Felsefenin Arzusu: Politika (Tükendi)

9786055513610

Kitap boyunca Varlık ve Bilgi ile siyaset ve felsefe arasındaki ilişkinin diyalektik ile nasıl dolayımlandığının hikayesi felsefe tarihinin içinde bir yolculukla anlatılıyor. Felsefenin Arzusu: Politika hem felsefe içinde bir konum tutma veKampfplatza katılma çabası olarak okunabiliyor; diğer taraftan da hiç bir içsel ilişkiyi atlamayan bir felsefe tarihi işlevi görüyor.

Yazar: Ersin Vedat Elgür

Diyalektiğin Diyalektik Gelişimi ve Onto-Politika

 

“Dışlama amacıyla olsa bile felsefeyi muhatap aldığı an din, nasıl ki kendini içeriden yıkacak ‘turuva atı’nı bünyesine katmışsa, şimdi de felsefe, ‘yığın’ı ve gündelik hayatı bir kere muhatap aldığında, kendi gerçekleşmesinin ve dolayısıyla aşılmasının muhatabı olarak politikayı içeri almıştır. Tarihin gerçek sorunlarını kavramsallaştırmak ve rasyonalize etmekle meşgul felsefe, gerçekliği kendi düzeyine çekip politikleşirken, politika da kendi nesnesini felsefeleştirmekte ve felsefenin doğal verilmişlik olarak kabul ettiği ön-varsayımları gerçek nesnesiyle karşı karşıya getirmektedir. Marx, bu yönüyle felsefenin belirlenim kazanmasını sağlayan ve sınırlarını göstererek geçişi sağlayan düşünür olur.”

 

Felsefe ve politika; aralarındaki ilişkiyle ilgili olarak haklarında en çok kalem oynatılan iki disiplin. Felsefenin Arzusu: Politika bu ilişkinin ne’liğine dair “diyalektiğin tarihsel momentleri”ni belirlemek suretiyle bir öneride bulunuyor. Hem diyalektiğe dair Platon’dan başlayıp Marx’a kadar gelen bir felsefe tarihi sunuyor hem de felsefe tarihi içinde politikanın nasıl kavrandığına dair üç temel biçim belirliyor. Bunu yaparken de ontolojiyi tekrardan felsefenin temel disiplini olarak öne çıkarıyor. İddialı bir girişim ve oldukça iddialı sonuçlara sahip…

 

Çalışmada “varolanları Varlık olarak örgütleyen” epistemolojik ve ontolojik bir hareket olarak görülen diyalektik üç tarihsel moment üzerinden betimleniyor. Bunlardan ilki, Hegelci terminolojiya bağlı kalarak Diyalektiğin Soyut Belirlenimi olarak adlandırılıyor ve Platon’dan başlayıp Aristoteles’le dolayımlanarak Kant’a kadar geliyor. Bu dönemin temel özelliği salt düşünceye içkin bir akıl yürütme yöntemi olarak diyalektiği kullanması ve nesnesinde kendini sınamaktan sakınması. Diyalektiğin Olumsuz-Ussal Belirlenimi olarak adlandırılan ikinci momenti ise ilk dönemin aksine nesnesiyle buluşmak konusunda oldukça cürretkar denemelerde bulunuyor ve Fichte, Schelling, Hegel ile karakterize oluyor. Lakin nesnesinde kendini bulmak konsunda oldukça hevesli olan düşüncenin ideal formu bu dönemki denemelerde kendine çok daha yetkin bir biçim kazandırmış olsa da özdeşlik arzusuna ulaşamıyor. Ne zaman ki Marx, diğer varolanlar arasında bir varolanın, metanın sıradan bir varoluş formundan çıkıp tüm diğer varolanlara kendi formunu veren/bulaştıran hareketini ve onun merkezi birimini tespit ediyor üçüncü moment olan Diyalektiğin Olumlu-“Ussal” Belirlenimi de o zaman niteliklerini kazanmaya ve kendi kavramını oluşturmaya başlıyor. Bu son momentteki “ussal” ifadesinin tırnak içinde olmaklığına dikkat: keza metanın hareketi rasyonel olmaktan çok zora dayalı bir gelişim seyri izlemektedir. Kapitalizmin, dünyayı bir dünya olarak örgütleyen küresel hareketinin dinamiklerini ve yeni emek denetim stratejilerinin gelişimini takip edebilme ve emek hareketinin gündemini belirleyebilmek bu nedenle diyalektik hareketin işleyiş formuna sahip olabilmeyi, diyalektiği bir bilinçlilik biçimi olarak kavrayabilmeyi gerektiriyor.

 

Diyalektiğin bu üç momentine üç siyaset yapma tarzı karşılık geliyor. Diyalektiğin Soyut Belirlenimine karşıt gelen politik form İdeal-Politik olarak adlandırılıyor ve toplumsal yaşamı idea, tanrı, organik birlik ya da temellendirilebilir olmayan kimi ideal unsurlar aracılığıyla örgütleme arzusuna karşılık geliyor; bu dönem diyalektiğin ilk momenti ile benzerlik içinde düşünsel tasarımların gerçekliğe tezahür edebilmesinin arzusu olarak vücut buluyor. Diyalektiğin Olumsuz-Ussal Belirlenimine ise Reel-Politik olarak adlandırılan bir siyaset yapma tarzı karşılık geliyor ve İdeal-Politiğe nazaran gerçekliği örgütleyen ilkeyi nesnesinde arama maharetine sahip olsa da Varlığın izin verdiği ölçüde bu ilkenin kendisiyle karşılaşıyor ya da ilke olarak düşündüğünü gerçekliğe dayatıyor. Nihayetinde değişim değerinin kullanım değerine üstün gelmesi ve neredeyse onu tüm alanlarda absorbe etmeye çalışan hareketi bu zamana kadar ilk defa bir varolanın diğer varolanlara, bir özellik aracılığıyla bu kadar yoğun biçimde bulaşmasına ve onları kendi formunda örgütlemesine neden oluyor. Ve dolayısıyla metanın örgütlemiş olduğunu dünyanına ekonomik formu, varolanları Varlık olarak örgütleyen zeminin ontolojik yapısı Onto-Politik olarakifadelendirdiğimiz bir siyaset tarzını ortaya çıkarıyor.

 

Kitap boyunca Varlık ve Bilgi ile siyaset ve felsefe arasındaki ilişkinin diyalektik ile nasıl dolayımlandığının hikayesi felsefe tarihinin içinde bir yolculukla anlatılıyor. Felsefenin Arzusu: Politika hem felsefe içinde bir konum tutma veKampfplatza katılma çabası olarak okunabiliyor; diğer taraftan da Platon’dan Marx’a, hiç bir içsel ilişkiyi atlamayan bir felsefe tarihi işlevi görüyor...

İÇİNDEKİLER

GİRİŞ

 

DİYALEKTİĞİN SOYUT BELİRLENİMİ:PLATON, ARİSTOTELES, KANT

 

Dışlanan Kuruntulardan Kuruntunun Mantığına

 

Platon’da Diyalektik: Diyalogdan Monoloğa

Menon, Kratylos, Phaidon; İki Logos Bir Umut: İdea

Kleitophon, Symposion, Politeia: Bir Logos Tek Gerçek; İdea

Parmenides, Theaitetos, Sophist: Ne Logos Ne Gerçek; Varolanlar

Değerlendirme: Platoncu Diyalektik; Bilginin Keşfinden Bilincin İnşasına

 

Aristoteles’te Diyalektik: Konstrüktif Düşünce

Platon’la Marx arasında

Mütevazileşen Diyalektik: Zorunlu Öncül Olarak Endoksa

Ontolojinin Yeniden-Üretimi ve Diyalektiği Konumlandırmak

Dynamei On Olarak Madde ve Diyalektiğin Özneyle Dolayımlanması

İçsel Dolayımlanma

‘Dışsal’ Dolayımlanma

Tümel: Pratik Bilimlerde de Geçerli Bir Mantıksal Kategori

Değerlendirme: “Neden”lerin Peşinde

 

Kant’da Diyalektik: Sınırların Aşılması ya da Bilginin Sınırları

İdea ve Kategorilerin Yeniden-Üretimi: Platon ve Aristoteles Diyalektiklerine Dair Bir Sentez Hikayesi

Mantığı Sorunsallaştırmak

Transzendental Mantık ve Alt-Üst Olan Diyalektik

Deneyin a priori Koşulları ve Diyalektiğin Yeni Konumu

İdeaların Peşindeki ‘Akıl’ ya da Transzendental Diyalektik

Diyalektiğin Görünümleri: Transzendental İdealar (Paralojizm, Antinomiler ve Saf Aklın İdeali)

Çelişkilerin Nesnelleşmesinin Olanağı Olarak Kantçı Diyalektik

 

Değerlendirme: Akıl Yürütmenin Olumsallığından Aklın Mantığına

 

 

DİYALEKTİĞİN OLUMSUZ-USSAL BELİRLENİMLERİ: FİCHTE, SCHELLİNG, HEGEL

 

Alman İdealizmi’nde Diyalektiğin Temelleri

Geriye Dönen Bir İlerleme: Kritikten Sisteme

Transzendentalin Sökümü: Epistemolojiden Ontolojiye

 

Fichte’de Belirsizin Diyalektiği: Ben ve Ben-olmayan

Fichte’nin Tin Kavramına bir Köprü: Yargı Gücünün Kritiği ve Kantçı İmgelem

Wissenschaftslehre: Tek İlkenin İlk Sezgisi ve İnşa Edilmiş Töz

Sıçrama: Tekil Olayların Bütünlüğünden Bütünlüğün Tek İlkesine

Değerlendirme: Reel Olanın Diyalektiğine İlk Adım

 

Schelling’te Diyalektik: Akıllı Doğa ve Transzendentalin Sökümüne Devam

Öznenin Yalnızlığına Son: Yapısal Bir Faktör Olarak Nesnellik

Yapısal Bir Diyalektiğin Dolayımları: Spinoza, Kant, Fichte

Tin ve Doğa Arasındaki Uçuruma Köprü: Nedenselliğin’ Yadsınması Olarak Diyalektik

Son Bulan Ayrılık: Sonsuzun Görünümü Olarak Sonlu

Transzendental İdealizm ve Düalizmin Sonu

Diyalektik: Kendi Yolunu Kendi Kuran

Değerlendirme: Dışsal Olan Herşey İçselleşiyor

 

Hegel’de Diyalektik: Ontolojik Olanın Bir Adım Öncesi: İlkenin Yetersiz Kavranışı

Bir Kant Okuru Olarak Hegel

Deneyim: Tüm Sınırları Ortadan Kaldıran Gerçek Hareket

Diyalektiği Doğru Konumlandırmak ve Hegel Felsefesinin Yöntemi Olarak Kavram

Hegel’e Dair Bir Mit: Baştan Beri Varolan Özerk Özne Olarak Tin

Düşünce Belirlenimlerinin Diyalektiği

Hegel’in Başarısız Olduğu Yer: Ontolojik Diyalektik

 

Değerlendirme: Diyalektik: Hem Ana Hem Baba Hem Ebe Hem de Çocuk

 

 

DİYALEKTİĞİN OLUMLU-“USSAL” BELİRLENİMİ: MARX VE ONTO-POLİTİKA

 

Marx’ta Diyalektik: Dünya Bir Dünya Olurken

Yakın Takip: Hegelci Diyalektiğin Peşinde

18 Brumaire: Gerçekle Sınanan Diyalektik

Nedenselliğin Aşılması Olarak Diyalektik: Altyapı-Üstyapı Dikotomisi

Grundrisse ve Diyalektik: Mantık Bilimi Nesnesiyle Buluşuyor

Kimse Utanmasın! Diyalektik Gerçekliğin Hareketidir

Hiç Kopmayan Takip: Grundrisse’den Geriye Doğru Diyalektik

Hiç Kopulmayan Sorunsalın Belirlenimi: 1843 Elyazmaları

Değerlendirme: Diyalektiğin Ontolojik Belirlenimi

 

Nedir Bu Onto-politika?

Almanya’da Din Eleştirisi ve Felsefenin Yeni Konumu

Felsefenin Melezleşmesi: Politika İle Flört

Felsefenin ‘Gerçek’leşmesi: Ekonomi Politiğin Eleştirisi

Felsefenin Aşılması Olarak Politika

Paralel Hareket: Diyalektik ve Politika

İdeal-politik

Reel-Politik

Onto-Politik

 

SONUÇ: Eski bir Dostun Hatırlanması: Ontolojinin Dönüşü

KAYNAKÇA

Henüz hiç okur yorumu eklenmemiş. İlk yorum yazan siz olun!

Yorum yaz!

Felsefenin Arzusu: Politika (Tükendi)

Felsefenin Arzusu: Politika (Tükendi)

Kitap boyunca Varlık ve Bilgi ile siyaset ve felsefe arasındaki ilişkinin diyalektik ile nasıl dolayımlandığının hikayesi felsefe tarihinin içinde bir yolculukla anlatılıyor. Felsefenin Arzusu: Politika hem felsefe içinde bir konum tutma veKampfplatza katılma çabası olarak okunabiliyor; diğer taraftan da hiç bir içsel ilişkiyi atlamayan bir felsefe tarihi işlevi görüyor.

Yazar: Ersin Vedat Elgür