. Fakat bu iç savaşın, alışılmış örneklerin dışında “sivil” bir karakter taşıdığını ileri sürüyor ve bütün bunların gerisinde de iç politikanın soğuk savaşlaştırılmasının yattığını göstermeye çalışıyor.\u003c\/div\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248741986549,"sku":"9786052604304","price":560.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site-tsso.webp?v=1781039476"},{"product_id":"orta-doguda-isciler-ve-sendikal-hareket","title":"Orta Doğu’da İşçiler ve Sendikal Hareket","description":"\u003cp\u003e“Şimdiye kadarki bütün toplumların tarihi, sınıf savaşımları tarihidir’ ve Arap halkları istisna değildir.” \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eYaklaşık 150 yıllık bir zaman dilimini ve iki kıtaya yayılan geniş bir coğrafyayı anlatan bu kitap Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkelerindeki işçilerin ve sendikal hareketin durumunu inceliyor. Bölgenin tarihini jeopolitik gelişmeler, savaşlar, siyasetçiler, anayasalar veya uluslararası anlaşmalar üzerinden okumuş olabilirsiniz. Bu kez, Arap Dünyası’nı grevler, iş kanunları, sendika liderleri veya sıradan işçilerin deneyimleri üzerinden anlatan bir kitapla karşı karşıyasınız. Türkiye ve Arap Dünyası arasındaki tarihi, kültürel, siyasi ve ekonomik bağlar sürekli konuşulsa da bölgedeki işçi hareketleri hakkında bilgi oldukça sınırlıdır. Kitabın amacı bu konudaki şaşırtıcı benzerlikleri aktarmak ve ilham vermektir. \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e“Tunus’ta sendikalar ülkenin bağımsızlığında ve demokratikleşmesinde kilit bir rol oynadılar. Böylece Nobel Barış Ödülü’nü kazandılar. Mısır’da devlet kontrolündeki sendikaların gücüne rağmen bağımsız sendikaların grevleri Arap Baharı’nın habercisi oldu. Filistin’de sendikalar önce İngiliz Mandasına sonra İsrail’e karşı verilen ulusal mücadelenin önemli bir aktörü oldular. Lübnan sendikaları, farklı mezhep ve etnik kökenlerden işçileri bir araya getirerek ülkede önemli bir istisna oluşturdu. Sendikaların tarihsel konumu Suriye Savaşı’nı ve bölgenin geleceğini anlamak için önemli ipuçları vermektedir. Cezayir’de demokratikleşme ve laiklik tartışmalarını, Irak’ta işgalleri ve yeniden inşa süreçlerini, Körfez sermayesinin dönüşümünü veya mültecilerin koşullarını yorumlayabilmek için sendikaları ve işçi hareketlerini anlamak gerekir.”\u003c\/p\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248742674677,"sku":"9786052604250","price":308.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site-osh.jpg?v=1781039488"},{"product_id":"communitas","title":"COMMUNITAS","description":"Çağdaş siyaset felsefesinin kurucu isimlerinden Roberto Esposito bu eserinde topluluk kavramının ayrıntılı bir soy kütüğüne girişiyor. Hobbes, Rousseau, Kant gibi modernliğin temellerini oluşturan isimlerin eserlerinde derinlere dalan ve yeni bir topluluk anlayışının ana hatlarını Heidegger ve Bataille’ın kavramsal analizleriyle çizmeye koyulan Esposito aynı zamanda liberal bireyciliğin geniş çaplı bir eleştirisini sunuyor. Zira topluluğu felç eden, onun biçimini bozup rayından çıkaran bu bireyciliğin bizzat kendisi. Bugün kan kaybeden, can çekişen ve hatta ölmekte olan topluluk düşüncesini yeniden canlandırmak için onu karşılıklı bir armağan etme ve sorumluluk ilişkisi olarak düşünerek etik ve politik bir dayanışma zeminine yeniden oturtmak gerekiyor. Communitas bu doğrultuda ilerleyen, bireyciliği zayıflatırken ortaklığı güçlendirip çoğaltmaya yönelen kuvvetli bir felsefi çaba, kudretli bir kuramsal girişim…","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248742707445,"sku":"9786052604267","price":322.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site-c.webp?v=1781039489"},{"product_id":"30-isci-filmi","title":"30 İşçi Filmi","description":"\u003cdiv\u003eYıkıcılaşan emek süreçlerinin, işçilerin ayakta kalma, acı, öfke ve onur mücadelelerinin görmezden gelinmesinin önemli nedenlerinden biri de işçi sınıfının sol kültür ve sanat aleminde bile uzunca bir dönem yok sayılmasıydı. 2008 krizinden itibaren yeni Türkiye sinemasında oluşmaya başlayan işçi damarı, günümüzdeki modern köleci emek yağmasını\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e“kapitalizmin yeraltısı”ndan çıkartıp işçilerin tüm yaşamına yayılan çelişki, sarsıntı, çatışmalarla yeniden gözler önüne sermeye başlaması açısından son derece önemlidir. Sinemada sarsıcı toplumsal dönüşüm süreçlerini ve toplumsal-psikolojik atmosferdeki değişimi; yalın, saydam ve gerçekçi biçimde en iyi işçi filmleri yansıtabilir.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eBu kitabın özgün yanı, ülkemizin 2008-2022 arasındaki döneminden 26 yönetmenin 30 filmini toplumsal gerçekçi bir bakış açısıyla incelemiş olmasıdır. Ayrıca Türkiye işçi sınıfının yeni durumunu, Marksist bir emek araştırması bakış açısıyla ele almaktır. Tek tek işçi filmlerinin içerik ve biçimlerinin sinematogratik incelemesinin ötesinde, ekonomi-politik açıdan\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eolduğu kadar sosyolojik, kültürel, duygusal yönleriyle, emekçileri sorunları, ihtiyaçları, açmazları, dinamikleri, çatışmalarıyla ele alan bu 30 film üzerinden Türkiye işçi sınıfının güncel durumunu anlama ve anlamlandırma çabasıdır.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eBu kitap, Türkiye’de sınıf mücadelelerinin yeniden canlanma eğilimine girdiği bir süreçte, hem işçi sınıfı sanatını hem de sınıf analiz ve çalışmalarını zenginleştirmeye dönük mütevazı bir katkı sağlamayı amaçlıyor.\u003c\/div\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248742904053,"sku":"9786052604212","price":385.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/adsiz-tasarim-2_42577e03-9a1c-4970-936a-c94fddfa16f3.jpg?v=1781039493"},{"product_id":"mamaktan-mektuplar-1981-1987","title":"Mamak’tan Mektuplar 1981-1987","description":"“Her sayfasında, “Biz buradayız; hayattayız ve devam ediyoruz” diyor. Her an gözünüz üzerimizde de olsa, mizah dergisi çıkarırız tecrit hücresinde… Hücrenin penceresinden baka baka bir kavak ağacını yeşertiriz… Koğuşta “ayı oynatırız”! Plastik bir bidondan yapılmış kamerayla, hayalimizdeki filmi çekeriz. “Kukla tiyatrosu” oynatır eğleniriz. Sizin “eziyet olsun” diye okuttuğunuz Nutuk üzerinden haberleşiriz hücreden hücreye… Kırk küsur yıl sonra, kimi zaman, ne bileyim yağmurlu bir havanın hüznünü yaşatsa da, bize umuda dair uzun bir hikaye anlatıyor bu mektuplar. Ve direnişe dair bir hikaye… Çünkü direniş, bazen bir mektuptaki tebessümdür. Okuyanı da iyileştirir. O yüzden okunmaya değer.”   \u003cstrong\u003eAdnan Bostancıoğlu\u003c\/strong\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248742936821,"sku":"9786052604243","price":385.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site-mm.jpg?v=1781039493"},{"product_id":"nazim-hikmetin-bisikleti","title":"Nâzım Hikmet’in Bisikleti","description":"Bu kitap yalnızca bir bisiklet veya Nâzım Hikmet kitabı değil…   “Bisiklet” konusunda ülkemizdeki en yetkin isimlerden biri olan Aydan Çelik, \u003cem\u003eNâzım Hikmet’in Bisikleti\u003c\/em\u003e’nde iki sevdiğini bir araya getiriyor: Nâzım Hikmet’in üç yaşında, üç tekerli bir bisiklet arkasında başlayan hikâyesinin izini sürüyor. Bu izi sürerken bu kadar da olmaz diyeceğiniz pek çok rastlantıya, kesişen yollara ışık tutuyor. Kitap, ana izleği bisiklet olmakla beraber çevre sorunlarından savaşların yarattığı acılara, tarihî anekdotlardan teknolojik gelişmelere uzanan zengin bir içeriğe sahip. Bilgi yönünden çok dolu olmakla beraber yazarının samimi ve akıcı üslubuyla birlikte bir çırpıda okunuyor. Kitabın en güzel yanlarından biri de okuru başka okumalara yönlendiren sayısız imlemelere sahip oluşu.","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248743166197,"sku":"9786052604236","price":308.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site-nb.jpg?v=1781039498"},{"product_id":"rusyada-sendikalar-isci-hareketleri-ve-hegemonya","title":"Rusya’da Sendikalar, İşçi Hareketleri ve Hegemonya","description":"Kulayev, Rusya’da işçi hareketlerini Sovyetler Birliği’nin çöküşünden günümüze kadar etraflı bir şekilde inceliyor ve son derece önemli sonuçlara varıyor.","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248743428341,"sku":"9786052604205","price":332.5,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/sitee-1.jpg?v=1781039502"},{"product_id":"testo-canki-farmakopornografik-cagda-seks-uyusturucular-ve-biyopolitika","title":"Testo Canki Farmakopornografik Çağda Seks, Uyuşturucular ve Biyopolitika","description":"Bu kitap, yazarın bedeni üzerinde deneyimlediği değişimi kendi kaleminden çarpıcı bir şekilde anlatırken ele aldığı birçok konudaki derin ve keskin bakış açısıyla okuru sarsan benzersiz bir metin. Paul B.Preciado; kimlik, cinsiyet, pornografi, mimari ve cinsellik konularına odaklanan bir yazar, filozof ve küratör.","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248743624949,"sku":"9786052604175","price":434.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site.webp?v=1781039507"},{"product_id":"yapay-zekaya-direnmek","title":"Yapay Zekâya Direnmek","description":"Her ne kadar doğuşu 2. Dünya Savaşı yıllarına uzansa da, yapay zekânın gündelik hayatımıza girişi yeni yeni başlıyor. Bunun sonuçlarının ne ve nasıl olacağına dair tartışmalar da hızla gündemi kaplamaya başladı. Bu durum bazı yönleriyle 1990'lı yılların başlarında bilgisayarın gündelik hayata girişine benzer boyutlar taşıyor.","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248743821557,"sku":"9786052604014","price":262.5,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site_a6769d67-fcc1-4964-b772-cecd97b2f2f3.jpg?v=1781039512"},{"product_id":"darbeden-sonra-devrimci-yol-1980-1992","title":"Darbeden Sonra Devrimci Yol 1980-1992","description":"Devrimci mücadelenin 1970’li yıllarına dair pek çok anı yayımlandı. Yeni yeni de bütünsel değerlendirmeye yönelik kitaplar çıkmaya başladı. Bunlar artık bir külliyat oluşturmaya başladı ve 1970’li yıllara dair olgun değerlendirmeler yapılabilmesine olanak sağlayan bir tablo yarattı. 1980-85 yıllarına ilişkin ise az sayıda anı kitabı yayımlandı ve henüz bütünsel bir tablo oluşmadı. 1985 sonrası ise büyük ölçüde karanlıkta kalmış durumda.","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248744050933,"sku":"9786052604168","price":532.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site-2.webp?v=1781039516"},{"product_id":"yol-ve-ikrar","title":"Yol ve İkrar","description":"\u003cem\u003eZulümatın içinde bir ışık belirdi. O ışık, o nur büyüdü, büyüdü kün oldu, künden yekûn oldu. Hakk ben varım dedi, kendini açık etti. Her şey o noktada, Nur-u Vahit’te mevcut idi. Hakk açığa çıkınca, her şey yerli yerine oturdu. Daha Yer ile Gök, Ay ile Güneş yok iken, o ışık Hakk’ın Nuru idi. O ışık karanlığı yırtarak görünmek, bilinmek istedi. Işık, o nurdur. Bu yol devri Âdem’den devri âleme başlangıcı ve sonsuzluğu kendi içinde taşır.\u003c\/em\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248744313077,"sku":"9786052604144","price":602.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site_52297bfd-ac44-4e97-9f39-e147a663a11d.jpg?v=1781039520"},{"product_id":"1939-avrupa-sovyetler-birligi-turkiye","title":"1939 Avrupa, Sovyetler Birliği, Türkiye","description":"\u003cdiv\u003e29-30 Eylül 1938’de yapılan Münih Konferansı’ndan itibaren her şey savaşın kaçınılmazlığını gösteriyordu. Britanya’nın faşist Almanya’yı “yatıştırma” siyaseti gerçekte istedikleri her şeyi verip canavarı Sovyetler Birliği’nin üzerine salma projesiydi. Dünya felakete doğru koşarak giderken siyasi sorumluluk esas itibariyle bu iki ülkenin omuzlarındaydı; Britanya hükümetinin kuyruğuna takılı Fransa ve savaşa giden yolu adeta kolaylaştırmak için çabalayan Polonya da onlara katılıyordu. Herkes tehlikenin farkındaydı ve herkes pozisyon alıyordu; Orta Avrupa’nın askeri olarak da en güçlü ülkelerinden olan Çekoslovakya, Britanya ve Fransa’nın kışkırtması ve onayıyla nazi çizmeleri altında ezilirken Romanya ve Macaristan doğrudan doğruya faşist saflara hicret etmişti, Yugoslavya ve Yunanistan iç savaşa koşuyordu, Bulgaristan toprak kazanma peşindeydi, Baltık ülkeleri Kızıl Ordu tarafından işgalin eşiğindeydi.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eTürkiye, daha İstiklal Savaşı günlerinden beri Sovyetler Birliği’nin yakın dostuydu ve görünürde öyle kalmaya kararlıydı. Atatürk’ün ölümünün ardından iç siyasetteki dalgalanma henüz dış siyasete tam anlamıyla yansımamıştı. Avrupa başkentlerinden Moskova’ya kadar herkes Türkiye’nin Sovyetler Birliği’nin müttefiki olarak kalacağına emin görünüyordu, ancak Ankara, kaçınılmaz savaşın kısa süreceği ve muhakkak İngiltere ve Fransa’nın zaferiyle biteceğini düşünüyordu.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eHazal Yalın yeni eserinde savaşın ufukta olduğu 1939 yılında, Avrupa, Sovyetler Birliği ve Türkiye ilişkilerini mercek altına alıyor. Dünya savaşa giderken Türkiye’nin ve diğer hükümetlerin siyasi manevralarını tüm ayrıntılarıyla gözler önüne sererek dönemin atmosferini ve aktörlerin siyasi tutumlarını nesnel bir yaklaşımla değerlendiriyor.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e1939: Avrupa, Sovyetler Birliği, Türkiye, hem bir devam kitabı hem de önemli yeni tezler içeriyor. Yazarın 1945: Türkiye-SSCB İlişkileri adlı kitabı, savaşın son dönemine ait belgeler ışığında, Türkiye’nin bağımsızlıkçı siyasetten vazgeçerek sonunda NATO üyeliğine varan sürecin Batı’nın zoruyla değil, aksine Türkiye’nin isteğiyle gerçekleştiğini ortaya koyuyordu. 1939: Avrupa, Sovyetler Birliği, Türkiye ise bu sürecin tetiklendiği tarihi kesiti inceliyor ve temel tezi belgelere dayanarak formüle ediliyor: Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk ve tek eksen kayması aslında savaş öncesinde, daha 1939’da gerçekleşmiştir.\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eKitapta 1939 yılına ilişkin çok sayıda Sovyet belgesinden başka Türkiye ve İngiltere belgeleri de ele alınıyor. Eser, kapsamlı tarih anlatısından ve ortaya koyduğu tezlerden başka ek bölümdeki belgelerle de tarihçiler ve siyaset bilimciler için olduğu gibi tarih okuru için de ilgiyle okunacak bir kitap olma özelliği taşıyor.\u003c\/div\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248744673525,"sku":"9786052604120","price":875.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site-2_d96fd52b-af21-43a2-8240-6454838b23ff.jpg?v=1781039525"},{"product_id":"dogu-bati-ikileminde-atut-ve-politik-marksizm","title":"Doğu-Batı İkileminde Atüt ve Politik Marksizm","description":"“Doğu-Batı İkileminde ATÜT ve Politik Marksizm” başlıklı kitapta, yazarın, “kültür savaşımı” tezlerine alternatif bir yaklaşım arayışıyla Marksist tezleri ve Marksizm içerisindeki tartışmaları araştırmaya yöneldiği izlenmektedir.","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248745001205,"sku":"9786052604106","price":308.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site_78a59837-fa1e-42aa-b135-a6194c499cf2.jpg?v=1781039534"},{"product_id":"mekanin-biyo-politikasi","title":"Mekanın [Biyo]Politikası","description":"Kitap boyunca ‘yaşam’ ile ‘kontrol’ arasındaki ilişkide mekânın pozisyonuna dair bir merakın ardından gidiliyor. Doğası gereği ontolojik ve epistemolojik bir güzergâhın katedilmesini zorunlu kılan bu arayış; temel motivasyonu insanın sosyalizasyonu olan mimarlık kuramına bilinçli bir mesafelenme ile yürütülüyor. Bir taraftan siyaset felsefesi, sosyoloji, sanat, antropoloji, biyoloji, fizik ve coğrafya gibi alanların bilgisine başvurulurken diğer taraftan posthümanist, postkolonyal ve feminist kuramlarla diyaloğa giriliyor. Ancak metnin biçimlen mesinde Foucaultcu bir metodolojik bakış ile temeli Spinoza ve Whitehead’e uzanan Harawayci bir ontolojik ilginin hâkim olduğunu söylemek mümkün. Çalışmanın temel çıkarımlarından ‘koşullama’, ‘imalat’ ve ‘teşhir’den oluşan üç majör program yaşamın teşebbüsleştirilmesinde en etkin performans biçimleridir. Nitekim bu üçlü mekânın üç majör biyopolitik özelliğinde karşılık bulur; Varlıklar koşullandıkça zaman-mekân laboratuvarlaşır; varlıklar imal edildikçe zaman-mekân fabrikalaşır; varlıklar teşhir edildikçe zaman-mekân müzeleşir. Kuşkusuz bu ilişkiyi tersinden düşünmek de mümkündür. Zaman-mekân labo ratuvarlaştıkça varlıklar koşullanır; zaman-mekân fabrikalaştıkça varlıklar imal edilir; zaman-mekân müzeleştikçe varlıklar teşhir edilir.","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248745197813,"sku":"9786052604069","price":332.5,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site-mb.jpg?v=1781039539"},{"product_id":"meci-toplumsal-bir-hareket-ve-anti-kapitalist-ihtimaller","title":"MECİ: Toplumsal Bir Hareket ve Anti-Kapitalist İhtimaller","description":"Bu kitap, ortak çalışmaya dayalı ‘karşılıksız ve gönüllü olma’ ilkeleri etrafına kurulmuş dayanışma temelli kadim \u003cem\u003emeci\u003c\/em\u003e kültürünü odağına almakta ve \u003cem\u003emeci\u003c\/em\u003e kültürünün 2019 yerel seçimleri ile birlikte yenilenen politik içeriğini ve toplumsal yansımalarını Rize ilinin Fındıklı ilçesinde yazarın gerçekleştirdiği saha çalışması temelinde konu etmektedir.","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248753422581,"sku":"9786052604076","price":301.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site-1_52a99c1a-f43d-433a-bb1b-87f0c353a0d5.jpg?v=1781039765"},{"product_id":"devrimci-yol-hareketi","title":"Devrimci Yol Hareketi","description":"Devrimci Yol’la ilgili pek çok anı, nehir söyleşi, kasaba\/kent\/\/bölgesel sözlü tarih anlatıları yayımlandı. Fakat hiçbiri, hareketin bütününü kapsayan bir analitik değerlendirme yapmaya girişmedi. Belki nedeni, bütünün yeterince görülebilir olmamasıydı. Ancak yıllar içinde oluşan külliyatla bütünsel tablonun önemli bir kısmı aydınlanmaya başladı.","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248753881333,"sku":"9786052604038","price":532.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site-4.jpg?v=1781039773"},{"product_id":"diyarbakirda-devrimci-mucadele-1976-86","title":"Diyarbakır’da Devrimci Mücadele 1976-86","description":"Bu kitap, Türkiye ve Kürdistan devrimci süreçlerinin önemli bir tarih kavşağında iki tarihi kesiştirme imkanına sahip bir şehirde, açık faşizmin azgın saldırganlığı altında yürüttüğümüz devrimci yeraltı mücadelesinden hatırladıklarımızla oluşturuldu. Yapabildiklerimizin onurunu, yapamadıklarımızın sorumluluğunu omuzlamak ve yitirdiğimiz yoldaşlarımızın büyük hatırasıyla birlikte gelecek kuşaklara aktarmak için…","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248753979637,"sku":"9786052604021","price":364.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site-3_016b7afb-9a1c-41b3-8bbc-295db4ee29b9.jpg?v=1781039775"},{"product_id":"kemalizmden-islamciliga","title":"Kemalizmden İslamcılığa","description":"Elinizdeki kitap, Türkiye’de devlet ideolojisinin 1923’ten günümüze uzanan değişimini ve Kemalizmden İslamcılığa doğru dönüşümünü ele alıyor.","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248754307317,"sku":"9786052604007","price":399.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site-1-1_49ab2965-153a-470f-b30b-d68950b79677.jpg?v=1781039779"},{"product_id":"saglik-emek-surecinde-modern-zamanlar-sehir-hastaneleri","title":"Sağlık Emek Sürecinde “Modern Zamanlar” Şehir Hastaneleri","description":"Bu çalışma, şehir hastanelerinin yeni bir sağlık hizmeti üretim mekânı ve çalışma örgütlenmesi olarak sağlık emek sürecinde yaşanan klinik otonomi ve inisiyatif kaybı, denetimin ve gözetimin yoğunlaşması, sağlık çalışanları arasında rekabetin teşvik edilmesi ve mesleki dayanışmanın ve kolektif mücadelenin azalması gibi süreçleri nasıl derinleştirdiğini ve bu süreçlere bağlı olarak ortaya çıkan vasıfsızlaşma, proleterleşme ve yabancılaşma gibi olguların şiddetini artırarak nasıl yeni bir emek rejiminin ortaya çıkardığını alan araştırması bulgularından yola çıkarak ortaya koymaktadır.","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248754897141,"sku":"9786052603970","price":420.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site_2430bd94-cbef-416f-a7af-03a3ebe10f2a.jpg?v=1781039787"},{"product_id":"bu-cagda-aile-guncel-tartismalardan-bir-kesit","title":"Bu Çağda Aile? Güncel Tartışmalardan Bir Kesit","description":"\u003cdiv\u003eAile, son yıllarda küresel-yerel düzeylerde gündemde yer alan ve çok tartışılan bir konu olarak öne çıkıyor. Feminist aktivist ve araştırmacılar, aile kurumuna toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifinden köklü eleştiriler yöneltirken LGBTİ+ hareketi de “seçilmiş aile” benzeri kavramlaştırmalarla yaygın, geleneksel ve dayatılan aile model ve anlayışlarına alternatifler geliştirmeye çalışıyor. Birçok gelişmiş ülkede de çekirdek aile dahi artık kendini sürdürmekte zorlanırken boşanma oranları yükseliyor; tek başına yaşayanlar, tekil ebeveynler giderek artıyor. Aile son derece değişik ve karmaşık biçimler alabiliyor.\u003cbr\u003e\u003cbr\u003e\n\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eÖte yandan, bu gelişmelerle eş zamanlı olarak günümüzde yükselen sağ, muhafazakar, otoriter dalga ile birlikte aile çok daha önemli bir yere oturtuluyor. Türkiye ve Macaristan’ın tipik iki örneğini oluşturduğu popülist ve sağ iktidarların söylem ve uygulamalarında, bir kurum olarak aileyi yücelten ve kadını aile içine hapseden yeni-muhafazakâr görüşlerin yükseldiğine de tanıklık ediyoruz. Bunun kadın ve toplum üzerinde yıkıcı etkileri her geçen gün daha fazla görülüyor.\u003cbr\u003e\u003cbr\u003e\n\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eAtaerki yükseldikçe kadına yönelik şiddet tırmanıyor, cinsel ayrımcılık artıyor. Bunun sonuçlarından bir tanesi de son 3 yıldır bütün dünyayı kasıp kavuran Covid 19 pandemisi sürecinde ortaya çıktı. “Bakım” meselesi, devletin sosyal sorumluluk alanından alınıp aileye yüklendi ve bu sorun pek çok insanın gündelik yaşamına yakıcı bir biçimde girmiş\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eoldu.\u003cbr\u003e\u003cbr\u003e\n\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003eKitap böylesi zorlu, çetrefil ve çok boyutlu bir konuya el atarken birbirine karşıt bütün bu gelişmelerin iç içe yaşandığı bir dönemde, aileyi çeşitli boyutlarıyla ve disiplinlerarası bir perspektifle ele alarak sorunun içeriği, neden ve sonuçları ile olası çözüm önerilerini tartışmayı hedefliyor.\u003c\/div\u003e","brand":"NotaBene Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48248755192053,"sku":"9786052603963","price":252.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/files\/site_bec9280f-2b8e-40a7-b577-876e517216f9.jpg?v=1781039791"}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0807\/8262\/2965\/collections\/notabene_ana_kalip_1.jpg?v=1782479097","url":"https:\/\/notabene.com.tr\/collections\/arastirma-inceleme.oembed?page=2","provider":"NotaBene Yayınları","version":"1.0","type":"link"}